Dünyanın önde gelen kanser uzmanlarından Profesör Antoine Italiano, kanserle mücadelede erken teşhis kadar önleme çalışmalarının da kritik olduğunu belirterek, insanların sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmesi için daha fazla toplumsal destek sağlanması gerektiğini söyledi. Chicago'da düzenlenen dünyanın en büyük kanser konferansına katılan ve Fransa'ya dönen Prof. Italiano, FRANCE 24'e yaptığı açıklamada, bireylerin tek başına alışkanlıklarını değiştirmekte zorlandığını, bu nedenle devlet politikaları ve toplumsal farkındalık kampanyalarıyla desteklenmeleri gerektiğini vurguladı. Konferansta sunulan yeni verilere göre, kanser vakalarının önemli bir kısmı önlenebilir risk faktörleriyle ilişkili; sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam başta gelen tetikleyiciler arasında.
Önleme çalışmaları neden yetersiz kalıyor?
Prof. Italiano, kanser önleme konusunda tıbbi gelişmelerin yanı sıra toplumsal bilincin artırılması gerektiğine dikkat çekti. “Bireyleri suçlamak yerine, onların daha sağlıklı seçimler yapabilmesi için ortam yaratmalıyız” diyen uzman, özellikle düşük gelirli toplumlarda sağlıklı gıdaya erişim, egzersiz alanları ve sigara bırakma programlarının yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti. Chicago'daki konferansta, tütün kullanımının azaltılması, HPV aşısının yaygınlaştırılması ve obeziteyle mücadele gibi alanlarda yeni stratejiler masaya yatırıldı. Prof. Italiano, “Önleme, tedaviden her zaman daha etkili ve daha az maliyetlidir. Ancak mevcut sağlık sistemleri daha çok tedaviye odaklanıyor” şeklinde konuştu.
Konferansta sunulan araştırmalar, kanser vakalarının yaklaşık yüzde 40'ının önlenebilir risk faktörlerine bağlı olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, erken teşhis ve tarama programlarının yanı sıra, birincil koruma stratejilerine daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini belirtiyor. Prof. Italiano, “Yapay zeka destekli erken teşhis yöntemleri umut verici ancak asıl başarı, kanserin oluşmasını engellemektedir” dedi.
Küresel boyut ve toplumsal eşitsizlikler
Kanser yükü, dünya genelinde eşit dağılmıyor. Gelişmekte olan ülkelerde kanser vakaları artarken, önleme ve tedavi imkanları sınırlı kalıyor. Prof. Italiano, bu eşitsizliğin önleme çalışmalarına yatırım yapıldığında azaltılabileceğini vurguladı. “Kanser sadece tıbbi bir sorun değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik bir krizdir. Yoksulluk, sağlıksız yaşam koşulları ve eğitime erişim eksikliği kanser riskini artırıyor” diye konuştu. Konferansta, düşük ve orta gelirli ülkelerde HPV aşısı ve sigara karşıtı politikaların yaygınlaştırılması çağrıları yapıldı. Ayrıca, ultra işlenmiş gıdaların kanser riskini artırdığına dair yeni kanıtlar sunuldu; bu tür gıdaların vergilendirilmesi veya etiketlenmesi gibi politikalar tartışıldı.
Küresel kanser yükünün 2040 yılına kadar 30 milyon yeni vakaya ulaşması bekleniyor. Uzmanlar, bu artışın önlenebilir risk faktörlerine yönelik etkili politikalarla yavaşlatılabileceğini söylüyor. Prof. Italiano, “Bireysel sorumluluk kadar hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların da rolü büyük. Sağlıklı çevreler yaratmak, kanserle mücadelenin en güçlü silahıdır” ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de kanser, ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alıyor ve her yıl yaklaşık 200 bin yeni vaka teşhis ediliyor. Prof. Italiano'nun vurguladığı önleme stratejileri, Türkiye'de de sağlık politikaları açısından kritik öneme sahip. Türkiye, sigara kullanımında Avrupa'da ilk sıralarda yer alırken, obezite oranları da giderek artıyor. Bu bağlamda, kapsamlı bir kanser önleme planı hem sağlık harcamalarını azaltabilir hem de toplum sağlığını iyileştirebilir. Türkiye'nin, HPV aşısının ulusal aşı takvimine eklenmesi ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını teşvik eden politikaları hayata geçirmesi, bölgesel bir örnek oluşturabilir. Küresel iş birliği ve Dünya Sağlık Örgütü'nün önerileri doğrultusunda atılacak adımlar, Türkiye'nin kanser yükünü hafifletmede belirleyici olacaktır.