Kanada hükümeti, yurtdışında faaliyet gösteren Kanadalı şirketler tarafından işlendiği iddia edilen insan hakları ihlallerini araştıran bağımsız bir denetim mekanizmasını kaldırdı. Başbakan Mark Carney, 2019'da kurulan Sorumlu İşletmeler için Kanada Ombudsmanlığı ofisinin 'etkili olamadığını' belirterek lağvedildiğini duyurdu. Karar, Kanada merkezli madencilik, enerji ve tekstil şirketlerinin gelişmekte olan ülkelerdeki faaliyetlerine ilişkin denetim boşluğu yaratması nedeniyle uluslararası insan hakları örgütlerinin tepkisine yol açtı.
Ombudsmanlık ofisinin kapatılma gerekçesi
Kanada Ekonomik Kalkınma Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan Sorumlu İşletmeler için Kanada Ombudsmanlığı (CORE), yurtdışındaki Kanadalı şirketlerin çevre ve insan hakları ihlallerine ilişkin şikayetleri incelemekle görevliydi. Ancak Başbakan Carney, ofisin kurulduğu 2019'dan bu yana 'somut bir sonuç üretemediğini' savundu. Carney, 'Bu yapı, mağdurlar için adalet sağlamakta yetersiz kaldı. Daha etkili bir mekanizma kurmak için yeniden yapılanmaya gidiyoruz' ifadelerini kullandı. Hükümet, ofisin kapatılmasıyla tasarruf edilecek kaynakların, ticaret anlaşmazlıklarını çözmeye yönelik yeni bir birime aktarılacağını açıkladı. Bu karar, Kanada'nın gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren şirketleri üzerindeki denetim zafiyetini artırabileceği gerekçesiyle eleştiriliyor.
Kanada, 2013'te yürürlüğe giren Sorumlu İşletme Davranışı Stratejisi çerçevesinde, yurtdışı şirketleri için gönüllü rehber ilkeler belirlemişti. Ancak bu ilkelerin bağlayıcı olmaması, sivil toplum kuruluşları tarafından sıklıkla eleştiriliyordu. Vancouver merkezli MiningWatch Canada örgütü, CORE'un kapatılmasının 'Kanada'nın uluslararası insan hakları taahhütlerine darbe vurduğunu' belirtti. Örgütün direktörü Jamie Kneen, 'Bu ofis zaten yetersizdi ama tamamen kaldırılması, şirketler için caydırıcılığı sıfırlıyor' dedi. CORE, kurulduğu günden bu yana yalnızca 10 şikayet almış ve bunlardan sadece 2'si hakkında soruşturma başlatmıştı. Bu düşük sayı, ofisin etkisizliğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Uluslararası tepkiler ve küresel bağlam
Kanada'nın bu kararı, gelişmiş ülkelerin yurtdışı şirketlerinin insan hakları ihlallerine karşı denetim mekanizmalarını güçlendirdiği bir dönemde alındı. Avrupa Birliği, 2024'te yürürlüğe giren Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi ile şirketlerin tedarik zincirlerinde insan hakları ve çevre ihlallerini önlemesini zorunlu kıldı. Norveç ve Almanya ise benzer bağlayıcı yasaları hayata geçiren ülkeler arasında. Buna karşın Kanada, 2020'de BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri kapsamında bir ulusal eylem planı hazırlamış ancak bu planın uygulanması yavaş ilerlemişti. CORE'un kapatılması, Kanada'yı bu alanda en zayıf denetim mekanizmalarına sahip G7 ülkelerinden biri haline getirebilir. Özellikle Latin Amerika ve Afrika'da faaliyet gösteren Kanadalı madencilik şirketleri, daha önce toprak anlaşmazlıkları ve çevre kirliliği iddialarıyla gündeme gelmişti. İnsan Hakları İzleme Örgütü, kararın 'geri adım' olduğunu vurgulayarak, Kanada hükümetine yeni bir bağlayıcı mekanizma kurma çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada'nın bu kararı, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, uluslararası şirketlerin insan hakları denetiminin zayıflaması bağlamında dikkatle izlenmelidir. Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı şirketler, özellikle madencilik ve enerji sektörlerinde benzer insan hakları ihlalleri iddialarıyla karşılaşabiliyor. Kanada'nın denetimden vazgeçmesi, diğer ülkeler için de 'kolaycı' bir emsal teşkil edebilir. Öte yandan Türkiye, kendi dış yatırımlarını yönlendirirken, insan haklarına duyarlı bir yaklaşım geliştirmek konusunda Kanada örneğinden ders çıkarabilir. Küresel ticarette bağlayıcı kuralların önemi artarken, Türkiye'nin bu alandaki ulusal mevzuatını güçlendirmesi, hem itibarı hem de uluslararası yatırımlarının sürdürülebilirliği açısından faydalı olacaktır.