Mississippi eyaletinde, 2023 yılında polis tarafından vurularak öldürülen Kohen Wiley'nin ailesi, soruşturmayı yürüten yetkililerin kendileriyle hiçbir şekilde iletişime geçmediğini ve polisin vurulma olayında suçsuz bulunmasının ardından eyaletin bu karara ilişkin hiçbir kanıt sunmadığını açıkladı. Aile avukatları, Mississippi'nin "kapsamlı ve tarafsız" bir inceleme yapıldığı iddiasını destekleyecek herhangi bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmadığını belirtiyor. Olay, ABD'de kolluk kuvvetlerinin hesap verebilirliği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Olayın Arka Planı
Kohen Wiley, 2023 yılında Mississippi'nin merkezinde polis memurlarıyla yaşanan bir olay sonucu hayatını kaybetti. Olayın ardından yerel savcılık, polisin görevini yaparken herhangi bir kural ihlali yapmadığı sonucuna vardı. Ancak Wiley ailesinin avukatları, soruşturma sürecinin şeffaf olmadığını ve ailenin süreçten dışlandığını savunuyor. Aile, özellikle olay yeri incelemesi ve görgü tanıklarının ifadelerine erişim taleplerinin karşılıksız kaldığını belirtiyor.
Mississippi eyaleti yetkilileri, olayla ilgili "kapsamlı ve tarafsız" bir soruşturma yürütüldüğünü ve polisin eyleminin "haklı" olduğunu açıklamıştı. Ancak bu iddiaya rağmen, soruşturmanın nasıl yapıldığına dair hiçbir rapor, tanık beyanı veya delil kamuoyuyla paylaşılmadı. The Intercept'in haberine göre, eyalet savcılığı soruşturma dosyasını kapalı tutuyor ve ailenin bilgi edinme başvuruları da sonuçsuz kaldı.
Aile avukatı, "Müvekkillerim, oğullarının ölümüyle ilgili en temel bilgilere bile ulaşamıyor. Soruşturmayı yürütenlerin kendileriyle bir kez olsun görüşmemesi, sürecin ne kadar tek taraflı olduğunu gösteriyor" açıklamasında bulundu. Ayrıca olay sırasında polis memurlarının vücut kamerası görüntülerinin de bulunmadığı veya erişilebilir olmadığı iddia ediliyor.
ABD'de Kolluk Kuvvetleri ve Hesap Verebilirlik
Kohen Wiley davası, ABD'de son yıllarda sıkça gündeme gelen polis şiddeti ve hesap verebilirlik tartışmalarının bir parçası. Ülkede özellikle siyahi ve azınlık topluluklara yönelik polis müdahaleleri, büyük protestolara ve reform çağrılarına yol açtı. Mississippi gibi eyaletlerde savcıların polis lehine karar verme eğilimi, federal düzeyde soruşturma açılmasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, yerel savcıların polisle yakın çalışma ilişkisi nedeniyle bağımsız soruşturmaların nadiren yapıldığını vurguluyor.
Wiley ailesi, şimdi federal yetkililerden olaya el atmalarını ve bağımsız bir soruşturma başlatmalarını talep ediyor. Aile ayrıca, Mississippi eyaletinin şeffaflık yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle hukuki yollara başvurabileceklerini açıkladı. ABD Adalet Bakanlığı'nın benzer davalarda nadiren müdahale ettiği biliniyor; ancak kamuoyu baskısı arttıkça federal inceleme olasılığı artabilir.
Olay, ABD'de 2020'de George Floyd'un öldürülmesinin ardından başlatılan polis reformu tartışmalarının hâlâ çözüme kavuşmadığını gösteriyor. Birçok eyalet, polis memurlarının yargılanmasını kolaylaştıracak yasalar çıkarmadı. Mississippi'de ise polis sendikalarının etkisiyle reform çabaları sınırlı kaldı. Wiley ailesinin mücadelesi, yerel yönetimlerin hesap verebilirlik konusundaki isteksizliğini gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de polis şiddeti ve yargı süreçlerine ilişkin bu tür haberler, Türkiye'de genellikle ABD'nin iç işleri ve insan hakları sicili bağlamında ele alınıyor. Türk kamuoyu, özellikle son yıllarda artan polis müdahaleleri ve yargı bağımsızlığı tartışmaları nedeniyle bu tür olaylara ilgi gösteriyor. Ancak doğrudan bir dış politika yansıması beklenmiyor. Yine de ABD'nin uluslararası alanda insan hakları savunuculuğu yaparken kendi içinde bu tür vakaların yaşanması, Washington'un küresel itibarını zayıflatabilir. Türkiye-ABD ilişkilerinde ise bu tür haberler, zaman zaman karşılıklı eleştirilerde malzeme olarak kullanılabiliyor.