Peru'da 26 yıllık siyasi istikrarsızlığın ardından, Popüler Güç (Fuerza Popular) lideri Keiko Fujimori, bugün Lima'daki Kongre'de düzenlenen törenle ülkenin ilk kadın devlet başkanı olarak göreve başladı. Fujimori, yemin töreninin ardından yapacağı açılış konuşmasında, ülkeyi on yıllardır sarsan siyasi krizlere son verme sözü verdi. Törene İspanya Kralı VI. Felipe'nin yanı sıra çok sayıda yabancı devlet başkanı ve diplomat katıldı. Yeni başkan, kabinesini de açıklayarak görevine başlayacak.
Fujimorizm'in Dönüşü ve Siyasi Arka Plan
Keiko Fujimori, 1990-2000 yılları arasında ülkeyi demir yumrukla yöneten ve daha sonra insan hakları ihlalleri ve yolsuzluk suçlamalarıyla hapse atılan Alberto Fujimori'nin kızıdır. Babasının mirasını devralan Fujimori, 2011, 2016 ve 2021 seçimlerinde başkanlığa aday olmuş ancak üç kez de kaybetmişti. Bu yılki seçimlerde ise rakibi eski bakan Pedro Castillo'yu geride bırakarak zafer ilan etti. Fujimori'nin zaferi, ülkede derin kutuplaşmayı da beraberinde getirdi. Özellikle yoksul kesimler ve yerli halk, Fujimori'nin politikalarının babasının izinden giderek ekonomik liberalizasyonu savunacağını ve sosyal yardımları keseceğini düşünerek endişeli.
Fujimori, seçim kampanyasında güvenlik, yatırım ve istikrar vurgusu yaptı. Yemin töreninde yaptığı konuşmada, 'Halkın iradesine saygı duyacağım ve ülkeyi birlikte yöneteceğim. Peru'yu kalkındırmak için tüm gücümle çalışacağım' dedi. Yeni başkan, ilk icraatları arasında ekonomiyi canlandırmak için yabancı yatırımları teşvik edecek bir yasa paketini Meclis'e sunacağını açıkladı. Ayrıca, güvenlik güçlerinin yetkilerini artırarak organize suçla mücadele edeceğini belirtti.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Peru, Latin Amerika'nın en istikrarsız ülkelerinden biri haline gelmişti. Son beş yılda dört farklı devlet başkanı görev yaptı ve Kongre ile yürütme arasındaki mücadele ülkeyi yönetilemez hale getirmişti. Fujimori'nin zaferi, bölgede sağ popülizmin yükselişinin bir örneği olarak görülüyor. Brezilya, Arjantin ve Şili gibi ülkelerde sol hükümetlerin iş başında olduğu bir dönemde, Peru'daki bu sağ dönüş, bölgesel güç dengelerini değiştirebilir. Özellikle Çin'in artan etkisine karşı Amerika Birleşik Devletleri'nin Peru ile ilişkilerini güçlendirmesi bekleniyor.
Fujimori'nin ilk yurt dışı ziyaretini Washington'a yapacağı ve Biden yönetimiyle ticaret anlaşmalarını genişletmek isteyeceği konuşuluyor. Ayrıca, Madencilik sektöründeki yabancı yatırımların artması beklenirken, çevre aktivistleri Fujimori hükümetinin madencilik şirketlerine ayrıcalıklar tanıyacağı endişesi taşıyor. Bölgesel arenada ise Fujimori'nin, kendisi gibi sağ eğilimli liderlerle yakın ilişki kurarak, bölgede göç ve güvenlik konularında işbirliği yapması muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'daki bu siyasi değişim, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, Latin Amerika'da artan sağ popülizm ve değişen ticaret dinamikleri, Türkiye'nin bölgeyle olan ekonomik ilişkilerini etkileyebilir. Türkiye, Peru ile özellikle madencilik, tekstil ve tarım alanlarında ticaret hacmini artırma potansiyeline sahip. Fujimori hükümetinin serbest piyasa politikaları, Türk firmalarının Peru pazarına girişini kolaylaştırabilir. Ayrıca, Peru'daki siyasi istikrarın sağlanması, Türkiye'nin Latin Amerika açılımı kapsamında bölgeyle olan diplomatik ilişkilerine olumlu yansıyabilir. Ancak, Fujimori'nin otoriter eğilimleri ve insan hakları konusundaki geçmişi, uluslararası kamuoyunda tartışma yaratabilir ve Türkiye'nin bu konudaki tutumu dikkatle izlenmelidir.