Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) devam eden Ebola salgınında doğrulanmış vaka sayısı ilk kez 4 bin sınırını aştı. Hükümet verilerine göre, ülkenin doğusundaki salgında toplam vaka sayısı 4 bin 001'e yükselirken, ölü sayısı da 2 bin 700'ü geçti. Bu, ülke tarihinde görülen en ölümcül Ebola salgını olarak kayıtlara geçti. Salgın, Ağustos 2018'de Kuzey Kivu ve Ituri eyaletlerinde başlamıştı ve kontrol altına alınması için uluslararası çabalar devam ediyor.
Salgının Seyri ve Mücadele Çabaları
Ebola virüsü, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusunda, Uganda ve Ruanda sınırına yakın bölgelerde hızla yayılmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, doğrulanmış vaka sayısı 4 bin 001'e ulaşırken, bunların 3 bin 800'den fazlası Kuzey Kivu'da, geri kalanı ise Ituri eyaletinde tespit edildi. Salgın, bölgedeki çatışmalar ve güvensizlik nedeniyle sağlık ekiplerinin erişimini zorlaştırıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve uluslararası yardım kuruluşları, aşı kampanyaları ve halk sağlığı önlemleriyle salgını kontrol altına almaya çalışıyor. Ancak, yeni vakaların sayısı hâlâ artış eğiliminde.
DSÖ, salgının yayılmasını önlemek için 2019'da yeni bir aşı olan rVSV-ZEBOV'u kullanmaya başladı. Şu ana kadar 200 binden fazla kişi aşılandı. Ayrıca, Ebola tedavisinde kullanılan deneysel ilaçlar da bölgeye sevk edildi. Ancak, sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar ve toplumun bazı kesimlerinin aşıya karşı güvensizliği, mücadeleyi zorlaştıran faktörler arasında. Salgının başladığı Ağustos 2018'den bu yana en az 200 sağlık çalışanı enfekte oldu, bunlardan 80'i hayatını kaybetti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ebola salgını yalnızca Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ni değil, komşu ülkeleri de tehdit ediyor. Uganda, Ruanda ve Güney Sudan gibi ülkeler, sınır kapılarında sağlık taramaları yaparak virüsün yayılmasını önlemeye çalışıyor. DSÖ, salgının uluslararası boyut kazandığını ve acil durum ilan edilmesi gerektiğini birkaç kez vurguladı. Temmuz 2019'da DSÖ, salgının 'uluslararası önemi haiz halk sağlığı acil durumu' ilan edilmesi kararı almıştı. Bu, virüsün sınır ötesi yayılma riskinin yüksek olduğu anlamına geliyor. Ayrıca, salgının bölgedeki insani krizi derinleştirdiği, milyonlarca insanın gıda güvenliğini tehdit ettiği belirtiliyor.
Uluslararası toplum, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ne mali ve teknik destek sağlıyor. Dünya Bankası, salgınla mücadele için 1,5 milyar dolar kaynak ayırdı. ABD, Avrupa Birliği ve Çin de sağlık ekipleri ve ekipman gönderdi. Ancak, salgının kontrol altına alınması için daha fazla çaba gerektiği ifade ediliyor. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 'Bu salgını bitirmek için elimizdeki tüm araçları kullanmalıyız. Toplumun güvenini kazanmadan salgını bitiremeyiz' dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki Ebola salgını, Türkiye açısından doğrudan bir tehdit oluşturmuyor ancak küresel sağlık güvenliği açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Afrika ile artan siyasi ve ekonomik ilişkileri çerçevesinde, salgınla mücadelede uluslararası dayanışmaya katkı sağlayabilir. Türk Kızılayı ve Türk hastaneleri, geçmişte olduğu gibi sağlık desteği konusunda deneyime sahip. Ayrıca, salgının bölgesel istikrarsızlığı artırması, Türkiye'nin Afrika'daki ticari ve insani çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin DSÖ ve Afrika Birliği ile iş birliği yaparak küresel sağlık güvenliğine katkıda bulunması önem taşıyor.