Lima, 24 Haziran - Keiko Fujimori, Peru devlet başkanlığı için dördüncü kez girdiği yarışı kazanarak, ülkeyi uzun süredir bölen siyasi bir hanedanlığı yeniden iktidara taşıdı. Eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori'nin kızı olan Keiko Fujimori'nin zaferi, Perulular arasında derin bir kutuplaşmayı da beraberinde getirdi. Fujimori, seçim kampanyası boyunca suçla mücadele ve ekonomik istikrar vaat ederken, rakipleri ise babasının otoriter yönetimine dönüş tehlikesine dikkat çekiyordu. Seçim sonuçları, ülkenin bir kez daha iki kutba ayrıldığını gösteriyor.
Gelişmenin arka planı: Fujimori hanedanlığının yükselişi ve düşüşü
Alberto Fujimori, 1990-2000 yılları arasında Peru'yu yönetmiş, sert ekonomi politikaları ve solcu gerillalara karşı başlattığı sert mücadele ile tanınmıştı. Ancak yönetimi, yolsuzluk ve insan hakları ihlalleri ile de anılıyor. 2000 yılında istifa ederek Japonya'ya sığınan Fujimori, daha sonra Peru'ya iade edilmiş ve 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Keiko Fujimori, babasının mirasını devralarak 2011, 2016 ve 2021 seçimlerine katılmış, ancak her seferinde az farkla kaybetmişti. 2024 seçimlerinde ise rakibi Pedro Castillo'nun yargılanması ve siyasi krizlerin etkisiyle Fujimori, seçimleri önde götürmeyi başardı.
Fujimori'nin zaferi, özellikle genç seçmenler ve sol görüşlü kesimler arasında endişeyle karşılanıyor. Babasının döneminde uygulanan sert yöntemlerin geri dönebileceğinden korkan muhalifler, şimdiden protesto hazırlıklarına başladı. Öte yandan Fujimori destekçileri, istikrar ve güvenlik vaatleriyle onu kurtarıcı olarak görüyor. Ekonomik olarak ise Fujimori, serbest piyasa reformlarının devamı ve yabancı yatırımın artırılması sözü veriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Latin Amerika'da sağ dalga
Keiko Fujimori'nin zaferi, Latin Amerika'da son yıllarda yükselen sağ popülizm dalgasının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Brezilya, Arjantin ve Şili'de sol hükümetlerin gerilemesiyle, Peru'da da sağcı bir yönetimin işbaşına gelmesi bölgesel dengeleri etkileyecek. Fujimori, ABD ile yakın ilişkiler kurmayı ve Çin'in artan etkisine karşı denge politikası izlemeyi planlıyor. Ayrıca, Pasifik İttifakı gibi bölgesel ticaret bloklarının güçlendirilmesini hedefliyor. Ancak iç siyasetteki kutuplaşma, hükümetin reformları hayata geçirmesini zorlaştırabilir.
Fujimori'nin seçim zaferi, aynı zamanda uluslararası toplum tarafından yakından izleniyor. İnsan hakları örgütleri, babasının dönemindeki insan hakları ihlallerinin yeniden yaşanabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, Fujimori'nin demokratik kurumlara saygılı bir yönetim sergilemesi çağrısı yaptı. Fujimori ise, bağımsız yargı ve medyaya saygılı olacağını belirterek, eleştirilere yanıt verdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'daki siyasi gelişmeler, Türkiye için doğrudan bir gündem maddesi olmasa da, Latin Amerika'da sağ eğilimli hükümetlerin artması, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik ve ekonomik ilişkileri açısından önem taşıyor. Türkiye, Latin Amerika'da tarafsız bir politika izlemeye çalışırken, Brezilya ve Arjantin gibi büyük ülkelerle ilişkileri önceliklendiriyor. Peru ile ticaret hacmi sınırlı olmakla birlikte, savunma sanayi ve inşaat gibi alanlarda işbirliği potansiyeli bulunuyor. Fujimori'nin Türkiye ile ilişkilerde yeni bir sayfa açması beklenmezken, bölgedeki denge politikası Türkiye'nin çıkarına olabilir. Ayrıca, Peru'daki siyasi kutuplaşma, ülkenin istikrarını etkileyebilir ve bu da yatırımcılar açısından risk oluşturabilir.