Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, son dönemde nükleer programını genişletmesi ve Rusya ile askeri işbirliğini derinleştirmesiyle uluslararası alanda elini güçlendirmiş görünüyor. Ancak bu güç, ülke içinde ve dışında kendi halkının acımasızca sömürülmesi üzerine inşa edilmiş durumda. Kömür madencilerinden yurtdışındaki diplomatlara kadar geniş bir yelpazede Kuzey Kore vatandaşları, rejimin ayakta kalması ve Kim'in elini güçlendirmesi için ağır koşullar altında çalıştırılıyor.
Kim Jong-un'un Gücünün Ardındaki İnsan Maliyeti
Kuzey Kore, ekonomik olarak büyük ölçüde izole bir ülke olsa da, Kim Jong-un yönetimi son yıllarda Çin ile ticaretini artırarak ve Rusya ile askeri işbirliği yaparak döviz ve destek sağlıyor. Bu kaynakların önemli bir kısmı, ülke içindeki zorla çalıştırma ve yurtdışına gönderilen işçiler aracılığıyla elde ediliyor. Uluslararası Çalışma Örgütü ve çeşitli insan hakları raporlarına göre, Kuzey Kore hükümeti on binlerce vatandaşını başta Çin ve Rusya olmak üzere yurtdışına göndererek döviz kazancı sağlıyor. Bu işçiler, genellikle inşaat, madencilik ve tekstil gibi sektörlerde çalıştırılıyor ve kazançlarının büyük kısmı devlet tarafından el konuluyor.
Ayrıca, ülke içindeki kömür madenlerinde çalışan işçiler, son derece kötü koşullar altında günde 12 saatten fazla çalıştırılıyor. Kuzey Kore'nin kömür ihracatı, BM yaptırımlarına rağmen, özellikle Çin üzerinden devam ediyor. Bu ihracattan elde edilen gelir, nükleer ve balistik füze programlarının finansmanında kullanılıyor. Kim Jong-un, bu kaynakları kendi konumunu güçlendirmek ve uluslararası arenada pazarlık kozu olarak kullanmak için kullanıyor.
Diplomatlar da bu sistemin bir parçası. Kuzey Kore'nin yurtdışındaki diplomatik misyonları, döviz kazanmak için çeşitli yasadışı veya yarı-yasadışı faaliyetler yürütmek zorunda bırakılıyor. Bu faaliyetler arasında kaçakçılık, sahte mal üretimi ve hatta uyuşturucu ticareti yer alıyor. Diplomatlar, aksi takdirde ailelerinin ülke içinde cezalandırılacağı tehdidiyle bu işlere zorlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kim Jong-un'un son dönemdeki güç artışı, yalnızca nükleer kapasitesinden değil, aynı zamanda Rusya ile geliştirdiği ittifaktan kaynaklanıyor. Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası Kuzey Kore'den silah ve mühimmat temin etmesi, Pyongyang'ın elini güçlendirdi. Bu işbirliği, Kuzey Kore'ye hem ekonomik hem de diplomatik destek sağlarken, aynı zamanda uluslararası yaptırımların etkisini kısmen hafifletiyor. Çin ile olan ticaret de ülkenin ayakta kalmasında kritik rol oynuyor.
Ancak bu dış destek, içerideki insan hakları ihlallerini perdeliyor. Kuzey Kore'de halkın büyük çoğunluğu yoksulluk ve baskı altında yaşıyor. Son yıllarda gıda kıtlığı ve pandemi nedeniyle sınırların kapanması, durumu daha da kötüleştirdi. Kim Jong-un, bu zorluklara rağmen rejimini sağlamlaştırmak için sert tedbirlere başvuruyor. Muhalif sesleri susturuyor ve halkı kontrol altında tutmak için gözetim ve cezalandırma mekanizmalarını güçlendiriyor.
Uluslararası toplum, Kuzey Kore'nin nükleer programını engellemek için yaptırımlar uygulasa da, bu yaptırımlar genellikle halkı daha da zor durumda bırakıyor. Rejim, yaptırımlara rağmen kaynak bulma yollarını çeşitlendiriyor. Örneğin, siber saldırılar yoluyla döviz hırsızlığı yaptığı biliniyor. Bu saldırılar, ülkenin nükleer programını finanse etmek için kullanılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kuzey Kore'deki bu gelişmeler, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de, küresel güvenlik ve ekonomi açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Kuzey Kore'nin Rusya ile askeri işbirliği, Ukrayna savaşının seyrini etkileyerek bölgesel istikrarsızlığı artırabilir. Ayrıca, Pyongyang'ın nükleer programı, Doğu Asya'da gerilimi tırmandırarak küresel ticaret yollarını ve enerji fiyatlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, NATO üyesi olarak Kore Yarımadası'ndaki istikrarsızlıktan endişe duymalı ve diplomasi yoluyla çözüm arayışlarını desteklemelidir. İnsan hakları ihlalleri ise Türkiye'nin uluslararası alanda savunduğu değerlerle çelişmekte, bu nedenle Ankara'nın BM platformlarında konuyu gündeme getirmesi beklenebilir.