Çin'in resmî askerî yayın organı PLA Daily, 28 Ağustos 2023 tarihli başyazısında Japonya'nın yıllık en büyük canlı atış tatbikatı Fuji 2023'ün artık savunma amaçlı olmadığını, aksine Tokyo'nun bölgesel askerî yayılmacılığının bir parçası olarak taarruz kapasitesini artırdığını iddia etti. Japonya Öz Savunma Kuvvetleri, 27 Ağustos'ta başlayan ve 11 Eylül'e kadar sürecek tatbikata yaklaşık 10 bin personel, 100 uçak ve 200 kara aracıyla katılıyor. PLA Daily'ye göre tatbikatta kullanılan silah sistemleri ve operasyonel yöntemler, Japon kuvvetlerinin geleneksel savunma doktrininden uzaklaştığını gösteriyor.
Gelişmenin arka planı: Fuji tatbikatının taarruzi dönüşümü
PLA Daily, Japonya'nın Fuji tatbikatında bu yıl ilk kez uzun menzilli füzeler ve saldırı helikopterleri gibi taarruz amaçlı platformları sergilediğini belirtti. Gazete, bu değişimin Japonya'nın anayasasının 9. maddesinde yer alan "savaştan feragat" ilkesine aykırı olduğunu savundu. Tokyo yönetimi ise tatbikatın "savunma amaçlı" olduğunu ve ada topraklarını korumaya yönelik olduğunu vurguluyor. Ancak Çin, Güney Kore ve Kuzey Kore gibi bölge ülkeleri, Japonya'nın askerî kapasitesini artırmasını yakından izliyor.
Son yıllarda Japonya, savunma harcamalarını 2027 yılına kadar GSYİH'sının %2'sine çıkarma planını açıkladı. Bu adım, ülkenin İkinci Dünya Savaşı sonrası pasifist duruşunda önemli bir kırılma olarak değerlendiriliyor. Ayrıca Tokyo, uzun menzilli seyir füzeleri satın almayı ve düşman üslerine karşı saldırı kabiliyeti geliştirmeyi planladığını duyurdu. Bu hamleler, özellikle Çin'in artan askerî gücü ve Kuzey Kore'nin füze tehditleri karşısında güvence arayışı olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Asya'da artan askerî gerilim
Fuji tatbikatı, sadece Japonya-Çin ekseninde değil, tüm Asya-Pasifik bölgesinde askerî gerilimlerin tırmandığı bir döneme denk geliyor. Çin, Tayvan çevresinde sıklaşan askerî tatbikatlar yaparken, ABD de bölgedeki müttefikleriyle ortak operasyonlarını artırıyor. Japonya, ABD'nin en önemli müttefiki olarak rolünü pekiştiriyor. ABD ve Japonya arasında imzalanan yeni savunma iş birliği anlaşmaları, iki ülkenin ortak hareket kabiliyetini artırmayı hedefliyor. Bu gelişmeler, Çin'in “Asya'da güvenlik mimarisini ABD hegemonyasından kurtarma” söylemiyle çatışıyor.
Analistler, Japonya'nın taarruz kapasitesini geliştirmesinin bölgede silahlanma yarışını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Güney Kore, geçen ay yeni bir balistik füze sistemi test ederken, Kuzey Kore de kıtalararası füze denemelerine devam ediyor. Bu ortamda, Japonya'nın anayasa değişikliği tartışmaları da ivme kazanıyor. Başbakan Fumio Kişida'nın liderliğindeki hükümet, Savunma Kuvvetleri'nin anayasal statüsünün netleştirilmesini ve gerektiğinde saldırı yetkisi verilmesini savunuyor. Bu durum, sivil toplum ve muhalefet tarafından eleştirilse de hükümet kamuoyunu ikna etmek için çaba harcıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın askerî kapasitesini artırması, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel güç dengeleri açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Asya-Pasifik'te artan gerilim, NATO'nun Hint-Pasifik stratejisi kapsamında Türkiye'nin de dahil olabileceği yeni güvenlik mimarilerini gündeme getirebilir. Ayrıca Japonya, savunma sanayii alanında Türkiye ile potansiyel iş birliği olan bir ülkedir. İki ülke arasında insansız hava araçları ve denizaltı teknolojileri gibi alanlarda ortak projeler konuşulabilir. Ancak, Çin'in tepkisi nedeniyle Türkiye'nin bu tür bir iş birliğinde dikkatli bir denge politikası izlemesi muhtemeldir. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Asya ülkeleriyle ticaret ve enerji bağlarını da dolaylı olarak etkileyebilir.