Peru'da 6 Haziran'da yapılan ikinci tur seçimleri kıl payı farkla kazanan Keiko Fujimori, dün başkent Lima'daki kongrede düzenlenen törenle devlet başkanlığı görevini devraldı. Seçim kampanyası boyunca suç oranlarındaki artışa karşı 'demir yumruk' politikası uygulayacağını vaat eden Fujimori, yemin töreninin ardından yaptığı konuşmada, 'Ülkemizi yeniden güvenli bir yuva haline getireceğiz' dedi. Ancak muhalefet ve insan hakları örgütleri, Fujimori'nin geçmişte babası Alberto Fujimori'nin otoriter yönetimindeki rolüne ve insan hakları ihlallerine dikkat çekerek, yeni dönemin karanlık bir geçmişe dönüş olabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
Seçim süreci oldukça çekişmeli geçti. İlk turda hiçbir aday yüzde 50'nin üzerinde oy alamayınca, Fujimori ile solcu aday Pedro Castillo arasında ikinci tur yarışı yaşandı. Sonuçların açıklanmasının ardından Castillo, 'seçim hilesi' iddialarıyla sonuçlara itiraz etti ancak Ulusal Seçim Jürisi (JNE), Fujimori'nin zaferini onayladı. Fujimori, seçim sürecinde 'ulusal birlik' mesajı vermeye çalıştı ancak toplumun derin kutuplaşması, yeni başkanın önündeki en büyük zorluklardan biri olarak görülüyor.
Fujimori'nin vaatleri arasında polis teşkilatının güçlendirilmesi, organize suçla mücadelede özel birimler kurulması ve ceza yasalarının ağırlaştırılması yer alıyor. Ekonomik olarak ise madencilik sektörünü canlandırmayı ve yabancı yatırımları artırmayı hedefliyor. Ancak eleştirmenler, Fujimori'nin sert güvenlik politikalarının ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü gibi temel hakları kısıtlayabileceğini ve ülkede yeni bir otoriter dönemin başlangıcı olabileceğini öne sürüyor.
Fujimori'nin yönetimi, ülkenin en yoksul bölgelerinde artan yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele konusunda da baskı altında. Pandeminin ekonomik etkileri ve artan işsizlik, toplumsal huzursuzluğu tetiklerken, Fujimori'nin bu sorunlara yönelik kapsamlı çözümler üretmesi bekleniyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Peru, Latin Amerika'da son yıllarda siyasi istikrarsızlık yaşayan ülkelerden biri. 2016'dan bu yana üç devlet başkanı görevden alındı veya istifa etti. Fujimori'nin göreve gelmesi, bölgede sağ popülist liderlerin yükselişiyle aynı döneme denk geliyor. Özellikle Brezilya'da Jair Bolsonaro ve Meksika'da Andrés Manuel López Obrador gibi liderlerin izlediği politikalar, bölgedeki siyasi yelpazeyi etkiliyor. Fujimori'nin ABD ile yakın ilişkiler kurması ve Çin'in bölgedeki artan etkisine karşı denge politikası izlemesi bekleniyor. Ayrıca Peru'nun Pasifik İttifakı ve And Topluluğu gibi bölgesel örgütlerdeki rolü de önem taşıyor. Fujimori'nin seçim zaferi, bölgedeki sağ partiler için moral kaynağı olurken, sol hareketler için ise bir gerileme olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'daki bu siyasi değişim, Türkiye'nin Latin Amerika ile ilişkileri bağlamında değerlendirilebilir. Türkiye, son yıllarda Latin Amerika ülkeleriyle ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirme çabasında. Peru, özellikle madencilik ve tarım alanlarında potansiyel iş birliği imkânları sunuyor. Fujimori'nin iktidara gelmesiyle Peru'nun izleyeceği dış politika, Türkiye ile ilişkilerin seyrini etkileyebilir. Ayrıca Peru'daki siyasi istikrar, Türk firmalarının bölgedeki yatırımları açısından da önem taşıyor. Türkiye, Peru'nun siyasi sürecine ilişkin gelişmeleri yakından izlerken, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması için fırsatlar değerlendirilebilir.