ABD Başkanı Donald Trump'ın cumartesi günü İrlanda'nın birleşmesini "görmekten mutluluk duyacağını" açıklaması, Birleşik Krallık'ta siyasi dengeleri sarstı. Trump'ın bu sözleri, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'daki bağımsızlık yanlısı partilerin ortak bir strateji geliştirmesiyle aynı döneme denk geldi. Üç bölgeden siyasi liderler, Londra'ya karşı ortak bir cephe oluşturma ve kendi kaderini tayin hakkı taleplerini güçlendirme konusunda anlaştı.
Bağımsızlık Yanlısı Partilerin Ortak Hamlesi
İskoçya'dan SNP (İskoç Ulusal Partisi), Galler'den Plaid Cymru ve Kuzey İrlanda'dan Sinn Féin temsilcileri, geçtiğimiz hafta sonu Edinburgh'da bir araya gelerek ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, "Kelt uluslarının kendi geleceklerini belirleme hakkı" vurgusu yapıldı ve Birleşik Krallık'ın mevcut anayasal yapısının "artık sürdürülemez" olduğu ifade edildi. SNP lideri Nicola Sturgeon, "İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda olarak ortak bir gelecek inşa etme iradesindeyiz. Londra'nın bizi görmezden gelmesi artık mümkün değil" dedi. Plaid Cymru lideri Adam Price ise "Kelt ittifakı, sadece bir siyasi proje değil, aynı zamanda kültürel bir diriliştir" ifadelerini kullandı. Sinn Féin lideri Mary Lou McDonald ise Trump'ın açıklamalarını memnuniyetle karşıladıklarını ancak asıl kararın İrlanda halkına ait olduğunu söyledi.
Trump'ın açıklaması, ABD'nin geleneksel olarak Birleşik Krallık'ın toprak bütünlüğünü destekleyen tutumundan bir sapma olarak yorumlandı. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, "Başkan, İrlanda halkının kendi kaderini tayin hakkını desteklemektedir" denildi. Bu açıklama, Kuzey İrlanda'daki Protestan birlikçi gruplar tarafından sert bir şekilde eleştirildi. DUP lideri Arlene Foster, "Trump'ın sözleri sorumsuzca ve Birleşik Krallık'ın dostluğuna ihanettir" dedi.
Londra'dan Sert Tepki ve Anayasal Kriz
Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Birleşik Krallık'ın bölünmez bütünlüğü bizim için kırmızı çizgidir. İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda halkları, 2014 referandumunda ve Brexit sürecinde iradelerini ortaya koymuştur" dedi. Ancak Johnson'ın bu sözleri, İskoçya'da 2014'ten bu yana değişen dengeleri yansıtmıyor. Son anketlere göre, İskoçya'da bağımsızlık desteği %54'e ulaşmış durumda. Galler'de ise bağımsızlık desteği ilk kez %40'ı aşmış durumda. Kuzey İrlanda'da ise Sinn Féin, son seçimlerde tarihi bir başarı elde ederek en büyük parti konumuna geldi.
Londra'daki Westminster hükümeti, olası bir bağımsızlık referandumunu engellemek için yasal yollara başvurabilir. Ancak İskoçya Bölgesel Parlamentosu, kendi referandum yasasını çıkarma yetkisini kullanma tehdidinde bulundu. Hukuk uzmanları, bu durumun Birleşik Krallık Anayasası'nda bir krize yol açabileceğini belirtiyor. Edinburgh Üniversitesi'nden Anayasa Hukuku Profesörü Stephen Tierney, "Westminster, İskoçya'nın referandum talebini reddederse, bu durum Birleşik Krallık'ın demokratik meşruiyetini zedeler" dedi.
Uluslararası Boyut ve AB'nin Tutumu
Avrupa Birliği yetkilileri, gelişmeleri yakından takip ettiklerini ancak Birleşik Krallık'ın iç işlerine karışmayacaklarını açıkladı. Ancak AB kaynakları, İskoçya'nın bağımsızlık ilan etmesi durumunda hızlı bir şekilde üyelik müzakerelerine başlanabileceğini belirtiyor. İrlanda Başbakanı Micheál Martin ise "İrlanda'nın birleşmesi, ancak barışçıl ve demokratik yollarla olmalıdır" dedi. ABD Kongresi'nde ise İrlanda kökenli milletvekilleri, Trump'ın açıklamalarını destekleyen bir bildiri yayınladı.
Kuzey İrlanda'daki barış süreci açısından ise endişeler artıyor. 1998 Hayırlı Cuma Anlaşması'nın mimarlarından eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, "Trump'ın açıklamaları, Kuzey İrlanda'daki hassas dengeyi bozabilir" uyarısında bulundu. Brexit sonrası Kuzey İrlanda Protokolü nedeniyle zaten gergin olan bölgede, yeni bir referandum tartışması, birlikçi ve milliyetçi gruplar arasında tansiyonu yükseltebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'taki bu gelişmeler, Türkiye'nin dış politikası ve güvenlik stratejisi açısından dolaylı da olsa önemli sonuçlar doğurabilir. Öncelikle, Birleşik Krallık'ın zayıflaması ve olası bir dağılma süreci, NATO içindeki dengeleri etkileyebilir. İskoçya'nın bağımsızlık ilan etmesi durumunda, İskoçya'nın nükleer üsleri ve NATO üyeliği konusu belirsizleşir. Türkiye, NATO'nun güneydoğu kanadında istikrarı korumak için Birleşik Krallık ile yakın işbirliğini sürdürmektedir. Ayrıca, ABD'nin Birleşik Krallık'ın toprak bütünlüğü konusundaki tutum değişikliği, Türkiye'nin kendi bölgesel sorunlarında (Kıbrıs, Kürt meselesi) benzer bir self-determinasyon baskısıyla karşılaşma riskini artırabilir. Türkiye, bu tür gelişmeleri yakından izlemeli ve Birleşik Krallık'ın istikrarını destekleyen bir tutum sergilemelidir.