Fransa'da, eşi tarafından uyuşturulup başka erkeklere tecavüz etmeleri için sunulan bir kadına cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla yargılanan Sean Peers (38), suçunu kabul etti. Olay, kocanın karısını on yıllar boyunca uyuşturarak yabancı erkeklere tecavüz ettirdiği skandal davada ortaya çıktı.
Olayın Arka Planı
Kadının kocası, karısını gizlice uyuşturarak uyku halindeyken çok sayıda erkeğe cinsel saldırıda bulunmaları için davet etmekle suçlanıyor. Bu iğrenç olay, yaklaşık on yıl boyunca sürdü ve kadın, kendisine yapılanları yıllar sonra öğrendi. Sean Peers, bu erkeklerden biri olarak mahkemeye çıktı ve bilinci kapalı bir kadına cinsel saldırıda bulunduğunu itiraf etti.
Dava, Fransa'da kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar konusunda büyük bir infial yarattı. Kadının avukatları, müvekkillerinin yaşadığı travmanın tarifsiz olduğunu belirterek, faillerin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyor. Olay, aynı zamanda Fransa'da cinsel suçlara ilişkin yasal düzenlemelerin ve toplumsal farkındalığın yetersizliğini de gözler önüne serdi.
Sean Peers'in yargılanması, kocanın da aralarında bulunduğu geniş bir sanık grubunun yargılandığı davanın bir parçası. Kocanın, karısını uyuşturarak tecavüz etmeleri için onlarca erkeği eve davet ettiği ve bu eylemleri kayda aldığı iddia ediliyor. Kadın, ancak kocasının başka suçlardan tutuklanması ve polisin evde yaptığı aramada bulduğu görüntüler sayesinde yaşadıklarını öğrendi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fransa'da son yıllarda kadına yönelik şiddet ve cinsel saldırı vakalarında artış yaşanıyor. Ülkede 2020 yılında COVID-19 kısıtlamaları sırasında aile içi şiddet vakalarında ciddi bir artış kaydedilmişti. Bu dava, Fransa'da kadın hakları örgütlerinin yıllardır dile getirdiği "kadın cinayetleri ve cinsel saldırıların önlenmesi" çağrılarını yeniden gündeme taşıdı.
Avrupa genelinde, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında çeşitli yasal düzenlemeler yapılıyor. İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi", 2011 yılında imzaya açıldı ve birçok Avrupa ülkesi tarafından onaylandı. Ancak uygulamada hâlâ eksiklikler olduğu ve mağdurların yeterince korunamadığı eleştirileri yapılıyor.
Bu tür davalar, yalnızca faillerin cezalandırılmasıyla kalmayıp, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha kapsamlı politikaların gerekliliğini ortaya koyuyor. Fransa'da kadın hakları savunucuları, hükümeti daha etkin önlemler almaya ve mağdurlara yönelik destek mekanizmalarını güçlendirmeye çağırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'ni ilk imzalayan ülkelerden biri olmasına rağmen 2021 yılında sözleşmeden çekilme kararı almıştı. Bu dava, kadına yönelik şiddetin sınır tanımayan bir sorun olduğunu ve uluslararası işbirliğinin önemini gösteriyor. Türkiye'de de benzer vakalar yaşanmakta ve kadın örgütleri yasal korumaların güçlendirilmesini talep etmektedir. Fransa'daki bu dava, Türkiye'deki kamuoyu için de bir farkındalık yaratabilir ve cinsel saldırı mağdurlarının adalete erişiminin önemini vurgulayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa Konseyi ile ilişkileri ve kadın hakları konusundaki uluslararası taahhütleri açısından da dikkate değer bir gelişmedir.