Tokyo'nun küçük bir restoranında, Nepal mantısı kokusu eşliğinde Budhathoki Samjhana, yıllarını vererek kurduğu işine veda etmek zorunda kalabilir. Japonya'nın katılaştırdığı vize kuralları nedeniyle, bu girişimci kadın şimdi hayalini yıkılmış hissediyor. 2015'te açtığı restoran, göçmen topluluğunun buluşma noktası haline gelmişti. Ancak yeni düzenlemeler, işletme sahibi olarak vize yenilemeyi neredeyse imkansız kılıyor.
Hayatını kuran göçmenler hedefte
Japonya, hızla yaşlanan nüfusu ve birçok sektördeki işgücü açığına rağmen, göçmen politikalarında katı çizgisini sürdürüyor. Özellikle küçük işletme sahiplerini etkileyen yeni vize şartları, işletmenin en az 5 milyon yen (yaklaşık 33.000 dolar) sermaye ile kurulmasını ve iki tam zamanlı çalışan istihdam edilmesini zorunlu kılıyor. Samjhana gibi birçok girişimci, yıllarca vergi ödeyip işletmesini büyütmesine rağmen bu şartları karşılayamıyor. Restoranı, pandemi sonrası turist akınıyla toparlanmaya çalışırken vize krizi, işleri daha da karmaşık hale getirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Japonya'nın bu harekâtı, diğer Asya ülkeleriyle rekabet halindeyken yabancı yatırımı caydırma riski taşıyor. Güney Kore ve Singapur, benzer işgücü açıklarına rağmen daha esnek vize politikalarıyla öne çıkarken, Japonya'nın korumacı tutumu ekonomik büyümesini sekteye uğratabilir. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Japonya'nın işgücünün yüzde 15'ini oluşturan yaşlı nüfus, bu tür katı düzenlemeleri daha da tartışmalı kılıyor. Uzmanlar, vizelerin sıkılaştırılmasının aksine, teknoloji ve hizmet sektörlerindeki açığı kapatmak için daha fazla göçmene ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, benzer demografik zorluklarla karşı karşıya olmasa da, yabancı yatırım ve girişimciler için vizeler konusunda daha esnek bir tutum sergiliyor. Özellikle Türkiye'nin komşu bölgelerdeki istikrarsızlık nedeniyle göç alması, Japonya'nın aksine bir politika izlemesine neden oluyor. Bununla birlikte, Japonya'nın yaşadığı bu çıkmaz, küresel düzeyde göçmen politikalarının ekonomik kalkınma ile nasıl dengelenmesi gerektiğine dair önemli bir ders niteliğinde. Türkiye, dış politika ve ticaret stratejilerinde bu tür düzenlemelerin yabancı sermayeyi nasıl etkileyebileceğini dikkate almalıdır.