Kadınlarda kanda yüksek seviyelerde bulunan ve “sonsuz kimyasallar” olarak bilinen PFAS (per- ve polifloroalkil maddeler) ile multipl skleroz (MS) arasında olası bir bağlantı olduğu ortaya çıktı. Bilim insanları, bu kimyasallara maruz kalan kadınların MS geliştirme olasılığının daha yüksek olabileceğini belirtiyor. Araştırma, çevresel toksinlerin otoimmün hastalıklar üzerindeki etkisine yeni bir ışık tutarken, sağlık otoritelerini harekete geçmeye çağırıyor.
Araştırmanın Detayları
Çalışma, İsveç’teki Uppsala Üniversitesi ve ABD’deki bazı araştırma merkezlerinin iş birliğiyle yürütüldü. 20 yıl boyunca takip edilen binlerce kadının kan örnekleri analiz edildi. Sonuçlara göre, en yüksek PFAS seviyesine sahip kadınlarda MS riski, en düşük seviyeye sahip olanlara kıyasla %60 daha fazla. PFAS, su geçirmez kumaşlar, yapışmaz tavalar, bazı ambalajlar ve yangın söndürme köpüklerinde yaygın olarak kullanılıyor. Bu kimyasallar doğada çözünmediği için vücutta birikiyor ve hormonal sistemi bozarak bağışıklık tepkilerini etkileyebiliyor.
Küresel Boyut ve Uyarılar
Dünya Sağlık Örgütü, PFAS’ı “insan sağlığı için endişe verici” olarak sınıflandırmış durumda. AB ülkeleri bazı PFAS türlerini yasaklamış olsa da, sanayi üretimi ve atık su yoluyla kimyasallar çevrede varlığını sürdürüyor. Özellikle kadınlarda MS’in erkeklere oranla 2-3 kat daha sık görülmesi, hormonal bağlantıya işaret ediyor. Araştırma, sadece genetik değil, çevresel faktörlerin de MS patogenezinde rol oynadığını güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Uzmanlar, içme suyu filtreleme sistemlerinin iyileştirilmesi ve endüstriyel atık kontrollerinin sıkılaştırılması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de de yakın zamanda belediye su kaynaklarında PFAS varlığına dair haberler gündeme gelmişti. MS hastalığı Türkiye’de yaklaşık 50 bin kişiyi etkiliyor ve her yıl yeni tanılar ekleniyor. Çevresel toksinlerle ilgili bu bulgu, Türkiye’de su kalitesi denetimlerinin güçlendirilmesi ve halk sağlığı politikalarının güncellenmesi gerektiğini düşündürüyor. Ayrıca MS ile mücadelede çevresel risk faktörlerinin de dikkate alınması, hastalığın önlenmesi ve tedavi stratejilerinde yeni bir boyut açabilir. Küresel ısınma ve kirliliğin arttığı bir dönemde, Türkiye’nin bu tür kimyasalların kullanımını sınırlayan uluslararası düzenlemelere uyum sağlaması kritik önem taşıyor.