ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre, bu yıl ülke genelinde 2 bin 318 kızamık vakası rapor edildi. Bu sayı, 1989-1991 yılları arasında yaşanan büyük ulusal salgından bu yana en yüksek seviyeye işaret ediyor. Uzmanlar, özellikle Kaliforniya'nın aşılama oranlarındaki düşüş nedeniyle salgına karşı en savunmasız eyaletlerden biri olduğunu vurguluyor. Hastalık, aşısız kişiler arasında hızla yayılırken, sağlık yetkilileri aşılama kampanyalarının önemine dikkat çekiyor.
1991'den bu yana en yüksek vaka sayısı
CDC'nin açıkladığı verilere göre, 2025 yılı itibarıyla ABD genelinde bildirilen kızamık vakası sayısı, son 34 yılın rekorunu kırdı. Bu durum, 1989-1991 yılları arasında yaklaşık 55 bin kişiyi etkileyen ve 100'den fazla ölüme yol açan büyük salgını hatırlatıyor. O dönemdeki salgının temel nedeni, özellikle iç şehirlerdeki düşük aşılama oranlarıydı.
Uzmanlar, mevcut artışın birkaç faktöre bağlı olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında aşı karşıtı hareketin etkisiyle aşılama oranlarındaki düşüş, uluslararası seyahatlerin artması ve salgının baş gösterdiği bölgelerdeki aşılanmamış topluluklar yer alıyor. Özellikle Kaliforniya'da bazı ilçelerde anaokulu çağındaki çocukların aşılama oranının yüzde 90'ın altına düştüğü bildiriliyor. Bu oran, sürü bağışıklığı için gereken yüzde 95'lik eşiğin altında.
Kaliforniya'da kızamık riski
Kaliforniya, nüfus yoğunluğu ve uluslararası seyahat bağlantıları nedeniyle kızamık salgını için yüksek riskli eyaletler arasında gösteriliyor. Son yıllarda özellikle aşı karşıtı hareketin merkezlerinden biri haline gelen eyalette, bazı okullarda aşılama oranlarının ciddi şekilde düştüğü gözlemleniyor. 2015 yılında Disneyland'de başlayan ve 100'den fazla kişiyi etkileyen kızamık salgını, eyaletin kırılganlığını gözler önüne sermişti.
Sağlık yetkilileri, kızamığın son derece bulaşıcı bir hastalık olduğunu ve bir enfekte kişinin, aşısız 9 kişiye kadar hastalığı bulaştırabildiğini hatırlatıyor. Hastalık; ateş, öksürük, burun akıntısı ve döküntü gibi belirtilerle başlıyor, ancak zatürre, beyin iltihabı ve ölüm gibi ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Özellikle 5 yaş altı çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıf bireyler risk altında.
CDC, salgının kontrol altına alınması için aşılama oranlarının artırılması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, KKK (kızamık-kabakulak-kızamıkçık) aşısının iki dozunun yüzde 97 oranında koruma sağladığını ve ömür boyu bağışıklık oluşturduğunu belirtiyor. Ancak son yıllarda aşı karşıtlığı nedeniyle birçok ebeveyn, çocuklarını aşılatmaktan kaçınıyor; bu da toplum sağlığını tehdit ediyor.
Küresel bağlamda kızamık salgınları
ABD'deki bu artış, dünya genelinde kızamık vakalarındaki yükselişin bir parçası. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2024 yılında dünya genelinde 10 milyondan fazla kızamık vakası bildirildiğini ve bu hastalığa bağlı 107 bin ölüm yaşandığını tahmin ediyor. Pandemi sırasında aksayan rutin aşılama programları, birçok ülkede bağışıklık açığı yaratarak salgınların zeminini hazırladı.
Avrupa'da da durum benzer şekilde endişe verici. İngiltere, Almanya ve Romanya gibi ülkelerde son iki yılda binlerce vaka rapor edildi. Uzmanlar, küresel seyahatin bu hastalığın yayılmasını kolaylaştırdığını ve hiçbir ülkenin kendini güvende hissetmemesi gerektiğini belirtiyor. Aşı karşıtlığının yanı sıra sağlık sistemlerindeki aksaklıklar ve çatışma bölgelerinde yaşayan insanların aşıya erişememesi, salgınların devam etmesine neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki kızamık vakalarındaki artış, Türkiye için de bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, son yıllarda aşılama oranlarında düşüş yaşanan ülkeler arasında. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, KKK aşısının ilk doz uygulama oranı yüzde 96'larda, ancak ikinci dozda bu oran yüzde 90'ın altına düşüyor. Bu durum, özellikle göç ve yoğun nüfus hareketleri nedeniyle salgın riskini artırıyor.
Türkiye'nin, Suriye'den gelen göçmenlerin yoğun olduğu bölgelerde aşılama oranlarını artırması ve aşı karşıtlığıyla mücadele etmesi gerekiyor. Ayrıca, uluslararası seyahatlerin artması, yurt dışından kızamık vakalarının Türkiye'ye girişine neden olabilir. Uzmanlar, Türkiye'nin sürü bağışıklığını korumak için aşılama kampanyalarına ağırlık vermesi ve toplumda aşıya yönelik güveni artırması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, ABD'deki tablo, Türkiye'de de benzer bir salgının habercisi olabilir.