Güney Afrika'nın 4,8 milyon nüfuslu ekonomik başkenti Johannesburg, mali krizin eşiğine geldi. Belediye, akaryakıt alacak parası olmadığı için çöp toplama, sokak aydınlatması ve park bakımı gibi temel hizmetleri askıya aldı. Bloomberg'den Jennifer Zabasajja'nın aktardığına göre, şehir yönetimi yolsuzluk skandallarıyla sarsılırken, halkın temel hizmetlere erişimi giderek zorlaşıyor. Johannesburg Belediye Başkanı Mpho Phalatse, krizin aşılması için merkezi hükümetten acil mali destek talebinde bulundu.
Krizin Arka Planı: Yolsuzluk ve Kötü Yönetim
Johannesburg'un mali çöküşü, yıllardır süregelen yolsuzluk ve kötü yönetimin bir sonucu olarak görülüyor. Belediye, son yıllarda kamu kaynaklarının yağmalandığı, ihale usulsüzlüklerinin yaşandığı ve borçlanmanın kontrolden çıktığı bir süreçten geçiyor. 2022 yılında belediyenin toplam borcu 20 milyar rand'a (yaklaşık 1,1 milyar dolar) ulaşırken, gelirlerin önemli bir kısmı faiz ödemelerine gidiyor. Akaryakıt tedarikçileri, ödenmemiş faturalar nedeniyle belediyeye yakıt vermeyi kesti. Bu durum, çöp kamyonlarının çalışmamasına, sokak lambalarının sönmesine ve parkların bakımsız kalmasına yol açtı. Şehirde yaşayanlar, artan suç oranları ve sağlıksız koşullar nedeniyle endişeli. Johannesburg Üniversitesi'nden kent uzmanı Profesör Susan Parnell, "Bu kriz, sadece mali değil, aynı zamanda bir yönetişim krizidir. Belediye, temel hizmetleri sağlayamaz hale geldiğinde, halkın devlete olan güveni tamamen sarsılır" dedi.
Kriz, Güney Afrika'nın en büyük şehirlerinden biri olan Johannesburg'u vururken, diğer belediyelerde de benzer sorunlar yaşanıyor. Ülke genelinde belediyelerin toplam borcu 2023 itibarıyla 100 milyar rand'ı aştı. Enerji şirketi Eskom'un borçları da eklendiğinde, kamu maliyesi üzerindeki baskı daha da artıyor. Johannesburg'daki kriz, Güney Afrika'nın ekonomik büyümesini de tehdit ediyor; çünkü şehir, ülkenin GSYİH'sının yaklaşık %16'sını üretiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Johannesburg'un mali çöküşü, sadece Güney Afrika'yı değil, tüm Afrika kıtasını etkileyebilecek bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Kıtanın en sanayileşmiş ekonomisi olan Güney Afrika, bölgesel istikrar için kritik öneme sahip. Johannesburg'un temel hizmetleri sağlayamaması, yabancı yatırımcıların güvenini sarsabilir. Özellikle madencilik ve finans sektörlerinde faaliyet gösteren uluslararası şirketler, Johannesburg'un altyapı sorunlarından doğrudan etkileniyor. Kriz, aynı zamanda Afrika kıtasındaki kentleşme ve yerel yönetim modellerinin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat), "Johannesburg'daki durum, hızla büyüyen Afrika şehirlerinin karşı karşıya olduğu mali ve yönetişim zorluklarının bir örneğidir" açıklamasını yaptı.
Küresel ölçekte, Johannesburg'un yaşadığı kriz, gelişmekte olan ülkelerdeki belediyelerin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Artan enerji fiyatları, pandemi sonrası borç yükü ve yolsuzluk, birçok şehri benzer bir çöküşe sürükleyebilir. Dünya Bankası, yerel yönetimlerin mali kapasitelerinin güçlendirilmesi için acil reformlar çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika kıtasıyla ticari ve diplomatik ilişkilerini son yıllarda önemli ölçüde geliştirmiştir. Johannesburg'un mali krizi, Türk şirketlerinin Güney Afrika'daki yatırımlarını ve ticaretini olumsuz etkileyebilir. Özellikle inşaat, enerji ve lojistik alanlarında faaliyet gösteren Türk firmaları, temel hizmetlerdeki aksamalar nedeniyle operasyonel zorluklarla karşılaşabilir. Ayrıca, bu kriz, Afrika'da yerel yönetimlerin borç yönetimi ve yolsuzlukla mücadele konularında reform ihtiyacını bir kez daha gündeme getirmektedir. Türkiye'nin Afrika politikası kapsamında, benzer krizlerin yaşanmaması için kıtadaki ortaklarına yönetişim danışmanlığı ve mali destek sağlaması düşünülebilir.