Kanada'nın kamu yayıncısı Canadian Broadcasting Corporation (CBC), 11 Eylül 2001 terör saldırılarını tanımlarken izlediği 'terörizm' kelimesine ilişkin iç politika kuralını değiştirdiğini açıkladı. Daha önce CBC muhabirleri, 11 Eylül olaylarını 'terörist saldırı' olarak nitelerken bu tanımı mutlaka bir kaynağa atfetmek zorundaydı. Ancak yayıncı, artık bu tarihsel olayın terör eylemi olduğunu doğrudan, kaynak göstermeksizin ifade edebilecek. Karar, medya kuruluşlarının dil ve çerçeveleme politikalarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı
CBC'nin bu kararı, kamu yayıncılığında nesnellik ve tarafsızlık ilkeleriyle ilgili uzun süredir devam eden bir tartışmanın parçası olarak görülüyor. Medya kuruluşu, daha önce 'terörizm' gibi yüklü bir terimin kullanımının, kurumun bağımsız yargıda bulunmasını engelleyebileceği gerekçesiyle bu kelimenin doğrudan kullanımını kısıtlıyordu. Bu kısıtlama, özellikle 11 Eylül sonrası dönemde Afganistan ve Irak savaşları başta olmak üzere pek çok uluslararası çatışmanın haberciliğinde CBC'nin izlediği dil politikasını da etkilemişti.
CBC'nin iç yönergeleri, muhabirlerin haber bültenlerinde 'terörist' kelimesini kullanmadan önce bu tanımı resmi bir yetkiliye veya rapora dayandırmasını zorunlu kılıyordu. Uygulama, özellikle Batılı medya kuruluşlarının tarafsızlık iddialarını sorgulayan eleştirmenler tarafından sık sık gündeme getirilmişti. Eleştirmenler, bu tür kısıtlamaların dilde yapay bir tarafsızlık yaratarak gerçekliği çarpıttığını savunuyordu.
Yeni politikayla birlikte CBC muhabirleri, 11 Eylül saldırılarını doğrudan 'terör saldırısı' olarak adlandırabilecek. Ancak bu değişikliğin yalnızca tarihsel bir olay için geçerli olduğu, güncel olaylarda 'terörizm' etiketinin kullanımına ilişkin genel politikanın değişmediği belirtildi. CBC sözcüsü, kararın 'dilin toplumsal kabulü ve tarihsel doğruluk' çerçevesinde alındığını ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, yalnızca bir yayıncının iç politikası olmanın ötesinde, küresel medyanın 'terörizm' kavramını nasıl ele aldığına dair önemli bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Özellikle 11 Eylül sonrası dönemde Batı medyasında 'terörizm' kelimesinin kullanımı, çoğu zaman hükümet politikalarına meşruiyet kazandıracak şekilde eleştirilmişti. Bu eleştiriler, özellikle farklı coğrafyalarda yaşanan şiddet olaylarının 'terörizm' olarak adlandırılmasındaki seçiciliğe işaret ediyordu.
Kanada'nın bu adımı, uluslararası medyada dil politikalarının revize edilmesi yönünde artan taleplerin bir yansıması olarak da değerlendirilebilir. Örneğin, Birleşik Krallık'taki BBC de benzer tartışmalar yaşamış ve bazı durumlarda 'terörist' kelimesinin kullanımından kaçınmaya çalışmıştı. Ancak bu tür adımlar, hem kamuoyunda hem de siyasi çevrelerde farklı tepkilere yol açıyor.
Uzmanlar, CBC'nin kararının medya kuruluşlarının tarihsel olayları aktarırken daha net bir dil kullanmasına yönelik bir örnek teşkil edebileceğini belirtiyor. Özellikle toplumsal hafızada derin izler bırakan olayların aktarımında, kurumsal çekincelerin aşılmasının, haberciliğin daha anlaşılır ve doğru olmasına katkı sağlayacağı ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de küresel medyada 'terörizm' kavramının kullanımına ilişkin tartışmalar, Türkiye’nin özellikle PKK/YPG ve FETÖ ile mücadelesinde karşılaştığı çifte standartları hatırlatıyor. Türkiye, uzun yıllardır Batılı ülkelerden terör örgütlerine karşı daha net bir tutum bekliyor. CBC’nin 11 Eylül gibi evrensel kabul gören bir terör saldırısını doğrudan 'terörizm' olarak adlandırması, medya kuruluşlarının dil birliği konusunda önemli bir adım. Ancak Türkiye, bu yaklaşımın yalnızca Batı’yı hedef alan saldırılarla sınırlı kalmaması, tüm terör eylemleri için tutarlı bir şekilde uygulanması gerektiğini savunuyor.