Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un rejimi, uluslararası yaptırımlara rağmen ayakta kalmasını sağlayan mali ve diplomatik kaldıraçları, kendi halkının acımasız sömürüsü üzerine inşa etti. Ülke içinde kömür madencilerinden diplomatlara, yurt dışında ise elçilik çalışanlarından işçilere kadar geniş bir nüfus, rejimin nakit akışını sürdürmek için ağır koşullar altında çalıştırılıyor. Bu sistem, Pyongyang'ın nükleer programını finanse etmesine ve diplomatik baskılara direnmesine olanak tanırken, insan hakları ihlallerini de derinleştiriyor.
Arka Plan: Rejimin Ekonomik Omurgası
Kuzey Kore, 2006'dan bu yana Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarıyla çeşitli yaptırımlara tabi tutuluyor. Bu yaptırımlar, ülkenin kömür, demir cevheri, deniz ürünleri ve tekstil ürünleri ihracatını yasaklıyor. Ancak Pyongyang, yasaklı ticaret ağlarını gizli yollarla sürdürerek gelir elde etmeye devam ediyor. Bu ağların başında, yurt dışında çalıştırılan Kuzey Koreli işçiler geliyor. Rusya, Çin ve Orta Doğu ülkelerinde çalışan bu işçiler, kazançlarının büyük bir kısmını devlete aktarmak zorunda bırakılıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) raporlarına göre, bu işçiler sık sık pasaportlarına el konulmuş, düşük ücretlerle ve kötü koşullarda çalıştırılıyor.
Ülke içinde ise kömür madenciliği, rejimin en önemli döviz kaynaklarından biri. Kuzey Kore'nin kuzeydoğusundaki kömür madenlerinde, günde 12 saatten fazla çalışan madenciler, elektrik kesintileri ve ekipman yetersizliği nedeniyle hayati risklerle karşı karşıya. Madenlerde meydana gelen kazalar sık sık rapor edilmiyor, ölü sayısı gizleniyor. Bu madenlerden çıkarılan kömür, yasadışı yollarla Çin'e satılarak rejime gelir sağlıyor.
Diplomatlar ise rejimin yurt dışındaki finansal ağlarının kilit noktalarında yer alıyor. Kuzey Kore diplomatik misyonları, sadece siyasi temsil değil, aynı zamanda yasadışı ticaret, silah satışı ve nakit transferi gibi faaliyetlerde de rol alıyor. Birçok Kuzey Koreli diplomat, ülkeye döviz getirmekle yükümlü. Başarısız olmaları durumunda aileleri cezalandırılıyor. Bu baskı, diplomatları yolsuzluğa ve yasa dışı işlere yönlendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kim Jong-un'un bu stratejisi, sadece Kuzey Kore içinde değil, bölgesel ve küresel dengeler açısından da önemli sonuçlar doğuruyor. Kuzey Kore'nin nükleer silah programı, ABD, Güney Kore ve Japonya arasında güvenlik işbirliğini güçlendirirken, Çin ve Rusya ile ilişkilerini de şekillendiriyor. Çin, Kuzey Kore'nin en büyük ticaret ortağı olarak, yaptırımların uygulanmasında kritik bir rol oynuyor. Ancak Pekin, Pyongyang'ın çöküşünü engellemek için zaman zaman yaptırımları esnetiyor. Rusya ise, özellikle 2022'de Ukrayna savaşının başlamasından sonra Kuzey Kore ile askeri işbirliğini artırdı. Kuzey Kore, Rusya'ya silah ve mühimmat sağlarken, karşılığında gıda ve enerji yardımı alıyor.
Bu durum, uluslararası yaptırımların etkinliğini azaltıyor. Birleşmiş Milletler uzman panelleri, Kuzey Kore'nin yaptırımları sistemli bir şekilde ihlal ettiğini ve gelir kaynaklarını çeşitlendirdiğini belirtiyor. Özellikle siber saldırılar yoluyla elde edilen kripto paralar, rejimin yeni gelir kapısı haline geldi. 2022'de Kuzey Kore bağlantılı hacker grubu Lazarus'un, 600 milyon dolar değerinde kripto para çaldığı tahmin ediliyor. Bu paralar, nükleer ve füze programlarının finansmanında kullanılıyor.
İnsan hakları örgütleri, Kuzey Kore'deki zorla çalıştırma sisteminin pandemi döneminde daha da kötüleştiğini vurguluyor. COVID-19 nedeniyle sınırların kapanması, yurt dışındaki işçilerin ülkeye dönüşünü zorlaştırdı ve birçok işçi kaderine terk edildi. Ayrıca, ülke içinde gıda kıtlığı derinleşti; 2023'te yayınlanan bir BM raporuna göre, nüfusun önemli bir kısmı yetersiz beslenme ile karşı karşıya.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kuzey Kore'nin insan hakları ihlalleri ve yasadışı finansal ağları, küresel güvenlik ve ekonomi için olduğu kadar Türkiye için de dolaylı sonuçlar doğuruyor. Türkiye, NATO üyesi olarak Kuzey Kore'ye yönelik BM yaptırımlarına uyuyor ve nükleer silahsızlanma çabalarını destekliyor. Ancak Kuzey Koreli işçilerin yurt dışında çalıştırılması, Türkiye'yi doğrudan etkilemiyor; zira Türkiye'de kayıtlı Kuzey Koreli işçi bulunmuyor. Yine de, Pyongyang'ın siber saldırıları ve kripto para hırsızlığı, Türkiye dahil birçok ülkenin finansal sistemleri için risk oluşturuyor. Ayrıca, Kuzey Kore'nin Rusya ile artan askeri işbirliği, Karadeniz bölgesindeki güvenlik dengelerini etkileyerek Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye, bu tür gelişmeleri yakından takip ederek, uluslararası yaptırımların etkinliğini artırmaya yönelik çabalara katkı sağlamalı.