15 Ağustos 2021'de Kâbil'in tahliyesinin ilk gecesinde, genç bir anne Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı'ndaki kalabalıkta beni buldu. Dilini konuştuğumu doğru bir şekilde tespit etmişti. Gecenin sonunda, ölmüş çocuğunun bedenini göğsüme bastırıyor ve bana bir şeyler söylüyordu. Bu an, Afganistan'daki savaşın son neslinin trajedisini ve ABD'nin geride bıraktığı ahlaki borcu simgeliyor.
Savaşın Son Nesli ve Ahlaki Borç
Afganistan'da yirmi yıl süren savaş, milyonlarca insanın hayatını derinden etkiledi. ABD'nin 2021'deki çekilmesi, savaşın son neslini belirsizlik içinde bıraktı. Bu nesil, savaşın yıkımını, kayıplarını ve travmasını doğrudan yaşadı. Kâbil'deki tahliye sırasında yaşanan kaos, bu insanların ne kadar çaresiz kaldığını gösterdi. Genç anne gibi pek çok Afgan, ülkeden kaçmaya çalışırken ya da kalırken büyük acılar çekti.
ABD'nin ahlaki borcu sadece askeri bir mesele değil; aynı zamanda insani bir sorumluluk. Savaş sırasında ABD, Afgan halkına demokrasi ve istikrar vaat etti. Ancak çekilme sonrası Taliban hızla kontrolü ele geçirdi ve birçok Afgan, özellikle kadınlar ve çocuklar, haklarını kaybetti. Bu durum, ABD'nin verdiği sözleri tutmadığı yönünde eleştirilere yol açtı. Savaşın son nesli, şimdi bu ihanet duygusuyla yaşıyor.
Ölen çocuğun annesi gibi insanlar, sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da yaralı. Savaşın sona ermesiyle birlikte, bu travmaların üstesinden gelmek daha da zorlaştı. ABD ve uluslararası toplum, bu nesle yönelik sorumluluklarını yerine getirmekte yetersiz kaldı. Mülteci krizleri, insani yardımların kesilmesi ve Taliban yönetimindeki baskılar, durumu daha da kötüleştirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Afganistan'daki durum, sadece ABD'yi değil, tüm bölgeyi ve dünyayı etkiliyor. Taliban'ın yönetimi, Orta Asya ve Güney Asya'da güvenlik endişelerini artırdı. Afganistan'ın istikrarsızlığı, terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı ve mülteci akınları gibi sorunları beraberinde getiriyor. komşu ülkeler, özellikle Pakistan ve İran, bu durumdan olumsuz etkileniyor.
Küresel anlamda, ABD'nin prestiji zedelendi. Batılı müttefikler, ABD'nin güvenilirliğini sorgulamaya başladı. NATO gibi ittifaklar, benzer bir çekilme senaryosuyla karşılaşabilecekleri endişesini taşıyor. Ayrıca, Çin ve Rusya gibi aktörler, Afganistan'da nüfuzlarını artırarak ABD'nin bölgedeki etkisini azaltmaya çalışıyor. Bu durum, küresel güç dengelerini değiştirebilir.
Afgan mülteciler, dünya genelinde kabul edilmekte zorlanıyor. Türkiye, İran ve Pakistan gibi ülkeler, milyonlarca Afgan mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu durum, bu ülkelerin ekonomik ve sosyal yapısını zorluyor. Uluslararası toplumun yeterli yardımı sağlamaması, krizi derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afganistan'daki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Özellikle mülteci akını, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik yükünü artırıyor. Türkiye, Afgan mültecilere yönelik insani yardımlarını sürdürürken, bir yandan da sınır güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel istikrar için Taliban ile diyalog kurma çabaları, dış politikada önemli bir yer tutuyor. ABD'nin çekilmesi, Türkiye'nin Afganistan'daki rolünü yeniden tanımlamasını gerektiriyor. Türkiye, hem NATO müttefiki olarak hem de bölgesel bir aktör olarak, Afganistan'da barış ve istikrarın sağlanması için çaba göstermeli. Ancak, artan mülteci baskısı ve ekonomik zorluklar, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu önemli sorunlar arasında.