Kolombiya Devlet Başkanı Abelardo de la Espriella, Ulusal Müze'de "komünizmi teşvik eden" sanat eserlerini temizleyeceğini ve kültür kurumlarına karşı bir "karşıdevrim" başlatacağını duyurdu. Aşırı sağcı lider, müzeyi "ideolojik propagandanın merkezi" olmakla suçlayarak, göreve geldiğinden bu yana kültürel alanda yürüttüğü tasfiye politikasını derinleştiriyor. Bu hamle, ülkedeki sanat camiası ve muhalefet tarafından sert tepkiyle karşılandı.
Gelişmenin Arka Planı
Abelardo de la Espriella, geçtiğimiz yıl yapılan seçimlerde beklenmedik bir zafer kazanarak Kolombiya'nın ilk aşırı sağcı devlet başkanı olmuştu. Seçim kampanyasında "komünizmi ve sosyalizmi ülkeden sileceği" sözü veren de la Espriella, göreve başladıktan sonra bir dizi tartışmalı karara imza attı. Eğitim müfredatına müdahale, sendikalara yönelik baskılar ve medya üzerindeki denetim artışı bunlar arasında. Şimdi ise hedefinde ülkenin en önemli kültür kurumlarından biri olan Ulusal Müze var.
Devlet başkanı, düzenlediği basın toplantısında, müzede sergilenen bazı eserlerin "marksist ideolojiyi yücelttiğini" ve "Kolombiya halkının değerlerine aykırı olduğunu" öne sürdü. Hangi eserlerin kaldırılacağına dair somut bir liste vermezken, "komünist propagandanın her türlüsünü temizleyeceğiz" ifadesini kullandı. De la Espriella, kültür kurumlarının "ulusal kimliği yeniden inşa etme" sürecinde aktif rol alması gerektiğini savunuyor.
Ulusal Müze yetkilileri ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak müze çalışanları, bazı eserlerin kaldırılması yönünde talimat aldıklarını doğruladı. Kolombiya Sanatçılar Birliği, kararı "kültürel sansür" olarak nitelendirerek kınadı. Muhalefet partileri ise devlet başkanının anayasal sınırları aştığını ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kolombiya'daki bu gelişme, Latin Amerika'da yükselen aşırı sağ dalganın bir parçası olarak görülüyor. Brezilya'da Jair Bolsonaro döneminde kültür kurumlarına yönelik benzer müdahaleler yaşanmış, Arjantin'de de sağcı hükümetler sanat ve eğitim alanında ideolojik düzenlemelere gitmişti. De la Espriella'nın hamlesi, bölgede sol hükümetlerin uzun süredir etkili olduğu kültürel alanda bir "karşı devrim" olarak yorumlanıyor.
Uluslararası insan hakları örgütleri, kararı endişeyle karşıladı. UNESCO, kültürel çeşitliliğin korunması çağrısında bulunurken, Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) demokratik değerlere vurgu yaptı. Ancak ABD yönetimi henüz bir tepki vermedi. Uzmanlar, Washington'un Kolombiya'daki bu tür gelişmelere göz yumabileceğini, zira de la Espriella'nın bölgede ABD yanlısı bir çizgi izlediğini belirtiyor.
Kolombiya, son yıllarda istikrarsız bir siyasi atmosfere sahne oluyor. 2016'daki barış anlaşmasının ardından FARC ile mücadele sona ermiş olsa da, ülke hâlâ derin toplumsal bölünmelerle boğuşuyor. De la Espriella'nın sert söylemleri ve kültürel alandaki müdahaleleri, bu kutuplaşmayı daha da derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya'daki bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi etkilememekle birlikte, küresel ölçekte kültürel özgürlükler ve ifade özgürlüğü tartışmaları açısından önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Latin Amerika ile ilişkilerini geliştirme çabasında ve Kolombiya önemli bir ortak. Ancak Türkiye'nin kendi içinde de sanat ve kültür alanında zaman zaman benzer tartışmalar yaşanıyor. Bu tür müdahaleler, uluslararası alanda Türkiye'nin imajını etkileyebilecek bir hassasiyet yaratabilir. Ayrıca, Latin Amerika'da yükselen sağ dalga, bölgedeki sol hükümetlerle iyi ilişkileri olan Türkiye'nin dış politikasını dolaylı yönden etkileyebilir.