Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğusunda Ebola salgını hızla yayılırken, sağlık yetkilileri halk arasında yaygınlaşan yanlış bilgilerle mücadele etmek için sıra dışı bir yönteme başvurdu. Onlarca motosikletli taksi şoförü, Ebola önleme mesajları taşıyan pankartlar ve hoparlörlerle şehir şehir dolaşarak halkı bilinçlendirmeye çalışıyor. Bu girişim, özellikle kırsal bölgelerde salgına karşı şüphe ve güvensizliğin giderek arttığı bir dönemde hayata geçirildi. Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre, 2025 yılının başından bu yana ülkede 25'ten fazla Ebola vakası kaydedildi ve en az 10 kişi hayatını kaybetti.
Ebola ile mücadelede yeni cephe: Yanlış bilgi
KDC'nin Kuzey Kivu eyaletinde başlayan salgın, bölgedeki sağlık altyapısının zayıflığı ve toplumsal güvensizlik nedeniyle daha da karmaşık bir hal alıyor. Yetkililer, Ebola'nın tedavi edilebilir bir hastalık olduğu yönündeki bilimsel gerçekleri anlatmakta zorlanırken, sosyal medyada dolaşan aşı karşıtı söylemler ve komplo teorileri halkın sağlık ekiplerine olan güvenini sarstı. Motosikletli ekipler, bu dezenformasyonla mücadelede ön saflarda yer alıyor. Şoförler, köy köy dolaşarak ellerinde 'Ebola gerçek, korunun' yazılı pankartlarla semptomlar, bulaşma yolları ve tedavi merkezleri hakkında bilgi veriyor.
Bölgedeki sivil toplum kuruluşları da bu çabayı destekliyor. Yerel bir sağlık çalışanı, "İnsanlar resmi açıklamalardan çok, tanıdıkları bir motosikletçinin söylediklerine inanıyor. Bu nedenle motosikletliler, bizim için birer gönüllü elçi haline geldi" diyor. Ancak uzmanlar, bu tür taban hareketlerinin yeterli olmadığını, hükümetin ve uluslararası kuruluşların daha kapsamlı bir iletişim stratejisi geliştirmesi gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ebola, KDC'de 1976'daki ilk keşfinden bu yana düzenli aralıklarla salgınlara neden oluyor. Ancak 2018-2020 yılları arasında yaşanan ve 2.200'den fazla kişinin ölümüne yol açan salgının ardından, bölgenin sağlık sistemi hâlâ toparlanmış değil. Salgın, aynı zamanda komşu ülkeler Uganda, Ruanda ve Burundi için de bir tehdit oluşturuyor. DSÖ, sınır ötesi gözetimi artırdı ve bölge ülkelerine acil durum ekipleri gönderdi. Küresel boyutta ise, Ebola vakalarının uluslararası seyahat yoluyla yayılma riski düşük olsa da, DSÖ salgını 'uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu' olarak sınıflandırmayı değerlendiriyor. Özellikle aşı ve tedavi stoklarının yeterliliği, küresel sağlık güvenliği açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika'da sağlık altyapısının güçlendirilmesine yönelik iş birliği projeleri yürütmektedir. KDC'deki Ebola salgını, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım ve kalkınma programları kapsamında sağlık sektörüne yaptığı yatırımların önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Doğrudan bir tehdit olmasa da, salgının komşu ülkelere sıçraması durumunda Türkiye'nin bölgedeki ticari ve diplomatik ilişkileri etkilenebilir. Ayrıca, Türk sivil toplum kuruluşlarının bölgedeki sağlık çalışmalarına destek vermesi, Ankara'nın Afrika'daki yumuşak gücünü artırabilir. Salgın kontrol altına alınmazsa, küresel sağlık krizi potansiyeli taşıdığından, Türkiye'nin DSÖ ve Afrika Birliği ile koordinasyonunu güçlendirmesi stratejik bir öncelik olabilir.