Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD ile İran arasında varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Carney, kalıcı bir ateşkesin Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişi garanti altına alması ve İran'ın nükleer programına yönelik uluslararası endişeleri gidermesi gerektiğini vurguladı. Kanada, bu süreçte taraflar arasında yapıcı diyaloğun devam etmesi çağrısında bulundu.
Anlaşmanın Arka Planı ve Kapsamı
ABD ve İran, haftalar süren yoğun müzakerelerin ardından, tırmanan gerilimi düşürmeyi hedefleyen bir anlaşmaya imza attı. Anlaşma, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilerin güvenliğini sağlamayı, ayrıca İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine yönelik kısıtlamalar getirmeyi içeriyor. Uluslararası Enerji Ajansı, Hürmüz Boğazı'ndan günde yaklaşık 17 milyon varil petrol geçtiğini belirtiyor; bu, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birine denk geliyor.
İran'ın nükleer programı, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) ABD tarafından tek taraflı olarak feshedilmesinin ardından yeniden tartışma konusu oldu. Tahran, uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a kadar çıkardığını duyurmuş, bu da Natanz ve Fordow tesislerinde silah sınıfı malzeme üretilebileceği endişelerini beraberinde getirmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, Körfez ülkeleri ve Avrupa Birliği tarafından temkinli bir iyimserlikle karşılandı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenliği sağlayacak her türlü düzenlemeyi desteklediklerini belirtti. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, anlaşmayı “olumlu bir adım” olarak nitelendirirken, kapsamlı ve denetlenebilir bir nihai anlaşma için müzakerelere devam edilmesi çağrısı yaptı.
Rusya ve Çin ise anlaşmaya daha temkinli yaklaştı. Moskova, Tahran'ın nükleer haklarının tanınması gerektiğini vurgularken, Pekin, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının hafifletilmesi halinde anlaşmanın başarı şansının artacağını ifade etti. İsrail, anlaşmayı eleştirerek İran'ın nükleer kapasitesinin sınırlandırılması konusunda daha sıkı önlemler alınmasını talep etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve bölgesel istikrar politikaları açısından kritik önem taşımaktadır. Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve doğal gaz akışına bağımlı olmasa da, küresel enerji fiyatları üzerindeki etkisi doğrudan Türkiye ekonomisini etkileyebilir. Ayrıca, anlaşma Türkiye'nin Irak ve Suriye'deki nüfuz mücadelesinde yeni dengeler yaratabilir. Ankara, Tahran'la olan ticari ilişkilerini korurken, Batı ile iş birliğini de sürdürmek zorundadır. Bu nedenle, anlaşmanın uzun vadeli başarısı Türkiye'nin diplomatik çıkarlarıyla da örtüşmektedir; ancak İsrail ve Körfez ülkelerinin tepkileri dikkatle izlenmelidir.