Katar'ın eski Emiri Şeyh Hamad bin Halife Al Sani, 74 yaşında hayatını kaybetti. 1995'te babası Şeyh Halife'yi kansız bir darbeyle tahttan indirerek yönetimi devralan Al Sani, 2013'te oğlu Şeyh Temim lehine tahttan çekilene kadar Katar'ı köklü bir dönüşüme uğrattı. Onun liderliğinde küçük bir yarımada krallığı olan Katar, küresel doğalgaz devi, bölgesel bir arabulucu ve etkili bir medya gücü haline geldi. Al Sani'nin ölümü, Körfez bölgesinde ve ötesinde geniş yankı uyandırdı; dünya liderleri taziye mesajları yayınladı.
Katar'ı küresel bir oyuncuya dönüştüren lider
Şeyh Hamad bin Halife Al Sani, 1952'de Doha'da doğdu. İngiltere'de Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi'nde eğitim gördükten sonra Katar'a dönerek güvenlik ve savunma alanlarında görev aldı. 27 Haziran 1995'te, babasının İsviçre'de olduğu bir sırada gerçekleştirdiği kansız darbeyle iktidara geldi. Bu darbe, Katar'ın yönetim anlayışında bir kırılma noktası oldu. Al Sani, ülkeyi muhafazakâr bir mutlak monarşiden, dışa açık ve reformist bir yönetime dönüştürdü. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdi, ilk anayasayı hazırlattı ve basın özgürlüğünün sınırlarını genişletti. Ancak en çarpıcı hamlesi, 1996 yılında El Cezire televizyon ağını kurması oldu. Bu medya kuruluşu, Arap dünyasında tabu sayılan konuları tartışmaya açarak bölgenin siyasi atmosferini kökten değiştirdi.
Ekonomik alanda Al Sani, Katar'ın devasa doğalgaz rezervlerini uluslararası piyasalara açtı. Kuzey Sahası'nın işletilmesiyle Katar, dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatçısı haline geldi. Bu sayede kişi başına düşen milli gelir dünyanın en yüksek seviyelerine ulaştı. Al Sani'nin yatırım stratejisi, Katar'ı Londra'dan New York'a kadar küresel gayrimenkul ve finans piyasalarında önemli bir oyuncu yaptı. 2006'da Katar, Asya Oyunları'na ev sahipliği yaparak uluslararası tanınırlığını artırdı. Futbol tutkunu olan Al Sani, ülkesinin 2022 FIFA Dünya Kupası'nı kazanmasında da kilit rol oynadı.
Bölgesel ve küresel bir arabulucu
Şeyh Hamad'ın dönemi, Katar'ın dış politikasında bağımsız ve cesur bir çizginin benimsendiği yıllar oldu. Katar, hem Batılı güçlerle hem de bölgesel muhalif gruplarla ilişkilerini dengede tuttu. ABD'nin en büyük askeri üslerinden birine ev sahipliği yaparken, aynı anda Hamas, Taliban ve Müslüman Kardeşler gibi örgütlerle diplomatik kanalları açık tuttu. Al Sani, çeşitli ihtilaflarda arabuluculuk yaparak Katar'ı vazgeçilmez bir müzakere merkezi haline getirdi. Lübnan, Sudan, Yemen ve Filistin'deki krizlerde Katar'ın arabuluculuğu öne çıktı. 2008'de Katar, Lübnan'daki siyasi krizi çözmek için Doha Anlaşması'na ev sahipliği yaptı. Al Sani, 2011 Arap Baharı sırasında bölgedeki halk hareketlerine verdiği destekle dikkat çekti; özellikle Libya ve Suriye'de muhalif grupları finanse etti. Ancak bu politikalar, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkileri gerdi. 2017'de bu ülkeler, Katar'a karşı bir abluka uygulasa da, Al Sani'nin temellerini attığı esnek dış politika sayesinde Katar bu krizden güçlenerek çıktı.
Al Sani, 2013 yılında sağlık sorunları ve yeni nesil bir lidere geçiş arzusuyla tahttan oğlu Şeyh Temim lehine feragat etti. Bu, Arap monarşilerinde nadir görülen gönüllü bir iktidar devriydi. Çekildikten sonra kamuoyunun önünde nadiren görünse de, Katar siyasetinde arka planda etkili olmaya devam etti. Ölümü, ülkede üç günlük yas ilan edilmesine yol açtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Şeyh Hamad bin Halife Al Sani'nin kurduğu Katar-Türkiye stratejik ortaklığı, bugünkü ilişkilerin temelini oluşturuyor. Al Sani döneminde başlatılan yakın işbirliği, 2016'daki FETÖ darbe girişimi sonrası Katar'ın Türkiye'ye verdiği destek ve 2017 Körfez krizi sırasında Türkiye'nin Katar'a askeri üs kurmasıyla zirveye ulaştı. Al Sani'nin ölümü, bu yakın müttefiklik ilişkisini doğrudan etkilemeyecek olsa da, oğlu Şeyh Temim'in babasının dış politika mirasını ne ölçüde sürdüreceği önemli. Türkiye, Katar'ın enerji kaynakları ve bölgesel arabuluculuk kabiliyeti sayesinde Körfez'deki en önemli müttefikini kaybetmiş değil; ancak Suudi Arabistan ve BAE ile normalleşme sürecinde Katar'ın Türkiye'ye olan bağımlılığının sorgulanması olası. Yine de, Al Sani'nin Türkiye ile kurduğu güven bağı, iki ülke arasındaki ilişkilerin sağlam temellere dayandığını göstermektedir.