ABD merkezli küresel yatırım şirketi KKR & Co., ABD'deki portföy şirketlerinde düşük ücretli çalışanlar için rekabet yasağı anlaşmalarını yasakladığını duyurdu. Şirket, bu adımın söz konusu kısıtlayıcı sözleşmelerin firmaların rekabetçi kalması için gerekli olmadığını göstermeyi amaçladığını belirtti. Karar, özel sermaye sektöründe çalışan hakları ve işgücü hareketliliği açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Rekabet Yasağı Anlaşmalarına Yönelik Artan Baskı
Rekabet yasağı anlaşmaları (non-compete), çalışanların belirli bir süre boyunca aynı sektörde veya rakip bir firmada çalışmasını engelleyen sözleşme maddeleridir. ABD'de özellikle düşük ücretli işlerde yaygın olarak kullanılan bu maddeler, işçilerin daha iyi ücret ve koşullar için iş değiştirmesini zorlaştırarak ücret artışlarını baskılıyor. Son yıllarda federal ve eyalet düzeyinde bu tür anlaşmalara yönelik düzenleyici baskılar artmış durumda. Federal Ticaret Komisyonu (FTC), 2024 yılında ülke çapında rekabet yasaklarını büyük ölçüde yasaklayan bir kural önermiş, ancak bu kural hukuki itirazlarla karşılaşmıştı. KKR'nin kararı, bu tartışmaların yaşandığı bir dönemde özel sektörden gelen ilk büyük ölçekli yanıtlardan biri olarak öne çıkıyor.
KKR, yaptığı açıklamada, "Rekabet yasakları, çalışanların kariyerlerini ilerletmelerini ve ekonomik hareketliliği engelleyebilir. Portföy şirketlerimizde bu tür anlaşmaların gereksiz olduğunu ve rekabetçi kalmanın yenilik ve yetenek çekmekle mümkün olduğunu düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi. Şirket, kararın özellikle yıllık 100.000 doların altında kazanan çalışanları kapsadığını belirtti. KKR'nin portföyünde perakende, sağlık, teknoloji ve imalat gibi çeşitli sektörlerden yüzlerce şirket bulunuyor ve bu şirketlerde yüz binlerce kişi istihdam ediliyor.
Uzmanlar, KKR'nin bu hamlesinin diğer özel sermaye devleri üzerinde de baskı oluşturabileceğini söylüyor. Blackstone, Apollo ve Carlyle gibi rakiplerin benzer politikalara yönelip yönelmeyeceği merak konusu. Öte yandan, bazı hukuk uzmanları, rekabet yasaklarının kaldırılmasının şirketlerin fikri mülkiyetini koruma kabiliyetini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak KKR, düşük ücretli çalışanların genellikle şirket sırlarına erişimi olmadığını, dolayısıyla bu endişenin geçerli olmadığını savunuyor.
Küresel Yatırım ve İşgücü Piyasasına Etkileri
KKR'nin kararı, yalnızca ABD ile sınırlı kalmayıp küresel ölçekte yankı uyandırabilecek nitelikte. Şirket, dünya genelinde 500 milyar dolardan fazla varlık yönetiyor ve portföy şirketleri arasında Avrupa ve Asya'da faaliyet gösterenler de var. Kararın şimdilik sadece ABD'deki portföy şirketlerini kapsadığı açıklandı. Ancak bu adım, diğer ülkelerdeki yatırımcılar ve düzenleyiciler için de bir referans noktası oluşturabilir. Avrupa Birliği'nde rekabet yasakları ülkeden ülkeye değişiyor; bazı ülkelerde bu tür sözleşmeler zaten yasak veya ciddi şekilde sınırlandırılmış durumda. İngiltere'de ise hükümet, rekabet yasaklarının süresini üç ayla sınırlamayı planlıyor.
Özel sermaye şirketlerinin portföy firmalarında uyguladığı politikalar, geniş bir istihdam ağını etkiliyor. KKR'nin kararı, çalışan hakları savunucuları tarafından memnuniyetle karşılansa da, bazı iş dünyası temsilcileri, bu tür düzenlemelerin şirketlerin rekabet gücünü azaltabileceğini öne sürüyor. Ancak KKR, rekabet yasağı olmadan da yetenekli çalışanları elde tutmanın ve yenilikçi kalmanın mümkün olduğunu savunuyor. Şirketin bu hamlesi, işveren markası açısından da olumlu bir adım olarak yorumlanıyor; zira genç yetenekler, kariyerlerini kısıtlayan sözleşmelerden kaçınıyor.
ABD'de işgücü piyasası, pandemi sonrası dönemde büyük bir dönüşüm geçiriyor. "Büyük İstifa" olarak adlandırılan dönemde milyonlarca çalışan daha iyi ücret ve esneklik için iş değiştirdi. Rekabet yasakları, bu hareketliliği sınırlayan bir faktör olarak görülüyordu. KKR'nin kararı, bu değişen dinamiklere uyum sağlama çabası olarak da okunabilir. Ayrıca, Başkan Joe Biden yönetimi, işgücü piyasasında rekabeti artırmayı ve ücretleri yükseltmeyi hedefleyen politikalar izliyor. FTC'nin rekabet yasağı yasağı, bu politikaların bir parçasıydı. KKR'nin özel sektörden gelen bu adımı, hükümetin düzenleyici çabalarını destekler nitelikte.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de rekabet yasağı anlaşmaları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesiyle düzenleniyor. Kanuna göre, rekabet yasağı ancak belirli koşullarda ve en fazla iki yıl için geçerli olabiliyor; ayrıca işçinin ekonomik geleceğinin hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşürülmemesi gerekiyor. KKR'nin kararı, Türkiye'deki çok uluslu şirketlerin ve özel sermaye yatırımlarının uygulamalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'deki işgücü piyasasında rekabet yasaklarının yaygınlığı sınırlı olsa da, özellikle teknoloji ve finans sektörlerinde bu tür sözleşmelere rastlanıyor. Küresel bir yatırımcının düşük ücretli çalışanlar için bu tür kısıtlamaları kaldırması, Türkiye'deki işverenler için de bir örnek teşkil edebilir ve çalışan hakları açısından olumlu bir gelişme olarak yorumlanabilir. Ayrıca, yabancı yatırımcıların Türkiye'deki portföy şirketlerinde benzer politikalar uygulaması, nitelikli işgücünün korunmasına katkı sağlayabilir.