Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, 8 Haziran'da Pyongyang'da düzenlenen nadir bir zirvede Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'i ağırladı. Görüşme, artan jeopolitik gerilimlerin gölgesinde iki ülke arasındaki geleneksel bağları yeniden teyit etme amacı taşıdı. Kim Jong-Un'un 'oyunun zirvesinde' olduğu yorumları yapılırken, zirve Kuzey Kore'nin uluslararası izolasyonunu kırma ve Çin'in bölgesel nüfuzunu pekiştirme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Zirvenin arka planı ve tarafların beklentileri
Kim Jong-Un ve Xi Jinping arasındaki bu son görüşme, iki ülke arasındaki diplomatik temasların hız kazandığı bir döneme denk geldi. Kuzey Kore, nükleer programı nedeniyle Birleşmiş Milletler yaptırımları altında ezilirken, Çin pyongyang'ın en önemli ekonomik ve siyasi destekçisi olmaya devam ediyor. Zirvede iki lider, karşılıklı çıkarlara dayalı işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı. Çin, Kuzey Kore'ye ekonomik yardım ve enerji desteği sağlarken, Pyongyang da Pekin'in bölgesel güvenlik endişelerine saygı gösterme sözü verdi. FRANCE 24 muhabiri Douglas Herbert'e göre, Kim Jong-Un bu zirveden 'kazançlı çıktı' ve uluslararası sahnede elini güçlendirdi.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD ve müttefiklerine mesaj
Zirve, ABD'nin Asya-Pasifik'teki askeri varlığını artırdığı ve Japonya ile Güney Kore ile ittifaklarını güçlendirdiği bir ortamda gerçekleşti. Çin ve Kuzey Kore, ortak bir bildiriyle 'dış müdahalelere' karşı durma ve 'kendi kaderini tayin hakkını' savunma kararlılığını vurguladı. Analistler, bu yakınlaşmanın ABD'nin bölgedeki etkisini dengelemeye yönelik olduğunu belirtiyor. Özellikle Ukrayna savaşı ve Tayvan gerilimi gibi küresel krizlerin ortasında, Pekin ve Pyongyang'ın ittifakı, Washington'a karşı bir cephe oluşturma çabası olarak yorumlanıyor. Zirve, aynı zamanda Kuzey Kore'nin nükleer müzakerelerde Çin'i arabulucu olarak kullanma stratejisinin de bir parçası. Ancak bu yakınlaşmanın, Birleşmiş Milletler yaptırım rejimini zayıflatabileceği endişeleri de mevcut.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kuzey Kore ve Çin arasındaki bu stratejik yakınlaşmayı, Asya-Pasifik'teki güç dengelerini etkileyen bir gelişme olarak izlemektedir. Her ne kadar Türkiye'nin Kore Yarımadası'nda doğrudan bir angajmanı olmasa da, bu ittifakın küresel yansımaları Ankara'nın dış politika hesaplarını dolaylı olarak etkileyebilir. Özellikle NATO müttefiki olarak Türkiye, Çin'in artan bölgesel nüfuzu ve ABD ile rekabeti karşısında denge politikasını sürdürmek durumundadır. Ayrıca, Kuzey Kore'nin nükleer silahlanması, uluslararası silahsızlanma çabalarını baltalarken, Türkiye'nin de taraf olduğu NPT rejimine tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle, Türkiye'nin bu gelişmeyi yakından takip etmesi ve BM çerçevesinde yaptırımların uygulanmasına destek vermesi beklenir.