Kanada, savunma ilişkilerini Amerika Birleşik Devletleri'nden uzaklaştırarak çeşitlendirmek amacıyla, İngiltere liderliğindeki Ortak Seferi Kuvvetler (Joint Expeditionary Force - JEF) askeri koalisyonuna katılmak için resmen başvuruda bulundu. Başbakan Mark Carney'in ofisinden çarşamba günü yapılan açıklamaya göre, başvuru Ottawa'nın savunma ve güvenlik alanındaki ittifaklarını çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Kanada'nın bu adımı, uzun süredir devam eden Kuzey Amerika savunma işbirliğinden uzaklaşma yönünde atılmış somut bir adım olarak öne çıkıyor. İngiltere öncülüğünde 2014 yılında kurulan JEF, başlangıçta Kuzey Avrupa ülkeleri arasında hızlı müdahale kabiliyeti geliştirmek amacıyla oluşturulmuştu. Koalisyon, İngiltere'nin yanı sıra Danimarka, Estonya, Finlandiya, İzlanda, Letonya, Litvanya, Hollanda, Norveç ve İsveç'i kapsıyor. Kanada'nın katılımı, ittifakın coğrafi kapsamını Kuzey Amerika'ya taşıyacak ve özellikle Arktik bölgesindeki güvenlik dinamiklerini etkileyecek.
Ottawa'nın bu hamlesi, son yıllarda Kanada'nın dış ve savunma politikasında yaşanan daha geniş bir yön değişikliğinin parçası. Başbakan Mark Carney, göreve geldiğinden bu yana Kanada'nın uluslararası arenadaki bağlantılarını çeşitlendirme ve stratejik özerkliğini artırma yönünde mesajlar veriyor. Bu çerçevede, Amerika Birleşik Devletleri ile olan tarihsel savunma işbirliği sorgulanırken, Avrupa ve Asya-Pasifik bölgelerindeki müttefiklerle ilişkiler güçlendirilmeye çalışılıyor.
Kanada'nın JEF'e katılma başvurusu, aynı zamanda NATO içindeki dengeler açısından da dikkat çekici. İngiltere, Brexit sonrası dönemde Avrupa güvenlik mimarisinde daha aktif bir rol üstlenme arayışında. JEF, İngiltere'nin NATO dışında ama NATO ile uyumlu bir hızlı müdahale gücü oluşturma çabasının bir ürünü. Kanada gibi NATO üyesi bir ülkenin bu yapıya katılması, ittifakın meşruiyetini ve operasyonel kapasitesini artırabilir. Öte yandan, Kanada'nın ABD'den bağımsız hareket etme eğilimi, Washington'da rahatsızlık yaratabilir. Zira ABD, Kuzey Amerika'nın güvenliğinde Kanada ile yakın işbirliğini stratejik bir öncelik olarak görüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kanada'nın JEF'e katılma kararı, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, küresel güvenlik mimarisi açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Öncelikle, Arktik bölgesi son yıllarda iklim değişikliğinin etkisiyle yeni deniz yollarının açılması ve doğal kaynaklara erişim rekabeti nedeniyle stratejik bir öncelik haline geldi. Kanada, Arktik'te egemenlik iddiaları olan bir ülke olarak, bölgedeki askeri varlığını güçlendirmek istiyor. JEF üyeleri arasında Norveç, Danimarka (Grönland üzerinden) ve İzlanda gibi Arktik ülkelerinin bulunması, Kanada için doğal bir işbirliği zemini oluşturuyor.
İkinci olarak, Kanada'nın bu adımı, Batı ittifakı içindeki güç dengelerini etkileyebilir. ABD'nin son yıllarda transatlantik taahhütlerine yönelik eleştiriler ve Avrupa'nın savunma kapasitesini artırma çabaları göz önüne alındığında, Kanada'nın İngiltere liderliğindeki bir yapıya yönelmesi, Avrupa'nın stratejik özerkliğine katkı sağlayabilir. Ancak bu durum, NATO içinde bir tür "iki hızlı Avrupa" yaratma riskini de taşıyor. JEF, NATO'nun bir parçası olmasa da operasyonel olarak uyumlu hareket ediyor; fakat yeni üyelerin katılımıyla ittifakın genişlemesi, kaynakların ve dikkatin bölünmesine yol açabilir.
Üçüncü olarak, Kanada'nın savunma ilişkilerini çeşitlendirme çabası, Asya-Pasifik bölgesindeki gelişmelerle de yakından ilgili. Çin'in yükselen askeri gücü ve bölgesel iddiaları karşısında Kanada, geleneksel olarak ABD şemsiyesi altında hareket ediyordu. Ancak son yıllarda Kanada, özellikle Güney Çin Denizi ve Tayvan Boğazı gibi konularda daha bağımsız pozisyonlar almaya başladı. JEF üyeliği, Kanada'ya Avrupa merkezli bir platformda daha geniş bir manevra alanı sağlayabilir. Yine de bu adımın somut askeri katkıya dönüşüp dönüşmeyeceği, Kanada'nın savunma bütçesi ve kapasitesiyle yakından ilişkili.
Son olarak, Kanada'nın başvurusu, İngiltere'nin Brexit sonrası küresel rol arayışının bir yansıması. İngiltere, "Küresel Britanya" vizyonu çerçevesinde, NATO ve ABD'nin yanı sıra alternatif güvenlik yapıları oluşturarak etkisini korumaya çalışıyor. JEF, bu stratejinin önemli bir ayağı. Kanada gibi önemli bir NATO müttefikinin katılımı, İngiltere'nin bu vizyonunu güçlendirecek. Ancak ittifakın etkinliği, üyeler arasında siyasi irade ve askeri yeteneklerin uyumuna bağlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada'nın İngiltere liderliğindeki JEF'e katılma başvurusu, Türkiye'nin savunma ve dış politika öncelikleri açısından dolaylı ancak önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, NATO içinde ABD ile yaşadığı gerilimler ve Avrupa'daki güvenlik mimarisinde daha bağımsız hareket etme eğilimi nedeniyle, son yıllarda benzer arayışlara yönelmişti. Ancak Türkiye'nin JEF gibi yapılara katılımı, mevcut üyelerin siyasi ve askeri kriterleri nedeniyle şu an için gündemde değil. Yine de Kanada'nın bu adımı, NATO içinde çok merkezli bir güvenlik yapısının oluşabileceğini gösteriyor. Bu durum, Türkiye'nin Avrupa savunma projelerindeki konumunu ve stratejik özerklik arayışlarını etkileyebilir. Ayrıca, Arktik bölgesindeki işbirliği, Türkiye'nin kutup bölgelerine yönelik artan ilgisiyle paralellik taşıyor.