Yıllardır süren kıtlığın ardından dünya nihayet daha fazla kahveye kavuşuyor. Ancak sektördeki fiyatların temelini oluşturan borsa depolarına bu kahvenin ne kadarının ulaşacağı sorusu, fiyat oynaklığının sürmesine neden oluyor. Küresel kahve piyasaları, arz artışına rağmen belirsizliklerle dolu bir dönemeçte.
Arz Artışının Arka Planı
Son yıllarda Brezilya'da yaşanan kuraklık, Kolombiya'daki siyasi istikrarsızlık ve Vietnam'daki lojistik sorunlar kahve arzında ciddi daralmalara yol açmıştı. Bu durum, özellikle Arapica kahvesi fiyatlarının rekor seviyelere çıkmasına neden oldu. Şimdi ise hava koşullarının normale dönmesi ve üretici ülkelerde alınan önlemlerle birlikte arzın toparlanmaya başladığı görülüyor. Uluslararası Kahve Örgütü (ICO) verilerine göre, 2023/24 sezonunda küresel kahve üretiminin bir önceki sezona göre yaklaşık %4 artarak 170 milyon torbaya (her torba 60 kg) ulaşması bekleniyor. Brezilya'da rekolte tahminleri yukarı yönlü revize edilirken, Vietnam'da da Robusta kahvesi üretiminde artış sinyalleri var.
Ancak piyasa uzmanları, üretimdeki bu artışın fiyatları hemen dengelemeyeceği görüşünde. Çünkü fiyatların oluştuğunda kritik rol oynayan ICE (Intercontinental Exchange) borsasına bağlı depolara teslim edilen kahve miktarı, üretim artışına rağmen hâlâ düşük seviyelerde. Depolardaki stokların azlığı, vadeli işlem fiyatlarında oynaklığı artırıyor. Özellikle Arapica kahvesi için sertifikalı stoklar son yılların en düşük seviyelerine gerilemiş durumda.
Uzmanlar, üreticilerin ellerindeki kahveyi borsa depolarına göndermek yerine doğrudan alıcılara satmayı tercih etmesinin stokları sınırladığını belirtiyor. Ayrıca nakliye maliyetlerindeki artış ve bazı ülkelerdeki ihracat kısıtlamaları da depolara akışı yavaşlatıyor. Bu durum, arz bolluğuna rağmen fiyatların neden hâlâ dalgalı seyrettiğini açıklıyor.
Küresel Piyasalarda Dalgalanma
Kahve fiyatları, arz endişeleri ve talep belirsizlikleri arasında sıkışmış durumda. Son aylarda ICE'de işlem gören Arapica kahvesi vadeli kontratları, bir yandan artan üretim beklentileriyle baskılanırken, diğer yandan düşük stoklar ve lojistik aksaklıklar nedeniyle yükseliş eğilimi gösteriyor. Piyasa analistleri, fiyatların kısa vadede yüksek volatilite göstermeye devam edeceğini öngörüyor.
Talep tarafında ise tablo karmaşık. Küresel ekonomik yavaşlama ve enflasyonist baskılar, başta Avrupa ve Kuzey Amerika olmak üzere gelişmiş pazarlarda kahve tüketim artış hızını düşürebilir. Ancak Asya'da, özellikle Çin ve Güneydoğu Asya ülkelerinde kahve kültürünün yaygınlaşması, uzun vadeli talep artışını destekliyor. Yine de kısa vadede, yüksek fiyatlar tüketicileri daha ucuz alternatiflere yönlendirebilir.
Üretici ülkeler açısından bakıldığında, fiyat oynaklığı çiftçiler için ciddi bir risk oluşturuyor. Brezilya ve Kolombiya gibi büyük üreticilerde çiftçiler, fiyat düşüşlerine karşı korunmak için vadeli işlem piyasalarını kullanıyor ancak bu araçlara erişim her zaman kolay değil. Ayrıca iklim değişikliği, kahve üretimini uzun vadede tehdit eden en önemli faktör olarak öne çıkıyor. Artan sıcaklıklar ve düzensiz yağışlar, verimi ve kaliteyi olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kahve üretmeyen ancak önemli bir tüketim pazarı olan bir ülke. Yıllık kahve ithalatı 100 bin tonu aşan Türkiye'de, küresel fiyat oynaklığı doğrudan tüketici enflasyonunu ve cari açığı etkiliyor. Kahve fiyatlarındaki artış, son yıllarda çay tüketimine kısmi bir kayış yaratsa da genç nüfus ve kafe kültürünün yaygınlaşması talebi canlı tutuyor. Önümüzdeki dönemde arz artışının fiyatları dengelemesi, Türkiye'nin ithalat faturasını hafifletebilir. Ancak borsa stoklarındaki belirsizlik ve lojistik maliyetler, ithalatçılar için risk unsuru olmayı sürdürüyor. Türk kahve sektörü, fiyat dalgalanmalarına karşı stok yönetimi ve tedarik çeşitlendirmesi stratejilerini gözden geçirmeli.