Kamerun'da 2018 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan muhalif siyasetçi İssa Tchiroma Bakary, Devlet Başkanı Paul Biya aleyhine Fransa'da iki ayrı suç duyurusunda bulundu. Bakary, Paris Adli Mahkemesi'ne sunduğu dilekçelerde, evrensel yargı yetkisi ilkesine dayanarak Biya'yı “insanlığa karşı suçlar” ve “işkence” ile suçladı. 91 yaşındaki Biya, 42 yıldır ülkeyi yönetiyor ve muhaliflerine yönelik baskıcı politikaları nedeniyle uluslararası kamuoyunda sık sık eleştiriliyor.
Evrensel yargı yetkisi ve Kamerun'daki insan hakları ihlalleri
Bakary, başvurusunda Biya yönetiminin 2016-2018 yılları arasında ülkenin İngilizce konuşulan bölgelerinde başlayan ayrılıkçı protestolara karşı orantısız güç kullandığını, yüzlerce kişinin keyfi olarak gözaltına alındığını ve işkence gördüğünü iddia ediyor. Ayrıca 2018 seçimlerinde yaşanan usulsüzlükleri de şikayet dilekçesine ekleyen Bakary, “Bu başvurular, Kamerun halkının maruz kaldığı zulmün görmezden gelinemeyeceğini göstermek içindir” ifadelerini kullandı.
Paul Biya yönetimi, şu ana kadar resmi bir açıklama yapmazken, Kamerun hükümet sözcüsü daha önce benzer iddiaları “asılsız” olarak nitelemişti. Fransa'nın Kamerun üzerindeki tarihsel etkisi ve Biya ile yakın ilişkileri, bu davanın siyasi boyutunu artırıyor. Fransa, eski sömürgesi Kamerun'da askeri ve ekonomik çıkarlarını korumakla biliniyor.
Uluslararası hukuk ve Afrika'da otoriter yönetimlere karşı mücadele
Evrensel yargı yetkisi uluslararası hukukta, belirli ağır suçların (soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları) işlendiği ülke dışında da yargılanabilmesine olanak tanıyor. Fransa, geçmişte Ruanda soykırımı ve Suriye'de işlenen suçlarla ilgili davalarda bu prensibi uygulamıştı. Bakary'nin başvurusu, Kamerun'daki insan hakları ihlallerine dikkat çekerken, benzer şekilde Afrika'da uzun süre iktidarda kalan liderlere karşı uluslararası yargı mekanizmalarının işletilmesi yönünde bir emsal oluşturabilir.
Afrika Birliği ve insan hakları örgütleri, Biya yönetimini sık sık eleştirse de, Kamerun Ulusal Meclisi'ndeki çoğunluk nedeniyle iç siyasette ciddi bir muhalefetle karşılaşmıyor. Bakary'nin Fransa'daki başvurusu, uluslararası toplumun Kamerun'daki duruma daha fazla odaklanmasını sağlayabilir. Ancak Fransa'nın Biya hükümetiyle ilişkileri göz önüne alındığında, davanın ilerlemesi zaman alabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kamerun ile son yıllarda ekonomik ve diplomatik ilişkilerini geliştiriyor. Ancak bu dava doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmiyor. Bununla birlikte, evrensel yargı yetkisinin Afrika'daki otoriter yönetimlere karşı kullanımı, Türkiye'nin Afrika politikasında insan hakları ve hukukun üstünlüğü vurgusunu güçlendirebilir. Türkiye, Afrika'da istikrarı ve meşru hükümetlerle iş birliğini öncelerken, bu tür uluslararası yargı girişimlerini siyasi bir araç olarak değil, hukuki bir çerçevede değerlendiriyor. Bölgesel istikrar açısından, Kamerun'daki olası bir siyasi dönüşüm, Orta Afrika'da dengeleri etkileyebilir, ancak Türkiye için kısa vadede önemli bir etkisi öngörülmüyor.