Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) devam eden Ebola salgını, ülke tarihinde kaydedilen en ölümcül salgın olarak tarihe geçti. Birleşmiş Milletler (BM) üst düzey yetkilileri, virüsün yayılmasının önüne geçmek için uluslararası topluma 'hız, ölçek ve dayanışma' çağrısında bulundu. Salgın, doğudaki Kuzey Kivu eyaletinde Ağustos 2018'de başlamıştı ve şu ana kadar 1.000'den fazla kişinin hayatına mal oldu.
Salgının seyri ve müdahale çabaları
BM Genel Sekreteri'nin Ebola Koordinatörü David Gressly, salgının kontrol altına alınması için daha fazla uluslararası desteğe ihtiyaç duyulduğunu belirterek, 'Virüs bizden daha da ileri gitmeden önce hız, ölçek ve dayanışma gerekiyor' dedi. Gressly, mevcut müdahalenin yetersiz kaldığını ve sağlık çalışanlarının salgınla mücadelede büyük zorluklarla karşılaştığını vurguladı.
Salgın, özellikle çatışma bölgelerinde yaşayan toplulukları etkiliyor. Kuzey Kivu ve Ituri eyaletleri, silahlı grupların faaliyet gösterdiği ve insani yardım çalışanlarının zaman zaman hedef alındığı bölgeler. Bu durum, temas takibi, aşı kampanyaları ve güvenli defin işlemleri gibi kritik müdahale faaliyetlerini sekteye uğratıyor. DRC Sağlık Bakanlığı, 2019 yılının başından bu yana yaklaşık 250.000 kişinin aşılandığını açıkladı. Deneysel bir aşı olan rVSV-ZEBOV'un koruyucu etkinliğinin yüksek olduğu düşünülüyor. Ancak aşılama çalışmaları, bölgedeki güvenlik sorunları ve toplumun bazı kesimlerinin direnişi nedeniyle beklenen hızda ilerlemiyor.
Bölgesel ve küresel risk
Ebola salgını, yalnızca DRC için değil, komşu ülkeler için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Uganda, Ruanda, Güney Sudan ve Burundi gibi ülkeler, sınır bölgelerinde gözetim önlemlerini artırdı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), salgının uluslararası bir acil sağlık durumu olduğunu Ağustos 2018'de ilan etmişti. Ancak bazı uzmanlar, bu ilanın müdahale kaynaklarının artırılmasına yol açtığını ancak yetersiz kaldığını savunuyor.
Salgının yayılma riski, bölgedeki yoğun nüfus hareketleri ve sınır ötesi ticaret nedeniyle yüksek. 2014-2016 yıllarında Batı Afrika'da yaşanan ve 11.000'den fazla kişinin ölümüne neden olan Ebola salgını, uluslararası toplumun bu tür krizlere karşı hazırlıksız olduğunu göstermişti. Bu kez, daha gelişmiş aşı ve tedavi olanakları sayesinde ölüm oranı nispeten daha düşük seyrediyor; ancak salgının kontrol altına alınamaması uluslararası yayılma ihtimalini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
DRC'deki Ebola salgını, küresel sağlık güvenliği açısından önemli bir sınav. Türkiye, salgınla mücadelede uluslararası topluma destek vermekte ve insani yardım faaliyetlerinde bulunmaktadır. Salgının küresel ölçekte yayılma riski, Türkiye gibi yoğun hava trafiğine sahip ülkeler için de potansiyel bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle, Türkiye'nin sınır sağlık önlemlerini güçlendirmesi ve uluslararası işbirliğine katkı sağlaması, hem bölgesel istikrar hem de küresel sağlık güvenliği açısından stratejik önem taşıyor. Ayrıca, salgının ekonomik etkileri ve ticaret yolları üzerindeki olası yansımaları, Türk dış politikasının Afrika açılımı bağlamında değerlendirilmelidir.