ABD'de kızamık vakaları, son 35 yılın en yüksek seviyesine ulaşarak endişe verici bir tablo ortaya koyuyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre, bu yıl şu ana kadar doğrulanmış vaka sayısı 1.200'ü aşmış durumda. Bu sayı, 1994'ten bu yana görülen en yüksek yıllık vaka sayısı olarak kayıtlara geçti. Uzmanlar, kızamığın sadece kötü bir yıl değil, kötü bir dönemin başlangıcı olabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle çocuk doktorları, aşı karşıtlığının yaygınlaşmasıyla birlikte hastanelerde kızamık vakalarının yeniden görülmeye başladığını ve bu durumun ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtiyor.
Kızamık Neden Geri Döndü?
Kızamık, aşıyla tamamen önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen, son yıllarda aşı karşıtlığı hareketlerinin güçlenmesiyle birlikte kontrol altına alınabilmişken yeniden hortladı. Özellikle New York, Kaliforniya ve Teksas gibi eyaletlerde aşı oranlarındaki düşüş, salgınların fitilini ateşledi. Rockland County'de 2018-2019'da yaşanan büyük salgın, o dönemde 300'den fazla kişiyi etkilemişti. Bu yılki artış ise daha geniş bir coğrafyaya yayılıyor. Uzmanlar, kızamık virüsünün son derece bulaşıcı olduğunu ve bir kişinin hastalanması halinde aşılanmamış 10 kişiden 9'unun da enfekte olabileceğini vurguluyor. Bu durum, özellikle okullarda ve toplu yaşam alanlarında hızla yayılma riskini artırıyor.
Doktorlar, kızamığın sadece döküntü ve ateşle sınırlı kalmadığını, zatürre, beyin iltihabı ve hatta ölüme yol açabilecek ciddi komplikasyonlara neden olabileceğinin altını çiziyor. Özellikle 5 yaş altı çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıf olanlar için kızamık hayati tehlike oluşturuyor. Massachusetts General Hospital'da çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanı olan Dr. David Barrett, "Son haftalarda hiç bu kadar çok kızamık vakası görmedim. Pediatric acil servisimizde kızamık şüphesiyle gelen çocukların sayısı ciddi şekilde arttı. Bu çocukların çoğu aşılanmamış. Aşılanmış ebeveynler çocuklarını getiriyor, ancak aşı karşıtı ailelerin çocukları da hastanemize geliyor. Çocuk gerçekten korkmuş durumda, aileler de öyle." ifadelerini kullanıyor.
Küresel Bir Tehdit Olarak Kızamık
ABD'deki bu artış, dünya genelinde de kızamık vakalarının yükselişte olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2023 yılında dünya genelinde bildirilen kızamık vakalarının bir önceki yıla göre yüzde 79 arttığını açıkladı. Avrupa'da da özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde ciddi salgınlar yaşanıyor. Aşılama oranlarının düşük olduğu ülkelerde kızamık, kontrol edilemez hale gelebiliyor. COVAX programı kapsamında COVID-19 aşıları dağıtılırken, rutin çocukluk aşılarının aksaması, kızamık gibi hastalıkların geri dönüşünü hızlandırdı. Uzmanlar, pandemi sonrası aşı kampanyalarının yeniden güçlendirilmesi ve aşı kararsızlığıyla mücadele edilmesi gerektiğini vurguluyor.
ABD'de federal hükümet, bu duruma karşı harekete geçmeye çalışıyor. CDC, kızamık salgını olan bölgelere ekipler gönderirken, Sağlık Bakanlığı da aşılama oranlarını artırmak için yeni stratejiler geliştirmeye çalışıyor. Ancak aşı zorunluluğu konusunda eyaletler arasında uygulama farkları bulunmakta. Bazı eyaletler, dini ve felsefi muafiyetleri tanırken, diğerleri sadece tıbbi muafiyete izin veriyor. Bu durum, aşı karşıtı hareketlerin boşluklardan faydalanmasına neden oluyor. Uzmanlar, toplum bağışıklığının sağlanması için aşılama oranının en az yüzde 95 olması gerektiğini, ancak bazı bölgelerde bu oranın yüzde 90'ın altına düştüğünü belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki kızamık salgını, Türkiye için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, son yıllarda düzenli aşılama programları sayesinde kızamık vakalarını büyük ölçüde kontrol altına almış olsa da, aşı karşıtlığının artması ve özellikle Suriyeli göçmenlerin yoğun olduğu bölgelerde aşılama oranlarındaki düşüş, salgın riskini artırabilir. Sağlık Bakanlığı'nın kızamık aşısı kapsama oranlarını takip etmesi ve olası bir salgına karşı hazırlıklı olması gerekiyor. Ayrıca, küresel seyahatler nedeniyle kızamık virüsünün Türkiye'ye taşınma ihtimali, uluslararası bir sağlık tehdidi olarak değerlendirilmeli ve aşılama politikalarının kararlılıkla sürdürülmesi büyük önem taşıyor.