Japonya eski Başbakanı Fumio Kishida, ülkesinin İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en ciddi ve karmaşık güvenlik ortamıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, Japonya'nın savunma kapasitesini güçlendirirken ABD ittifakını temel taşı olarak koruduğunu ve Hint-Pasifik bölgesinde benzer düşünen ortaklarla işbirliğini genişlettiğini söyledi. Kishida'nın bu değerlendirmesi, bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde Japonya'nın dış ve savunma politikasındaki dönüşümü gözler önüne seriyor.
Gelişmenin arka planı
Fumio Kishida, 2021-2024 yılları arasında Japonya Başbakanı olarak görev yaptı ve görev süresi boyunca savunma harcamalarının artırılması ve güvenlik politikalarının yeniden şekillendirilmesi konusunda önemli adımlar attı. Kishida yönetimi, 2022 yılında Ulusal Güvenlik Stratejisi, Ulusal Savunma Stratejisi ve Savunma Kapasitesi Geliştirme Planı'nı revize ederek, savunma bütçesini 2027 yılına kadar GSYİH'nın %2'sine çıkarma taahhüdünde bulundu. Bu, Japonya'nın savaş sonrası dönemdeki en büyük savunma harcaması artışı olarak kayıtlara geçti.
Kishida'nın açıklamaları, Japonya'nın çevresindeki güvenlik ortamının giderek daha belirsiz hale gelmesiyle yakından ilişkili. Çin'in askeri modernizasyonu ve Doğu Çin Denizi ile Güney Çin Denizi'ndeki faaliyetleri, Kuzey Kore'nin balistik füze denemeleri ve Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, Tokyo'nun güvenlik algısını derinden etkiledi. Ayrıca Tayvan Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Japonya için doğrudan bir güvenlik endişesi kaynağı.
Japonya, ABD ile ittifakını güçlendirirken, Avustralya, Hindistan, Güney Kore ve NATO ülkeleriyle savunma işbirliğini derinleştiriyor. Kishida döneminde Japonya, Avustralya ile karşılıklı erişim anlaşması imzaladı, Hindistan ile 2+2 diyaloğunu sürdürdü ve Güney Kore ile ilişkileri normalleştirme çabalarına hız verdi. Ayrıca Japonya, Quad (ABD, Japonya, Avustralya, Hindistan) ve AUKUS gibi platformlarda yer alarak Hint-Pasifik'te çok taraflı güvenlik mimarisinin bir parçası haline geldi.
Bölgesel ve küresel boyut
Japonya'nın savunma politikasındaki bu dönüşüm, Asya-Pasifik bölgesindeki güç dengelerini önemli ölçüde etkiliyor. Çin, Japonya'nın savunma harcamalarını artırmasını ve askeri kapasitesini güçlendirmesini yakından takip ediyor ve zaman zaman bu adımları bölgesel istikrarı bozucu olarak nitelendiriyor. Öte yandan ABD, Japonya'nın savunma alanındaki çabalarını memnuniyetle karşılıyor ve ittifakın güçlendirilmesini destekliyor.
Japonya'nın savunma politikasındaki değişim, anayasal kısıtlamalar nedeniyle hassas bir denge üzerinde ilerliyor. Ülkenin savaş sonrası anayasası, "savaşma hakkından" feragat ediyor ve savunma kuvvetlerinin rolünü sınırlı tutuyor. Ancak son yıllarda yapılan yorum değişiklikleri ve yeni savunma doktrinleri, Japonya'nın "karşı saldırı kapasitesi" gibi kabiliyetler edinmesinin önünü açtı. Bu adımlar, ülke içinde bazı kesimler tarafından anayasanın barışçıl ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle eleştiriliyor.
Kishida'nın açıklamaları, Japonya'nın uluslararası güvenlik işbirliklerini çeşitlendirme stratejisinin bir parçası. Japonya, son yıllarda NATO ile ilişkilerini geliştirerek, ittifakın Asya-Pasifik'teki ortaklarından biri haline geldi. Bu durum, küresel güvenlik mimarisinin daha da iç içe geçtiğini gösteriyor. Ayrıca Japonya, savunma teknolojileri ve siber güvenlik alanlarında da işbirliklerini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın savunma politikasındaki dönüşüm, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da küresel ve bölgesel güvenlik dengeleri üzerinden dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, NATO üyesi olarak ittifakın Asya-Pasifik'teki ortaklarıyla ilişkilerini geliştirme potansiyeline sahip. Japonya ile savunma sanayii işbirliği, özellikle insansız hava araçları ve siber güvenlik alanlarında yeni fırsatlar sunabilir. Ayrıca, Hint-Pasifik'teki gerilimlerin tırmanması, küresel ticaret yollarını ve enerji güvenliğini etkileyerek Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını da dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesine yönelik açılım politikaları kapsamında Japonya ile ilişkilerini güçlendirmesi, çok kutuplu bir dünyada stratejik esneklik sağlayabilir.