İngiltere Başbakanı Keir Starmer, bugün yapacağı açıklamayla 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını yasaklayan kapsamlı bir düzenlemeyi duyurmaya hazırlanıyor. Downing Street kaynakları, Starmer'ın kişisel bir miras bırakma arzusuyla ilgili yorum yapmaktan kaçınsa da, bu adımın ülkenin dijital çağda çocuk güvenliği konusundaki en sert önlemlerden biri olacağı belirtiliyor. "Avustralya plus" olarak adlandırılan model, Avustralya'nın 2024 yılında uygulamaya koyduğu 16 yaş altı yasağını temel alıyor ancak daha kapsamlı denetim ve uygulama mekanizmaları içeriyor.
Gelişmenin Arka Planı: Çocukları Dijital Tehditlerden Korumak
Yeni düzenleme, TikTok, Instagram ve Snapchat gibi popüler sosyal medya platformlarının 16 yaş altı kullanıcılarına hizmet vermesini tamamen yasaklıyor. Starmer hükümeti, yasağın sadece yasal bir çerçeveyle sınırlı kalmayacağını, platformların yaş doğrulama sistemlerini güçlendirmesi ve ihlal durumunda ağır para cezaları ödemesi gerektiğini vurguluyor. İngiltere'de son yıllarda yapılan araştırmalar, 10-16 yaş arası çocukların yüzde 80'inden fazlasının en az bir sosyal medya hesabı olduğunu ve bu platformlarda siber zorbalık, uygunsuz içerik ve kişisel veri ihlalleri gibi risklerle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Starmer, seçim kampanyası sırasında çocukları dijital dünyada daha iyi koruma sözü vermişti ve bu adım, seçmenlere verilen taahhütlerin yerine getirilmesi olarak görülüyor.
Yasağın uygulanması için teknoloji şirketlerine 6 ay süre tanınması bekleniyor. Bu süre zarfında platformlar, yaş doğrulama teknolojilerini geliştirmek ve kullanım koşullarını güncellemek zorunda kalacak. Hükümet, uymayan şirketlere küresel cirolarının yüzde 10'una kadar para cezası kesme yetkisine sahip olacak. Öte yandan, sivil toplum kuruluşları yasağın çocukların ifade özgürlüğünü kısıtlayabileceği ve alternatif sosyal alanların yaratılmaması durumunda ters etki yapabileceği uyarısında bulunuyor. Starmer ise, "Çocuklarımızın zihinsel ve fiziksel sağlığını korumak için harekete geçmek zorundayız. Bu yasağın amacı onları yalnızlaştırmak değil, güvende tutmaktır" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Bir Trend mi Oluyor?
İngiltere'nin bu hamlesi, sosyal medya düzenlemelerinde küresel bir dalganın parçası olarak değerlendiriliyor. Avustralya'nın 2024'te uygulamaya koyduğu yasak, Fransa ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinde benzer adımlar atılmasına ilham vermişti. Fransa'da 15 yaş altı için ebeveyn izni olmadan sosyal medya kullanımı yasaklanmış, Almanya ise yaş doğrulama konusunda sıkı denetim getirmişti. İngiltere'nin modeli ise "Avustralya plus" olarak adlandırılıyor çünkü cezai yaptırımlar ve denetim mekanizmaları açısından daha ileri düzeyde. Uzmanlar, bu tür ulusal düzenlemelerin teknoloji şirketlerini küresel politikalarını değiştirmeye zorlayabileceğini belirtiyor. Özellikle Meta, TikTok ve Snapchat gibi şirketler, farklı ülkelerdeki farklı kurallara uyum sağlamakta zorlanıyor ve bu durum, sektörde homojen bir düzenleme çağrılarını artırıyor.
ABD'de ise benzer bir yasak henüz federal düzeyde gündemde değil; ancak bazı eyaletlerde çocukların sosyal medya kullanımını kısıtlayan yasalar tartışılıyor. Çin, 18 yaş altı için günlük kullanım süresi sınırlaması getirirken, Hindistan'da da benzer önlemler üzerinde çalışılıyor. İngiltere'nin bu adımı, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi'nde de yankı bulabilir. Komite, dijital platformlarda çocukların korunmasına yönelik bağlayıcı bir uluslararası sözleşme çağrısını gündeme getirmişti. İngiltere'nin mevcut düzenlemesi, diğer ülkeler için bir örnek teşkil edebilir ve küresel bir standardın oluşmasına katkı sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de çocukların sosyal medya kullanımına yönelik düzenlemeler zaman zaman gündeme gelmiş, ancak kapsamlı bir yasak henüz uygulanmamıştır. İngiltere'nin bu hamlesi, Türkiye'de de benzer bir tartışmayı alevlendirebilir. Özellikle 2023'te çıkarılan Sosyal Medya Yasası ile belirli yaş sınırlamaları ve ebeveyn izni şartı getirilmişti; ancak uygulamada denetim eksiklikleri bulunuyor. Türkiye, Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde dijital düzenlemeleri takip etmekte ve İngiltere'nin modeli, özellikle cezai yaptırımların caydırıcılığı açısından örnek alınabilir. Bununla birlikte, Türkiye'deki mevcut siyasi atmosferde sosyal medya düzenlemeleri daha çok ifade özgürlüğü boyutuyla tartışıldığı için, yasağın çocuk güvenliği odaklı olması siyasi kutuplaşmayı azaltabilir. Sonuç olarak, İngiltere'nin adımı Türkiye'deki dijital politika yapıcılar için bir referans noktası olacaktır.