Kanada Uluslararası Ticaret Bakanı Maninder Sidhu, ülkesinin ABD'ye olan ticari bağımlılığını azaltmak amacıyla Asya ve diğer küresel pazarlarda ticaret ortaklıklarını genişletmeye yönelik çalışmalar yürüttüğünü açıkladı. Bloomberg'e konuşan Bakan Sidhu, Kanada'nın ihracat pazarlarını çeşitlendirme stratejisinin altını çizdi. Bu açıklama, Kanada'nın dış ticaret politikasında önemli bir yön değişikliğine işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Kanada ekonomisi tarihsel olarak ABD ile derinlemesine entegre olmuş durumda. İki ülke arasındaki ticaret, dünyanın en büyük ikili ticaret ilişkilerinden birini oluşturuyor. Ancak son yıllarda ABD'nin korumacı ticaret politikaları, özellikle de çelik ve alüminyum gibi sektörlerde uygulanan ek gümrük vergileri, Kanada'nın bu bağımlılığı sorgulamasına neden oldu. Bakan Sidhu'nun açıklamaları, Ottawa'nın uzun vadeli bir strateji doğrultusunda hareket ettiğini gösteriyor.
Kanada hükümeti, özellikle Asya-Pasifik bölgesinde yeni ticaret anlaşmaları arayışında. Kapsamlı ve İlerici Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP) gibi mevcut anlaşmaların yanı sıra, Hindistan ve ASEAN ülkeleriyle ikili ticaret müzakereleri yürütülüyor. Ayrıca, Avrupa Birliği ile Kapsamlı Ekonomik ve Ticari Anlaşma (CETA) gibi mevcut anlaşmaların etkin şekilde kullanılması hedefleniyor. Bakan Sidhu, bu çeşitlendirme çabalarının sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir gereklilik olduğunu vurguladı.
Kanada'nın ihracatında ABD'nin payı yüzde 75 civarında. Bu oranın düşürülmesi, ülkenin ekonomik güvenliği açısından kritik görülüyor. Özellikle enerji, tarım ürünleri ve imalat sanayi gibi sektörlerde yeni pazarlar bulunması gerekiyor. Bakan Sidhu, Asya'daki hızlı büyüyen ekonomilerin Kanada için büyük fırsatlar sunduğunu belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kanada'nın bu hamlesi, küresel ticaret dinamiklerindeki değişimle de örtüşüyor. ABD-Çin ticaret savaşı, Kovid-19 sonrası tedarik zinciri sorunları ve Rusya-Ukrayna savaşı, ülkeleri ticaret ortaklıklarını çeşitlendirmeye itti. Kanada gibi gelişmiş ekonomiler, tek bir pazara bağımlılığın risklerini fark etmiş durumda.
Öte yandan, Kanada'nın Asya'ya yönelmesi, bölgede Çin'in artan etkisiyle de ilişkili. Kanada, Çin ile zaman zaman gerilim yaşasa da, Asya'daki diğer ülkelerle ilişkilerini güçlendirerek dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Hindistan gibi ülkelerle ticaret ve yatırım anlaşmaları öncelikli hedefler arasında.
Kanada'nın bu stratejisi, aynı zamanda ABD ile ilişkilerinde de bir denge unsuru olarak görülüyor. Washington, Ottawa'nın Asya'ya açılmasını, kendi Hint-Pasifik stratejisiyle uyumlu buluyor. Ancak Kanada'nın Çin ile ekonomik ilişkilerini derinleştirmesi, ABD'de bazı çevrelerde endişe yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada'nın ticaret ortaklıklarını çeşitlendirme çabası, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmuyor; aksine, Türkiye'nin de benzer bir strateji izlediği bir dönemde örnek teşkil edebilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'ni güncellemeye ve Asya, Afrika, Latin Amerika gibi bölgelerle ticaretini artırmaya çalışıyor. Kanada'nın Asya'ya yönelimi, Türk ihracatçıları için yeni rekabet anlamına gelebilir ancak aynı zamanda Türkiye'nin de Kanada ile ticaretini geliştirmesi için fırsatlar sunuyor. İki ülke arasında serbest ticaret anlaşması müzakereleri uzun süredir gündemde; Kanada'nın çeşitlendirme politikası bu süreci hızlandırabilir.