Yapay zekanın yarattığı yeni tehditler ve uluslararası güç dengesinin giderek parçalanması, küresel işbirliğini her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Ancak uzmanlar, kimsenin nihai sorumluluk almadığı bir dönemde dünyanın güvenliğini sağlamanın giderek zorlaştığını belirtiyor. Son dönemde yapay zeka teknolojilerindeki hızlı ilerleme, siber güvenlikten otomatik silah sistemlerine kadar geniş bir yelpazede yeni riskler doğururken, uluslararası kurumlar bu risklerle başa çıkmak için yeterli donanıma sahip değil.
Arka Plan: Parçalanan Güç ve Yükselen Tehditler
Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD liderliğindeki tek kutuplu dünya düzeni, yerini çok kutuplu ve karmaşık bir güç yapısına bıraktı. Çin'in yükselişi, Rusya'nın revizyonist politikaları ve bölgesel güçlerin etkisini artırması, küresel yönetişim mekanizmalarını zayıflattı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin veto yapısı nedeniyle etkisiz kaldığı, Dünya Ticaret Örgütü'nün işlevsizleştiği ve iklim müzakerelerinde somut adımların atılamadığı bir ortamda, uluslararası işbirliği çağrıları sonuçsuz kalıyor.
Yapay zeka alanındaki gelişmeler ise bu tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor. Büyük teknoloji şirketleri, devletlerden daha hızlı hareket ederek yapay zeka kapasitesini geliştiriyor. Ancak bu şirketlerin hesap verebilirliği ve denetimi konusunda ciddi boşluklar bulunuyor. Otonom silah sistemleri, deepfake teknolojileri ve siber saldırı araçları, devlet dışı aktörlerin eline geçme riski taşıyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve benzeri kuruluşlar, otonom silahların yasaklanması için çağrıda bulunsa da, büyük güçler arasında bu konuda bir uzlaşı sağlanamadı.
Öte yandan, pandemi sonrası dönemde sağlık güvenliği, enerji krizleri ve gıda güvenliği gibi alanlarda da küresel işbirliğinin zayıflığı kendini gösterdi. Aşı dağıtımında yaşanan eşitsizlikler, uluslararası dayanışmanın ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koydu. Benzer şekilde, iklim değişikliğiyle mücadelede gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki finansman anlaşmazlıkları, somut adımların atılmasını engelliyor.
Küresel Boyut: Liderlik Boşluğu ve Çok Taraflılık Krizi
Uluslararası ilişkiler uzmanları, mevcut liderlik boşluğunun doldurulmasının kolay olmadığını vurguluyor. ABD'nin iç siyasetindeki kutuplaşma ve dış politikada yaşanan dalgalanmalar, Washington'un küresel liderlik rolünü zayıflattı. Çin ise ekonomik gücünü artırmasına rağmen, uluslararası kurumlarda sorumluluk üstlenmekten kaçınıyor ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Avrupa Birliği, normatif gücünü kullanmakta zorlanırken, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali Avrupa güvenlik mimarisini derinden sarstı.
Bu ortamda, uluslararası işbirliğini yeniden canlandırmak için çeşitli girişimler var. Fransa ve Almanya'nın öncülük ettiği "çok taraflılık ittifakı" ve BM Genel Sekreteri'nin "Yeni Barış Gündemi" gibi çabalar, küresel yönetişimin güçlendirilmesini hedefliyor. Ancak bu girişimler, büyük güçlerin desteğini almadıkça etkili olamıyor. Ayrıca, yapay zeka yönetişimi konusunda OECD ve UNESCO gibi kuruluşlar rehber ilkeler belirleme çabasında olsa da, bağlayıcılıktan yoksun tavsiyelerin ötesine geçemiyor.
Dünya Ekonomik Forumu'nun son raporuna göre, küresel riskler arasında yapay zeka kaynaklı dezenformasyon ve siber güvenlik açıkları ilk sıralarda yer alıyor. Ancak bu risklerle mücadelede uluslararası koordinasyon eksikliği, kriz yönetimini zorlaştırıyor. Uzmanlar, özellikle yapay zeka alanında acil bir uluslararası düzenleme çerçevesine ihtiyaç olduğunu, aksi takdirde teknolojik gelişmelerin kontrolden çıkabileceğini belirtiyor.
Türkiye, jeopolitik konumu itibarıyla bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Yapay zeka ve siber güvenlik alanlarında ulusal stratejiler geliştiren Türkiye, aynı zamanda bölgesel istikrarsızlıkların yarattığı risklerle de mücadele ediyor. Küresel yönetişimdeki boşluk, Türkiye gibi orta büyüklükteki güçler için hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor. Türkiye, çok taraflı platformlarda aktif rol alarak sesini duyurmaya çalışıyor, ancak büyük güçler arasındaki rekabet, etkili sonuçlar alınmasını zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel yönetişimdeki liderlik boşluğu ve yapay zeka kaynaklı tehditler, Türkiye'nin dış politikası ve güvenliği açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Türkiye, NATO ve BM gibi kurumlarda daha etkin rol alarak çok taraflılığı güçlendirmeye çalışırken, aynı zamanda kendi ulusal güvenlik stratejilerini yapay zeka ve siber güvenlik tehditlerine karşı güncellemek zorunda. Bölgesel istikrarsızlıklar ve göç dalgaları gibi sorunlarla başa çıkmak için uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyan Türkiye, küresel sistemdeki parçalanmanın yarattığı riskleri yakından takip ediyor. Yapay zeka yönetişiminde uluslararası standartların oluşturulması, Türkiye'nin de dahil olduğu orta güçler için kritik önemde. Aksi halde, teknolojik gelişmelerin yarattığı güvenlik açıkları, Türkiye gibi ülkelerin istikrarını tehdit edebilir.