Hindistan yönetimi, yıllardır cezaevinde tutulan Keşmirli insan hakları aktivisti Khurram Parvez ve gazeteci Irfan Mehraj'ı kefaletle serbest bıraktı. 2019 yılında gözaltına alınan ve terörle mücadele yasaları kapsamında yargılanan iki isim, Yargıtay kararıyla tahliye edildi. Ancak mahkeme, her ikisinin de sıkı mahkeme kısıtlamalarına tabi olduğunu belirterek, pasaportlarını teslim etmelerini, seyahat yasağı uygulanmasını ve belirli bir bölge sınırları içinde kalmalarını şart koştu.
Gelişmenin arka planı
Khurram Parvez, Keşmir'deki insan hakları ihlallerini belgeleyen bir kuruluş olan Jammu ve Keşmir İnsan Hakları Koordinasyon Komitesi'nin (JKCHRC) kurucularındandır. Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar tarafından desteklenen Parvez, 2019 yılında Hindistan'ın yürürlükten kaldırdığı ceza yasasının 13. maddesi de dahil olmak üzere çeşitli terörle mücadele yasaları kapsamında tutuklanmıştı. Hindistan hükümeti, Parvez'i yasadışı faaliyetlerde bulunmakla suçlarken, savunma avukatları bu suçlamaların siyasi motivasyonlu olduğunu savundu. Irfan Mehraj ise 2017 yılında Hindistan ceza yasasının 124A maddesi (ihanet) uyarınca tutuklanan bir gazeteciydi. Kendisi, Keşmir'deki protestolar ve Hindistan karşıtı faaliyetler hakkında haber yapmakla suçlanıyordu. Mehraj, serbest bırakılmasına rağmen iki yıl boyunca izne tabi tutulacak ve polisin izni olmadan evini terk edemeyecek.
Bölgesel veya küresel boyut
Keşmir sorunu, Hindistan ile Pakistan arasındaki en önemli anlaşmazlık konularından biridir. 1947'deki bağımsızlıktan bu yana iki ülke arasında üç savaşa neden olan bölge, aynı zamanda insan hakları ihlalleri ve askeri operasyonlarla sık sık gündeme gelmektedir. Hindistan'ın 2019'da Keşmir'in özel statüsünü kaldırması ve bölgeyi iki birlik toprağına ayırması, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırmıştı. Parvez ve Mehraj'ın serbest bırakılması, Keşmir'deki insan hakları durumuna ilişkin uluslararası baskının bir sonucu olarak görülüyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Hindistan'ı Keşmir'deki insan hakları ihlalleri konusunda defalarca uyarmış, ABD ve Avrupa Birliği ise endişelerini dile getirmişti. Ancak Hindistan, bu eleştirileri iç işlerine müdahale olarak nitelendirip reddediyor. Serbest bırakma kararı, Hindistan Yüksek Mahkemesi'nin bireysel özgürlükler konusundaki hassasiyetini gösterse de, kısıtlamaların sürmesi, Keşmir'deki olağanüstü hal uygulamalarının devam ettiğini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Keşmir sorununda tarihsel olarak Pakistan'ın yanında yer almış ve Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde Keşmir halkının kendi kaderini tayin hakkını desteklemiştir. Bu gelişme, Türkiye'nin sık sık gündeme getirdiği Keşmir'de insan hakları ihlalleri konusundaki endişelerinin bir kez daha doğrulanması anlamına geliyor. Ancak Hindistan ile artan ikili ticaret hacmi ve savunma iş birliği, Ankara'nın bu konudaki söylemini yumuşatmasına neden olmuştur. Parvez ve Mehraj'ın şartlı tahliyesi, uluslararası kamuoyunda Keşmir meselesinin canlılığını koruduğunu gösterirken, Türkiye'nin bölgedeki insan haklarına ilişkin tutumunu güçlendirmek için bir fırsat sunmaktadır.