Kolombiya'nın yeni Devlet Başkanı Abelardo de la Espriella, selefi Gustavo Petro'nun silahlı gruplarla müzakereyi öngören 'toplam barış' stratejisini rafa kaldırarak suç çetelerine karşı sert güvenlik politikalarına yöneldi. Bu politika değişikliği, ülkenin turistik bölgelerinde şiddetin tırmanmasına yol açtı; bir zamanlar turist akınına uğrayan bölgeler adeta hayalet şehre döndü. De la Espriella'nın sert çizgisi, çetelerin kontrolündeki bölgelerde çatışmaları körüklerken, ekonomik ve sosyal hayatı da olumsuz etkiliyor.
Arka Plan: 'Toplam Barış'tan Sert Güvenliğe Geçiş
Gustavo Petro'nun 2022'de iktidara gelmesiyle başlayan 'toplam barış' (paz total) politikası, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ile imzalanan 2016 barış anlaşmasının ardından kalan silahlı gruplarla (ELN, FARC-EMC, Clan del Golfo gibi) müzakere yoluyla çözüm arayışını içeriyordu. Petro, bu stratejiyle kırsaldaki şiddeti azaltmayı ve silahlı aktörleri siyasi sürece dahil etmeyi hedefliyordu. Ancak ateşkesler sık sık ihlal edildi ve çeteler boşluktan yararlanarak kokain ticaretini ve yasadışı madenciliği genişletti. 2026'da göreve gelen Abelardo de la Espriella, selefinin politikasını 'ülkeyi çetelere teslim etmek' olarak eleştirerek, askeri operasyonları ve kolluk kuvvetlerinin yetkilerini artırdı.
Yeni yönetim, suç örgütlerine karşı topyekûn mücadele başlatarak, özellikle kıyı bölgeleri ve turistik merkezlerde güvenliği sağlamayı vaat etti. Ancak bu sert geçiş, çetelerin misilleme saldırılarını tetikledi. Ülkenin kuzeyindeki Cartagena, Santa Marta gibi turizm cennetleri ve Pasifik kıyısındaki Buenaventura'da silahlı çatışmalar arttı. Yerel halk ve turistler bölgeyi terk ederken, oteller ve işletmeler kepenk indirdi. Kolombiya hükümeti, turizm gelirlerinde ciddi düşüş olduğunu ve yatırımcı güveninin sarsıldığını kabul ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kolombiya, Latin Amerika'nın en büyük kokain üreticisi ve ABD'nin başlıca uyuşturucu tedarikçisi konumunda. Ülkedeki istikrarsızlık, bölgesel güvenliği ve küresel uyuşturucu ticaretini doğrudan etkiliyor. De la Espriella'nın sert politikası, ABD ile güvenlik işbirliğini güçlendirebilir; zira Washington, Petro döneminde artan kokain sevkiyatından endişeliydi. Öte yandan, Venezuela ile sınır bölgelerinde ELN ve diğer grupların faaliyetleri, iki ülke arasında gerilimi artırabilir. Brezilya ve Peru gibi komşular da Kolombiya'daki çatışmalardan olumsuz etkileniyor; sınır ötesi suç ağları bölge genelinde yayılıyor. Uluslararası yatırımcılar, Kolombiya'nın 'toplam barış' sonrası dönemdeki istikrarını yakından izliyor. Turizm sektörü, ülke ekonomisinin önemli bir parçası; şiddet olayları nedeniyle rezervasyon iptalleri ve ekonomik kayıplar artıyor.
Uzmanlar, sert güvenlik önlemlerinin kısa vadede çatışmaları artırabileceğini, ancak uzun vadede devlet otoritesini tesis edebileceğini belirtiyor. Ancak sosyal ve ekonomik reformlar olmadan yalnızca askeri çözümün kalıcı barış getirmeyeceği vurgulanıyor. Kolombiya, aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadele ederken, ormansızlaşma ve yasadışı madencilik gibi sorunlarla da boğuşuyor. Yeni hükümetin bu çok yönlü krizle nasıl başa çıkacağı, ülkenin geleceği açısından kritik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya'daki gelişmeler, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel uyuşturucu ticareti ve bölgesel istikrar açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Latin Amerika'da ekonomik ve diplomatik ilişkilerini genişletme çabasında; Kolombiya'daki istikrarsızlık, Türk yatırımcıları ve ticaret ortaklarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, uluslararası uyuşturucu ağlarının Karayipler ve Batı Afrika üzerinden Avrupa'ya ulaşan rotaları, Türkiye'nin de mücadele ettiği organize suç ve terör finansmanıyla bağlantılı olabilir. Türkiye, bölgesel güvenlik ve istikrarın korunmasına yönelik uluslararası çabalarda yer almalı; Kolombiya ile güvenlik işbirliğini geliştirerek deneyim paylaşımında bulunabilir.