Yıllardır Japonya’da yaşayan binlerce yabancı, Tokyo yönetiminin aniden sıkılaştırdığı vize kuralları nedeniyle ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor. Özellikle teknik ve insani yardım vizelerinde getirilen yeni şartlar, daha önce uzun süreli ikamet izni almış kişileri bile hedef alıyor. Japon hükümeti, resmi gerekçe olarak “yasadışı göçle mücadele” ve “iç güvenliği artırma” hedeflerini belirtse de eleştirmenler, uygulamaların ırkçılık boyutuna vardığını ve Japonya’nın daralan iş gücü piyasasına zarar vereceğini savunuyor.
Gelişmenin arka planı
Japonya Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı genelgeyle birlikte, “teknik staj” ve “bakım” vizelerinde ikamet süresi uzatma başvuruları büyük oranda reddedilmeye başlandı. Reddedilenler arasında, 10 yılı aşkın süredir Japonya’da yaşayan Filipinli, Vietnamlı ve Çinli işçiler bulunuyor. Başkent Tokyo başta olmak üzere, Osaka, Nagoya ve Fukuoka gibi büyük şehirlerde yaşayan yabancılar, vize yenileme için gerekli belgelerin aniden değiştiğini ve keyfi gerekçelerle başvurularının işleme alınmadığını belirtiyor.
Sendikalar, yılbaşından bu yana 3 binden fazla kişinin vize iptali veya yenileme reddi nedeniyle ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını tahmin ediyor. Bu durum özellikle 2019’da yürürlüğe giren “Belirli Becerili İşçi” vizesi kapsamında gelenler için büyük bir hayal kırıklığı yaratmış durumda. Söz konusu viza türü, aslında Japonya’nın yaşlanan nüfusu ve iş gücü açığını kapatmak için tasarlanmıştı. Ancak fiili uygulama, işçileri birkaç yıl içinde ülkeden ayrılmaya zorlayan geçici bir döngüye dönüştü.
Bölgesel veya küresel boyut
Japonya’nın bu katı vize politikaları, Asya-Pasifik bölgesinde benzer iş gücü ihtiyacı duyan diğer ülkeler tarafından da yakından izleniyor. Güney Kore, Tayvan ve Singapur gibi ekonomiler, Japonya’nın deneyimlerini kendi göç politikalarını şekillendirirken referans alıyor. Öte yandan, sıkı vize kuralları nedeniyle ülkeden çıkarılan işçilerin, başta Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada olmak üzere Batı ülkelerine yönelmesi bekleniyor. Bu durum, küresel yetenek savaşında Japonya’nın elini zayıflatabilir.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ne göre, Japonya’nın uygulamaları uluslararası işçi hakları sözleşmelerine aykırı olabilir. Özellikle uzun süreli ikamet etmiş ve vergi ödemiş kişilerin keyfi nedenlerle sınır dışı edilmesi, hukuki güvence eksikliğini gözler önüne seriyor. AB ülkeleri ve ABD, Tokyo’ya konuyla ilgili endişelerini iletti. Ancak Japon hükümeti, egemenlik hakkı çerçevesinde vize politikalarını belirleme özgürlüğü olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Japonya ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini geliştiren bir ülke konumunda. Japon vize kurallarının sıkılaşması, Türk vatandaşlarının Japonya’da iş veya eğitim fırsatlarını kısıtlayabilir. Doğrudan bir etki olmasa da, Japonya’nın bu politikası, Asya ülkelerinin göçmen işçilere yönelik tutumundaki genel bir sertleşme eğilimini yansıtıyor. Türkiye’nin benzer iş gücü ihtiyacı ve yaşlanan nüfus sorunu olmadığı için kısa vadede bir endişe yok. Ancak küresel iş gücü hareketliliğinin kısıtlanması, Türkiye’nin Asya’daki ticaret ortaklarıyla olan bağlarını dolaylı yoldan etkileyebilir. Özellikle Japon şirketlerinin Türkiye yatırımları, vize sorunları nedeniyle personel değişiminde aksamalar yaşayabilir.