Japonya, Büyük Okyanus'un batısında, mercan resifleriyle çevrili, gelgitin yükseldiği saatlerde toplam yüzölçümü 10 metrekarenin altına düşen iki kayalık üzerinde, yaklaşık 388.500 kilometrekarelik (150.000 mil kare) bir münhasır ekonomik bölge (MEB) iddiasında bulunuyor. Bu alan, Japonya'nın kendi kara yüzölçümünün neredeyse tamamına denk geliyor. Üzerinde yerleşim bulunmayan bu doğal oluşum, Okinotorishima adıyla biliniyor ve Tokyo'nun deniz yetki alanlarının temelini oluşturuyor. Ancak bu iddia, özellikle Çin'in 'üç deniz sorunu' olarak adlandırılan ve Pasifik'teki deniz hakimiyeti mücadelesinin merkezinde yer alan bir anlaşmazlığa dönüşmüş durumda.
Gelişmenin Arka Planı: Okinotorishima'nın Jeopolitik Önemi
Okinotorishima, Japonya'nın başkenti Tokyo'nun yaklaşık 1.740 kilometre güneyinde, Filipinler'in doğusunda yer alıyor. Bu kayalık, Japonya'nın en güneydeki toprak parçası olarak kabul ediliyor. Japon hükümeti, bu adayı 'ada' olarak nitelendirerek, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin (UNCLOS) 121. maddesi uyarınca MEB ve kıta sahanlığı iddiasında bulunuyor. Ancak Çin, bu kayalığın 'kaya' statüsünde olduğunu ve MEB iddiasına temel oluşturamayacağını savunuyor.
Japonya, iddiasını güçlendirmek için Okinotorishima'da kapsamlı bir altyapı inşa etti. Kayalıkların etrafına dalgakıranlar yerleştirildi, deniz seviyesinin üzerinde kalan alanlar betonla güçlendirildi ve bir gözlem istasyonu kuruldu. Ayrıca, Japonya Sahil Güvenliği'ne ait personel sürekli olarak bölgede bulunuyor. Bu yatırımlar, Japonya'nın bu uzak noktadaki egemenlik iddiasını uluslararası topluma kabul ettirme çabasının bir parçası.
Çin ise bu durumu 'üç deniz sorunu' (三海問題, sanhai mondai) olarak adlandırdığı stratejik bir perspektiften ele alıyor. Bu kavram, Doğu Çin Denizi'ndeki Senkaku/Diaoyu Adaları, Güney Çin Denizi'ndeki ikizkenar mercan adaları ve Pasifik'teki Okinotorishima çevresindeki deniz yetki alanları anlaşmazlıklarını kapsıyor. Pekin, bu alanlardaki ABD-Japonya ittifakının askeri varlığını kendi deniz güvenliğine yönelik bir tehdit olarak algılıyor ve bu nedenle bölgedeki iddialarını güçlendirmeye çalışıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Büyük Güç Rekabeti ve Uluslararası Hukuk
Okinotorishima anlaşmazlığı, Asya-Pasifik bölgesindeki büyük güç rekabetinin bir mikrokozmosu niteliğinde. Bu kayalıklar, stratejik konumları nedeniyle askeri açıdan da önem taşıyor. ABD ordusu, Japonya ile yaptığı savunma anlaşmaları çerçevesinde bölgede deniz ve hava devriyeleri gerçekleştiriyor. Çin ise, Hawaii'ye giden deniz yollarının kontrolü açısından kritik olan bu bölgede, 'ada zinciri' stratejisi kapsamında kendi askeri varlığını artırıyor.
Uluslararası hukuk açısından UNCLOS, kayalıkların MEB oluşturamayacağını ancak karasularına sahip olabileceğini belirtiyor. Ancak hangi doğal oluşumun 'ada' hangisinin 'kaya' sayılacağı konusunda net bir tanım yapılmıyor. Bu belirsizlik, tarafların kendi lehlerine yorum yapmasına olanak tanıyor. Japonya, Okinotorishima'nın üzerinde insan yerleşimi ve ekonomik faaliyet olduğunu iddia ederek 'ada' statüsünü savunuyor; Çin ise bu kayalığın gelgit sırasında sular altında kaldığını ve bu nedenle 'kaya' statüsünde olduğunu ileri sürüyor.
Bu hukuki ihtilaf, uluslararası tahkim mekanizmalarına da taşınmış durumda. Çin'in 2016 yılında Filipinler'in açtığı davada kaybetmesine rağmen, bu tür uyuşmazlıklarda diplomatik çözüm arayışı sürüyor. Uzmanlar, bu sorunun çözülmemesi halinde bölgedeki askeri gerilimin artabileceğine ve ticaret yollarının güvenliğinin tehlikeye girebileceğine dikkat çekiyor.
Pasifik'teki bu mücadele, aynı zamanda küresel deniz ticaretinin güvenliği açısından da kritik. Japonya, Çin, Güney Kore ve diğer Asya ülkeleri, enerji ihtiyaçlarının büyük bir kısmını bu deniz yollarından sağlıyor. Herhangi bir çatışma, küresel ekonomiyi olumsuz etkileyebilecek bir tedarik zinciri krizine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu anlaşmazlık, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel deniz güvenliği ve uluslararası hukuk bağlamında dolaylı etkiler yaratıyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'de benzer bir MEB ve kıta sahanlığı mücadelesi yürütüyor. UNCLOS'a taraf olmamasına rağmen, uluslararası hukuk normlarını esas alarak haklarını savunuyor. Bu nedenle, Pasifik'teki bu tür uyuşmazlıklar, uluslararası hukukun yorumlanmasına bağlı olarak farklı örnek teşkil ediyor. Ayrıca, Türkiye'nin deniz yetki alanlarını genişletme stratejileri (örneğin Mavi Vatan) ile Japonya'nın adacık güçlendirme politikaları arasında benzerlikler kurulabilir. Bölgedeki ABD-Çin rekabeti, küresel güç dengelerini etkilediğinden, Türkiye'nin denge siyaseti açısından da izlenmesi gereken bir gelişmedir.