Afganistan'da uluslararası sağlık fonlarının kesilmesi ve onlarca kliniğin kapanması sonucu 3,7 milyon çocuğun akut yetersiz beslenme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bildiriliyor. Save the Children adlı yardım kuruluşunun yayımladığı son rapora göre, ülkedeki her 10 çocuktan biri bu kritik durumda yaşıyor. Taliban yönetiminin 2021'de iktidara gelmesinden bu yana uluslararası toplumun insani yardım bütçelerini azaltması, sağlık sistemini çökme noktasına getirdi. Özellikle kırsal bölgelerdeki aileler, temel sağlık hizmetlerine erişemezken, çocuk ölümlerinin artacağından endişe ediliyor.
Krizin arka planı: Finansman kesintileri ve klinik kapanışları
Save the Children'ın raporuna göre, 2023 yılında Afganistan'daki sağlık tesislerinin yaklaşık dörtte biri, fon yetersizliği nedeniyle kapanmak zorunda kaldı. Bu kliniklerin büyük bölümü, anne ve çocuk sağlığı hizmetleri veren merkezlerdi. Kapanan tesisler arasında, yetersiz beslenme tedavisi uygulanan 172 merkez de bulunuyor. Bu durum, özellikle 5 yaş altı çocuklarda ağır akut yetersiz beslenme vakalarının tedavi edilmemesine yol açıyor. Kuruluş, ülke genelinde 3,7 milyon çocuğun akut yetersiz beslenme yaşadığını, bunların 1,4 milyonunun ise ciddi düzeyde etkilendiğini belirtiyor.
Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre, Afganistan'da sağlık hizmeti sunumu yüzde 60 oranında dış bağışlara bağımlı. Bu bağımlılık, uluslararası bağışçıların 2022'den itibaren yardımlarını azaltmasıyla derin bir krize dönüştü. Taliban yönetiminin kadınların çalışmasına getirdiği kısıtlamalar, bazı bağışçıların insani yardım projelerini askıya almasına neden oldu. Öte yandan, ülkedeki ekonomik çöküş, gıda fiyatlarının hızla yükselmesine ve hane halklarının geçim kaynaklarının kaybolmasına yol açtı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Afgan nüfusunun yarısından fazlasının (yaklaşık 20 milyon kişi) gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu tahmin ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İnsani krizin yayılma riski
Afganistan'daki bu insani kriz, yalnızca ülke sınırları içinde kalmıyor. Kıtlık ve yetersiz beslenme, kitlesel göç dalgalarını tetikleyebilir. Komşu ülkeler Pakistan ve İran, geçmişte Afgan mülteci akınlarıyla karşı karşıya kalmıştı. Bu durum, bölgesel istikrar açısından da ciddi bir tehdit oluşturuyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ise, akut yetersiz beslenmenin çocuklarda kalıcı zihinsel ve fiziksel hasarlara yol açtığını, bunun da ülkenin gelecekteki iş gücü potansiyelini zayıflattığını vurguluyor. Uluslararası toplumun, Taliban ile siyasi ilişkileri göz ardı ederek insani yardımı önceliklendirmesi gerektiği konusunda uzmanlar uyarıyor.
Dünya Bankası verilerine göre, 2020'de Afganistan'da beş yaş altı ölüm oranı 1000 canlı doğumda 55 iken, bu sayı son iki yılda artış eğilimine girdi. Uzmanlar, mevcut kriz devam ederse, 2024'te bu oranın 70'in üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Bu, bölgesel bir halk sağlığı acil durumuna yol açabilir. Ayrıca, virüsler ve salgın hastalıklar için uygun zemin hazırlayan yetersiz beslenme, Afganistan'ın sınır ötesi sağlık güvenliğini de tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afganistan'daki insani kriz, Türkiye'nin göç yükünü dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, dünyada en fazla Afgan göçmeni barındıran ülkelerden biri olmasa da, İran üzerinden Avrupa'ya ve Türkiye'ye yönelen göç rotaları üzerinde stratejik bir konuma sahip. Kriz derinleşirse, Türkiye'nin sınır güvenliği ve göç politikası üzerinde baskı oluşabilir. Öte yandan, Türkiye'nin bölgedeki insani diplomasi girişimleri, hem Afgan halkına yardım ulaştırılmasında hem de uluslararası toplumun koordinasyonunda önemli bir rol oynayabilir. Bu tür bir kriz, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve insani yardım konularındaki liderlik rolünü güçlendirme fırsatı sunmakla birlikte, uzun vadeli çözümler için Afganistan'da sürdürülebilir bir siyasi istikrarın sağlanması gerektiğini ortaya koyuyor.