Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, dünya petrol piyasalarına odaklanmışken, kritik tahıl sevkiyatlarını felç etti ve alıcıları alternatif tedarik kaynakları aramaya zorluyor. Karadeniz limanlarının kapanması, küresel buğday arzında ciddi bir daralmaya yol açarken, buğday fiyatları rekor seviyelere tırmanarak gıda enflasyonu endişelerini derinleştiriyor. Ukrayna ve Rusya, dünya buğday ihracatının yaklaşık yüzde 30'unu karşılıyor; savaşın başlamasıyla birlikte bu devasa kaynak devre dışı kaldı.
Karadeniz'de Tahıl Sevkiyatı Neden Durdu?
Rusya'nın 24 Şubat'ta başlattığı işgalin ardından Ukrayna'nın limanları mayınlandı ve ticari gemiler için güvenlik riski oluştu. Ukrayna, dünyanın en büyük tahıl ihracatçılarından biri; yılda 70 milyon tonun üzerinde tahıl üretiyor ve bunun büyük kısmını Karadeniz üzerinden ihraç ediyor. Savaş nedeniyle bu ihracat neredeyse tamamen durdu. Rusya ise yaptırımlar ve lojistik engeller nedeniyle tahıllarını eskisi gibi pazarlayamıyor.
Birleşmiş Milletler ve Türkiye'nin arabuluculuğuyla varılan Tahıl Koridoru Anlaşması, 2022 yazında kısmi bir rahatlama sağladı; ancak sevkiyatlar kesintili ve yavaş ilerliyor. Anlaşmanın süresi defalarca uzatılsa da Rusya, kendi tahıl ve gübre ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılması çağrısını yineliyor ve anlaşmayı askıya alma tehdidinde bulunuyor. Bu belirsizlik, piyasalarda dalgalanmayı artırıyor.
Buğday fiyatları, savaşın ilk günlerinde Chicago Borsası'nda varil başına 13 doların üzerine çıkarak 2008'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. O zamandan beri dalgalı seyrediyor; ancak arz endişeleri fiyatları yüksek tutuyor. Mısır, arpa ve ayçiçeği yağı gibi diğer emtialarda da benzer bir tablo var. Ukrayna, dünya ayçiçeği yağı ihracatının yarısından fazlasını karşılıyor; bu üründe de ciddi sıkıntı yaşanıyor.
Küresel Gıda Güvenliği ve Enflasyon Baskısı
Karadeniz'deki tıkanıklık, özellikle Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya'daki ithalatçı ülkeleri zor durumda bıraktı. Mısır, Türkiye, Bangladeş, Pakistan gibi ülkeler buğday ihtiyacının büyük kısmını Rusya ve Ukrayna'dan karşılıyordu. Bu ülkeler şimdi ABD, Kanada, Fransa, Avustralya ve Arjantin gibi alternatif kaynaklara yönelmiş durumda. Ancak bu ülkelerin üretim kapasiteleri sınırlı ve lojistik maliyetler yüksek.
Gıda fiyatlarındaki artış, küresel enflasyonun en önemli bileşenlerinden biri haline geldi. Gelişmiş ülkelerde bile gıda enflasyonu çift haneli rakamlara ulaştı. Gelişmekte olan ülkelerde ise durum daha vahim; bazı ülkelerde ekmek fiyatları ikiye katlandı. Dünya Gıda Programı (WFP), artan gıda fiyatlarının milyonlarca insanı yoksulluğa ittiği uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, küresel gıda fiyat endeksi 2022'de tarihi zirveye çıktı.
Bu durum, sadece insani bir kriz değil, aynı zamanda siyasi istikrar için de tehdit oluşturuyor. Gıda fiyatlarındaki artışlar, 2011 Arap Baharı'nda olduğu gibi toplumsal huzursuzlukları tetikleyebilir. Nitekim Sri Lanka, Pakistan ve bazı Afrika ülkelerinde gıda protestoları görüldü. Küresel ekonomide yavaşlama sinyalleri varken, gıda arzındaki belirsizlik enflasyonu daha da körüklüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tahıl koridorunun açılmasında üstlendiği arabuluculuk rolüyle diplomatik etkinliğini artırdı; ancak aynı zamanda buğday ithalatında Rusya ve Ukrayna'ya bağımlı olduğu için krizden doğrudan etkileniyor. Ülke, yılda yaklaşık 10 milyon ton buğday ithal ediyor ve bunun büyük kısmı Karadeniz'den geliyor. Sevkiyat aksamaları iç piyasada un ve ekmek fiyatlarını yükselterek enflasyonu körüklüyor. Türkiye, alternatif kaynak arayışıyla ABD ve Kanada'dan alım yapmayı denese de maliyetler artıyor. Öte yandan, Tahıl Koridoru Anlaşması'nın sürdürülmesi, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak arabuluculuk kapasitesini göstermesi açısından kritik. Uzun vadede, tarımsal üretimi ve depolama altyapısını güçlendirmek, dışa bağımlılığı azaltmak için şart.