Kanadalı bir grup genç, federal hükümetin iklim değişikliği politikalarının yetersiz olduğu gerekçesiyle açtıkları davada mahkemenin bağlayıcı iklim koruma tedbirleri almasını talep ediyor. 2019 yılında açılan dava, başlangıçta reddedilmiş, ancak 2023 yılında bir temyiz mahkemesi gençlerin yargılanma hakkına sahip olduğuna hükmetmişti. Şimdi gençler, mahkemenin hükümete iklim hedeflerine uygun somut adımlar atması için emir vermesini istiyor. Dava, Kanada'nın iklim taahhütlerini yerine getirip getirmediği konusunda önemli bir yargı sınavı olarak görülüyor.
Davanın Arka Planı
2019 yılında, çoğunluğu gençlerden oluşan 15 Kanadalı, federal hükümetin iklim değişikliğiyle mücadelede anayasal yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasıyla dava açtı. Davacılar, hükümetin iklim politikalarının kendi nesillerinin geleceğini tehlikeye attığını ve yaşam, özgürlük ve güvenlik haklarını ihlal ettiğini öne sürdü. Ancak dava, 2020 yılında Federal Mahkeme tarafından reddedildi. Mahkeme, iklim değişikliğinin yargısal olarak çözülebilecek bir konu olmadığını ve hükümetin takdir yetkisine sahip olduğunu belirtti.
Gençler kararı temyiz etti. 2023 yılında Federal Temyiz Mahkemesi, davanın reddedilmesinin hatalı olduğuna karar verdi ve gençlerin davasının yeniden görülmesi gerektiğini hükmetti. Temyiz mahkemesi, iklim değişikliğinin gençlerin anayasal hakları üzerindeki etkisinin yargısal incelemeye tabi olabileceğini kabul etti. Bu karar, Kanada'da iklim davaları açısından emsal teşkil edebilecek nitelikteydi.
Şimdi dava yeniden mahkemeye taşınmış durumda. Gençler, mahkemeden hükümetin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda daha etkili politikalar benimsemesini ve belirli bir tarihe kadar sera gazı emisyonlarını azaltmasını talep ediyor. Ayrıca, hükümetin iklim politikalarının bilimsel gerçeklere dayanması gerektiğini savunuyorlar. Davacıların avukatları, mahkemenin hükümete bağlayıcı emirler verebileceğini ve bunun Kanada'nın iklim taahhütlerini yerine getirmesi için kritik olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kanada, Paris Anlaşması kapsamında 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını 2005 seviyesine göre %40-45 oranında azaltmayı taahhüt etmişti. Ancak ülke, bu hedeflere ulaşmakta zorlanıyor. Kanada, dünyanın en yüksek kişi başı emisyon oranlarından birine sahip ve petrol ve gaz sektörü ekonominin önemli bir parçası. Hükümet, iklim hedeflerine ulaşmak için karbon fiyatlandırması ve düzenlemeler gibi çeşitli politikalar uygulasa da, eleştirmenler bu adımların yeterli olmadığını savunuyor.
Bu dava, dünya genelinde iklim değişikliğiyle ilgili açılan davaların bir parçası. Son yıllarda, özellikle gençler tarafından açılan iklim davalarında artış görülüyor. Hollanda'da Urgenda vakasında mahkeme hükümete emisyon azaltma emri vermişti. Almanya'da da benzer bir dava anayasa mahkemesine taşınmış ve kısmen başarılı olmuştu. Bu davalar, hükümetlerin iklim değişikliği konusundaki sorumluluklarını yargı yoluyla sorgulama eğiliminin arttığını gösteriyor.
Kanada'daki dava, ülkenin federal yapısı ve iklim politikalarının eyaletler arasında farklılık göstermesi nedeniyle ayrıca önem taşıyor. Alberta gibi petrol zengini eyaletler, federal iklim politikalarına karşı çıkıyor. Bu dava, federal hükümetin iklim konusundaki yetkilerini ve yükümlülüklerini netleştirebilir. Ayrıca, davanın sonucu, diğer ülkelerdeki benzer davalar için de emsal oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada'da gençlerin iklim koruması için yargı yoluna başvurması, Türkiye'deki iklim politikaları ve çevre hukuku açısından da dikkate değer. Türkiye, Paris Anlaşması'nı 2021'de onaylayarak 2053 net sıfır emisyon hedefi belirledi, ancak kömür bağımlılığı ve sanayi kaynaklı emisyonlar nedeniyle hedeflere ulaşmakta zorlanıyor. Benzer şekilde, Türkiye'de de çevre ve iklim davaları açılıyor; özellikle termik santraller ve madencilik projelerine karşı. Kanada'daki dava, yargının iklim politikalarını denetleme rolünü vurgulaması bakımından Türkiye'deki hukuk mücadelesine ışık tutabilir. Ayrıca, gençlerin iklim aktivizmi, Türkiye'deki gençlik hareketlerine ilham verebilir. Ancak Türkiye'nin ekonomik öncelikleri ve enerji güvenliği denklemi, bu tür davaların seyrini etkileyebilir.