Enerji sübvansiyonları, mali teşvik paketleri, zayıf para birimi ve merkez bankası bağımsızlığına yönelik siyasi müdahaleler... Bu unsurlar, 2022'de İngiltere'de Liz Truss hükümetinin piyasalarda yangın çıkaran politikalarını akla getiriyor. Ancak bu kez sahne Tokyo. Japonya, benzer bir ekonomik krizin eşiğinde olabilir. Ülkenin yeni başbakanı Şigeru İşiba, seçim vaatlerini yerine getirmek için kamu harcamalarını artırırken, Merkez Bankası üzerindeki baskı giderek büyüyor. Piyasalar ise İngiltere'deki Truss döneminde olduğu gibi, sürdürülemez mali politikaların sinyallerini veriyor.
Enerji sübvansiyonları ve mali teşvikler
Japonya, enerji fiyatlarındaki artışı hafifletmek için geniş çaplı sübvansiyon programları uyguluyor. Hükümet, akaryakıt ve elektrik faturalarını düşük tutmak için trilyonlarca yen harcıyor. Bu durum, bütçe açığını hızla büyütüyor. Aynı zamanda, Başbakan İşiba'nın seçim öncesi vaat ettiği nakit yardımları ve vergi indirimleri de kamu maliyesine ek yük bindiriyor. 2024 yılı için bütçe açığının GSYH'nin %7'sini aşması bekleniyor.
Bu gelişmeler, Japonya'nın zaten dünyanın en yüksek kamu borcu oranına (%260) sahip olduğu bir dönemde yaşanıyor. Ekonomistler, mevcut harcama politikalarının sürdürülemez olduğu konusunda uyarıyor.
Merkez bankası bağımsızlığı tehdit altında
Japonya Merkez Bankası (BOJ), uzun yıllardır süren ultra gevşek para politikasını sonlandırmaya hazırlanıyor. Ancak siyasi baskılar bu süreci zorlaştırıyor. Başbakan İşiba, faiz artırımlarının ekonomik büyümeyi yavaşlatacağı endişesiyle BOJ üzerinde baskı kuruyor. Geçtiğimiz haftalarda yaptığı bir açıklamada, "Merkez bankası politikaları hükümetin büyüme stratejisiyle uyumlu olmalı" diyerek bağımsızlık ilkesine gölge düşürdü.
Piyasalar bu durumu, İngiltere'de Truss hükümetinin BOE'ye yönelik müdahalelerine benzetiyor. O dönemde Truss'ın vergi indirimleri ve bütçe planları, İngiliz tahvillerinde çöküşe neden olmuş ve sterlin rekor seviyede değer kaybetmişti. Japonya'da da benzer bir senaryo yaşanabilir. Yen, dolar karşısında 150 seviyelerine gerileyerek 2022'den bu yana en düşük seviyeyi gördü.
Küresel etkileri ne olabilir?
Japonya'nın yaşadığı bu istikrarsızlık, küresel piyasalar için de risk oluşturuyor. Dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olan Japonya'da bir borç krizi, Asya piyasalarına sıçrayabilir. Ayrıca, Japonya'nın ABD tahvillerinin en büyük yabancı alıcılarından biri olduğu düşünüldüğünde, olası bir satış dalgası ABD faizlerini de etkileyebilir.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Japonya'yı mali disiplin konusunda uyarırken, derecelendirme kuruluşları da ülkenin kredi notunu düşürebileceklerinin sinyalini verdi. Moody's, Japonya'nın borç sürdürülebilirliğine ilişkin endişelerini dile getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'daki bu gelişmeler, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, küresel piyasalarda yaratacağı dalgalanma nedeniyle önem taşıyor. Türkiye gibi yüksek borçlu ve cari açık veren ülkeler, gelişmiş ülkelerdeki istikrarsızlıklardan kolayca etkilenebiliyor. Özellikle Japonya'nın tahvil faizlerinde yaşanacak bir yükseliş, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Japon yatırımcıların Türkiye'deki varlıklarını azaltması, TL üzerinde ek baskı yaratabilir. Bu nedenle Türkiye'nin, Japonya'daki gelişmeleri yakından izlemesi ve olası piyasa şoklarına karşı hazırlıklı olması gerekiyor.