Londra merkezli sivil toplum kuruluşu Global Witness'ın yayımladığı rapora göre, 2025 yılında dünya genelinde öldürülen çevre aktivistlerinin yarısından fazlası Kolombiya ve Brezilya'da kaydedildi. İki ülke, toplam cinayetlerin %52'sini oluşturdu. Rapor, çevre savunucularının özellikle Latin Amerika'da artan şiddetle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
Raporun ayrıntıları ve arka plan
Global Witness'ın her yıl yayımladığı ve çevre aktivistlerine yönelik küresel şiddeti belgeleyen raporu, 2025 yılına ilişkin çarpıcı veriler içeriyor. Rapora göre, dünya çapında toplam 196 çevre savunucusu öldürüldü. Bunların 102'si Kolombiya ve Brezilya'da gerçekleşti. Bu iki ülke, sırasıyla 65 ve 37 cinayetle listenin başında yer aldı.
Kolombiya'da öldürülen aktivistlerin büyük bölümü, madencilik, ormansızlaşma ve arazi gaspına karşı mücadele eden yerli topluluk liderleri ve küçük ölçekli çiftçilerden oluşuyor. Brezilya'da ise Amazon ormanlarındaki yasadışı ağaç kesimi, madencilik ve tarım arazisi genişlemesine karşı çıkan çevreciler ve yerli halk temsilcileri hedef alındı. Global Witness, bu cinayetlerin büyük ölçüde cezasız kaldığını vurguluyor.
Rapor, Latin Amerika'nın genel olarak çevre aktivistleri için en tehlikeli bölge olduğunu bir kez daha teyit ediyor. Bölge, küresel cinayetlerin yaklaşık üçte ikisine ev sahipliği yapıyor. Meksika, Honduras, Guatemala ve Peru gibi ülkeler de listede üst sıralarda yer alıyor. Global Witness, bu ülkelerde çevre savunucularının genellikle yerel yönetimlerin ihmali veya doğrudan işbirliğiyle yasadışı ekonomik çıkar gruplarının hedefi haline geldiğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kolombiya'da 2016 yılında imzalanan barış anlaşmasının ardından, silahlı grupların boşalttığı bölgelerde arazi ve kaynak mücadelesi şiddetlendi. Eski FARC gerillalarının bir kısmı yasadışı madencilik ve kokain ticaretine yöneldi; bu da çevre aktivistlerini doğrudan tehdit ediyor. Devlet kurumlarının zayıf olduğu kırsal bölgelerde, çevre liderleri neredeyse hiç korunamıyor.
Brezilya'da ise son yıllarda Amazon'da artan ormansızlaşma ve çiftçilik faaliyetleri, yerli topluluklarla çatışmaları derinleştirdi. Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva'nın çevre koruma taahhütlerine rağmen, yerel düzeyde uygulama eksiklikleri ve yasadışı ağların gücü, aktivistlere yönelik saldırıları sürdürüyor. Global Witness, Brezilya'da öldürülenlerin çoğunun Amazon'un derinliklerinde yaşayan yerli halklar olduğunu kaydediyor.
Uluslararası kamuoyu, bu cinayetlerin iklim kriziyle mücadeleyi de baltaladığını belirtiyor. Çevre aktivistleri, ormansızlaşmayı ve sera gazı emisyonlarını izleyen, yasadışı faaliyetleri belgeleyen kişiler oldukları için öldürülmeleri, küresel iklim hedeflerine ulaşmayı zorlaştırıyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, Latin Amerika hükümetlerine çevre savunucularını koruma çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya ve Brezilya'daki çevre aktivisti cinayetleri, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel iklim diplomasisi ve insan hakları normları açısından önemli bir gösterge. Türkiye, Paris Anlaşması'na taraf olarak iklim kriziyle mücadelede uluslararası işbirliğini destekliyor. Ancak çevre savunucularının korunması, Türkiye'nin de zaman zaman eleştirildiği bir alan. Bu tür raporlar, Türkiye'nin uluslararası platformlarda çevre hakları savunuculuğunu güçlendirmesi ve kendi içinde çevre aktivistlerine yönelik baskıları gözden geçirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, Latin Amerika'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgeyle olan ticari ve diplomatik ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir.