Kanada, ABD'nin çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği ek gümrük vergilerine misilleme olarak, bir dizi Amerikan ürününe yüzde 50'ye varan oranlarda yeni tarifeler uygulayacağını duyurdu. Başbakan Justin Trudeau hükümeti tarafından açıklanan karar, iki NATO müttefiki arasındaki ticaret savaşının hızla tırmandığını gösteriyor. Yeni vergiler çelik, süt ürünleri, beyaz eşya ve tarım makineleri gibi geniş bir ürün yelpazesini kapsayacak. Karar, ABD Başkanı Donald Trump'ın ulusal güvenlik gerekçesiyle uygulamaya koyduğu korumacı politikaların doğrudan sonucu olarak geldi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD yönetimi, geçtiğimiz hafta çelik ithalatına yüzde 25, alüminyuma ise yüzde 10 oranında ek vergi getirmişti. Bu adım, Kanada'nın yanı sıra Meksika ve Avrupa Birliği gibi diğer müttefikleri de hedef alıyordu. Kanada, başlangıçta diplomatik kanalları kullanarak bir muafiyet sağlamaya çalıştı ancak Washington'dan istediği sonucu alamadı. Bunun üzerine Ottawa yönetimi, kendi ekonomisini korumak için misilleme tarifelerini devreye sokma kararı aldı.
Açıklanan tarifeler, ABD'den ithal edilen toplam 16,6 milyar dolarlık ürünü kapsayacak. Liste üzerinde titizlikle çalışıldığı ve özellikle Kanada sanayisinin ihtiyaç duyduğu hammaddelerin muaf tutulduğu belirtiliyor. Örneğin, Kanada'nın otomotiv sektörü için kritik önem taşıyan bazı çelik türevleri vergi kapsamı dışında bırakıldı. Yeni tarifeler, 1 Temmuz'dan itibaren yürürlüğe girecek ve ilk aşamada 40 kadar Amerikan ürününü hedef alacak.
Uzmanlar, Kanada'nın bu hamlesinin sembolik olduğu kadar ekonomik bir mesaj da taşıdığını vurguluyor. Zira Kanada, ABD'nin en büyük çelik ve alüminyum tedarikçisi konumunda. 2017 verilerine göre ABD'nin çelik ithalatının yüzde 16'sı, alüminyum ithalatının ise yüzde 41'i Kanada'dan yapıldı. Bu nedenle tarifelerin her iki ülke ekonomisi üzerinde de olumsuz etkiler yaratması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kanada'nın misilleme kararı, ABD'nin diğer ticaret ortakları üzerinde de domino etkisi yaratabilir. Avrupa Birliği, ABD'nin çelik ve alüminyum vergilerine karşı Dünya Ticaret Örgütü'ne (WTO) başvuruda bulunmuş ve kendi misilleme listesini hazırlamıştı. Meksika da benzer şekilde tepki göstermiş, bazı Amerikan ürünlerine ek vergi getireceğini açıklamıştı. Çin ise daha önce devreye soktuğu tarifelerle ticaret savaşını genişletmiş durumda.
Bu gelişmeler, küresel ticaret düzeninin temel taşı olan kurallara dayalı sistemin aşınmakta olduğu yönündeki endişeleri artırıyor. ABD'nin 'America First' politikası, müttefikleriyle olan ticari ilişkileri yeniden şekillendirirken, karşılıklı tarifelerin küresel büyümeyi yavaşlatabileceği uyarıları yapılıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), ticaret savaşlarının dünya ekonomisine 430 milyar dolara mal olabileceğini tahmin ediyor.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, yaptığı açıklamada "Amerikalı dostlarımıza şunu söylemek istiyoruz: Bu tarifeler hem sizin hem bizim işçilerimize zarar verir" dedi. Trudeau, misillemenin orantılı ve hedefli olduğunu, ancak ABD'nin adımlarını geri çekmemesi halinde daha fazla ürünü kapsayacak şekilde genişletilebileceğini belirtti. ABD Ticaret Bakanlığı'ndan ise henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Kanada'nın misilleme kararı, 1994'ten bu yana yürürlükte olan Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın (NAFTA) da sorgulanmasına yol açtı. ABD, Meksika ve Kanada arasında NAFTA'nın güncellenmesi için yürütülen müzakereler halihazırda zorlu geçiyor. Ticaret savaşının bu müzakereleri daha da çıkmaza sokabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada-ABD ticaret savaşı, Türkiye'nin ihracat pazarlarını dolaylı yoldan etkileyebilir. ABD'nin korumacı adımları, Türkiye'nin çelik ve alüminyum ihracatına yönelik ek vergileri de gündeme getirmişti; Ankara, bu konuda Washington ile müzakerelerini sürdürüyor. Küresel ticaretin daralması, Türkiye gibi ihracat odaklı büyüyen ekonomiler için risk oluşturuyor. Öte yandan, ABD ile ticaret savaşının derinleşmesi, Türkiye'nin alternatif pazarlara yönelmesini ve ticaret anlaşmalarını çeşitlendirmesini zorunlu kılabilir. Ayrıca, NATO içindeki ticari gerilim, ittifak içi dayanışmayı da zayıflatabilir. Türkiye, hem ABD hem de Kanada ile dengeli ilişkilerini koruyarak bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenebilir.