Ünlü podcast yayıncısı Joe Rogan ve eski bir ‘gururlu’ Trump destekçisi, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi’nin (ICE) son dönemde uyguladığı yöntemleri sert bir dille eleştirdi. Rogan, yayınında maskeli ve askeri teçhizatlı federal ajanların ABD sokaklarında “özgür toplumumuz için çok kaygan bir yamaç” oluşturduğunu söyledi. Konuk, daha önce Trump’a açık destek veren bir isim olarak, ICE’nin artan baskıları karşısında hayal kırıklığını dile getirdi ve “Bir zamanlar gurur duyuyordum; şimdi korkuyorum” ifadelerini kullandı.
Maskeli ajanlar ve militarize operasyonlar
Rogan, özellikle ICE’in düzenlediği baskınlarda kullandığı görünmez taktikleri gündeme getirdi. Maskeli ajanların evlere, iş yerlerine ve hatta okullara operasyon düzenlemesini eleştiren Rogan, bunun totaliter rejimleri anımsattığını vurguladı. “Bir devlet kurumu, vatandaşların karşısına yüzü kapalı çıkıyorsa, bu o toplumda bir sorun olduğunu gösterir” diyen Rogan, federal otoritenin bu şekilde kullanılmasının demokratik denetimi zayıflattığını savundu. Trump destekçisi konuk ise, göçmen karşıtı politikaların başlangıçta sınır güvenliği için gerekli olduğunu düşündüğünü, ancak uygulamaların kontrolden çıktığını belirtti.
ICE’nin son yıllarda artan yetkileri, özellikle Trump döneminde çıkarılan başkanlık kararnameleriyle genişlemişti. Biden yönetimi de bir yandan göçmen haklarını savunurken, diğer yandan ICE’nin operasyonel kapasitesini tamamen kaldırmadı. Bu durum, hem liberal hem de muhafazakar kesimlerde rahatsızlığa yol açıyor. Rogan ve konuğu, federal ajanların durdurma, arama ve sınır dışı etme işlemlerinde keyfi davrandığına dair çok sayıda rapor olduğunu aktardı.
Küresel yankılar ve insan hakları endişeleri
Rogan’ın yorumları, yalnızca ABD iç siyasetinde değil, uluslararası kamuoyunda da yankı buldu. Birleşmiş Milletler ve sivil toplum kuruluşları, ICE’nin yöntemlerini sıklıkla insan hakları ihlalleri kapsamında eleştiriyor. Avrupa Birliği’nden de benzer uyarılar geliyor; özellikle çocukların ailelerinden ayrılması ve mülteci kamplarındaki koşullar sert dille kınanıyor. Rogan’ın programında, bu tür eleştirilerin ana akım medyada yeterince yer almadığına dikkat çekildi. Konuk, “Medya ya Trump’ı ya Biden’ı destekliyor; gerçek mağdurlar unutuluyor” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Uzmanlar, ICE’nin maskeli operasyonlarının hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk açısından tartışmalı olduğunu belirtiyor. Özellikle dördüncü değişiklik kapsamında keyfi arama ve el koymaya karşı koruma sağlayan ABD Anayasası’nın, bu tür uygulamalarla ihlal edildiği iddia ediliyor. Rogan, “Hepimiz aynı gemideyiz; güvenlik adına özgürlüklerimizden vazgeçersek, zaten kaybetmiş sayılırız” çıkarımında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, özellikle sınır güvenliği ve göç yönetimi konularında benzer tartışmaların odağında yer alıyor. ABD’deki ICE eleştirileri, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarında güvenlik güçlerinin rolü ve sivil haklar dengesi açısından da dikkatle takip ediliyor. Ankara, terörle mücadele kapsamında geniş yetkiler kullanırken, bu uygulamaların sivil hak ve özgürlüklere etkisi Batılı müttefikler tarafından sorgulanabiliyor. Rogan’ın çizdiği “maskeli ajan” imgesi, Türk kamuoyunda özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası oluşan güvenlik hassasiyetleriyle karşılaştırıldığında, demokratik denetim mekanizmalarının önemini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye, kendi göç ve güvenlik politikalarını oluştururken, ABD örneğindeki gibi aşırı yetki genişlemesinin yol açabileceği toplumsal ve hukuki riskleri göz önünde bulundurmalıdır.