Japonya ve Güney Kore, 12 Nisan'da Çin ve Rusya'ya ait stratejik bombardıman uçaklarının Doğu Çin Denizi'ndeki ortak hava devriyesine savaş uçaklarıyla müdahale etti. İki ülkenin hava kuvvetleri, Hava Savunma Tanımlama Bölgesi'ne yaklaşan uçakları izlemek üzere savaş uçaklarını acilen havalandırdı. Çin Halk Kurtuluş Ordusu Hava Kuvvetleri (PLAAF) ve Rus Hava-Uzay Kuvvetleri'ne ait Tu-95MS ve Xian H-6K bombardıman uçaklarının, uluslararası hava sahasında planlı bir devriye gerçekleştirdiği bildirildi.
Devriyenin kapsamı ve tarafların açıklamaları
PLAAF sözcüsü, devriyenin Japonya Denizi, Doğu Çin Denizi ve Batı Pasifik üzerinden gerçekleştiğini belirtti. Sözcü, “Bu devriye, iki ülkenin ortak tehditlere karşı koyma kararlılığını ve yeteneğini göstermektedir” ifadelerini kullandı. Rusya Savunma Bakanlığı ise, uçakların tüm uçuş kurallarına uyduğunu ve hiçbir ülkenin hava sahasını ihlal etmediğini açıkladı. Japonya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, savaş uçaklarının müdahalesinin rutin bir önlem olduğu vurgulandı. Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı da, kendi hava sahasına herhangi bir ihlal olmadığını ancak önlem amaçlı uçak kaldırdıklarını duyurdu.
Bu tür ortak devriyeler, Çin ve Rusya arasında 2019'dan bu yana düzenli olarak gerçekleştiriliyor. İki ülke, özellikle Ukrayna savaşı ve Tayvan gerilimi sonrası askeri iş birliğini artırmış durumda. Son devriye, Çin-Rus stratejik ortaklığının derinleştiğine işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Devriye, Doğu Asya'daki güvenlik dengelerini yeniden gündeme getirdi. Japonya ve Güney Kore, ABD'nin bölgedeki en önemli müttefikleri olarak Çin ve Rusya'nın artan askeri faaliyetlerini yakından izliyor. Uzmanlar, bu tür devriyelerin NATO'nun Doğu Avrupa'daki varlığına bir yanıt olarak görülebileceğini belirtiyor. Çin ve Rusya, BM Güvenlik Konseyi'nde sık sık Batı'nın tek taraflı eylemlerine karşı ortak duruş sergiliyor. Öte yandan, devriyenin Japonya'nın savunma harcamalarını artırma ve anayasal değişiklik tartışmalarını etkilemesi bekleniyor.
ABD Hint-Pasifik Komutanlığı, bölgedeki tüm askeri faaliyetlerin uluslararası hukuka uygun ve şeffaf olması gerektiğini belirterek, müttefikleriyle iş birliğini sürdüreceklerini duyurdu. Çin ve Rusya'nın ortak devriyeleri, 2025'te daha da sıklaşabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin de üyesi olduğu NATO'nun Asya-Pasifik'teki genişlemesi bağlamında önem taşıyor. Çin-Rus ekseninin askeri iş birliğini artırması, küresel güç dengelerini etkilerken Türkiye'nin çok yönlü dış politikasını da yakından ilgilendiriyor. Türkiye'nin hem NATO üyesi olması hem de Rusya ve Çin'le dengeli ilişkiler yürütmesi, bu tür krizlerde Ankara'nın manevra alanını daraltabilir. Ekonomik olarak ise, bölgesel gerginlikler enerji ve ticaret yollarının güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye'nin bu süreçte arabulucu veya dengeleyici bir rol üstlenip üstlenemeyeceği, önümüzdeki dönemde dış politika yapıcıları için bir sınav olacaktır.