Japonya'nın Chiba eyaletinde etkili olan rekor düzeydeki sağanak yağış, en az dört kişinin ölümüne yol açarken, 22 binden fazla hanenin elektriksiz kaldığı ve özellikle Bon Budist tatil haftası nedeniyle binlerce kişinin mahsur kaldığı bildirildi. Yetkililer, sel ve heyelan nedeniyle çok sayıda yolun kapandığını, nehirlerin taştığını ve kurtarma ekiplerinin bölgeye sevk edildiğini açıkladı.
Gelişmenin arka planı: Chiba'da görülen en yoğun yağış
Japonya Meteoroloji Ajansı (JMA), Chiba eyaletinin bazı bölgelerine saatte 100 milimetreyi aşan yağış düştüğünü ve bunun bölgede kaydedilen en yoğun yağış olduğunu duyurdu. Yetkililer, yağışların özellikle 22-23 Ağustos tarihlerinde etkili olduğunu ve bazı bölgelerde 24 saatlik yağış miktarının 400 milimetreyi aşarak rekor kırdığını belirtti. Yoğun yağışlar, toprak kaymalarına ve evlerin sular altında kalmasına neden oldu. Ölenler arasında bir kadının evinin bahçesinde, bir kişinin arabasında ve iki kişinin de sel sularına kapılarak hayatını kaybettiği bildirildi. Ayrıca, iki kişinin de yaralandığı ve en az 10 bin kişinin tahliye edildiği ya da mahsur kaldığı açıklandı. Özellikle Chiba'nın kuzeyindeki kırsal bölgelerde, nehirlerin taşmasıyla köprülerin çöktüğü ve bazı mahallelerin tamamen izole olduğu belirtiliyor.
Japonya Başbakanı Fumio Kishida, afetin ardından yaptığı açıklamada, “Önceliğimiz insan hayatını kurtarmak. Tüm devlet kurumlarıyla birlikte çalışıyoruz” dedi. Hükümet, kurtarma çalışmaları için Savunma Kuvvetleri'ni bölgeye sevk ederken, JMA daha fazla yağış uyarısı yaparak bölge halkını dikkatli olmaya çağırdı. Japonya'da her yıl haziran ve eylül ayları arasında etkili olan yağışlı sezon nedeniyle sel ve heyelanlar sık yaşanıyor. Ancak bu kez görülen yağışın olağanüstü düzeyde olduğu vurgulanıyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin şiddetli yağışların sıklığını ve yoğunluğunu artırdığını ve Japonya'nın da bu durumdan etkilendiğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İklim değişikliği ve afet yönetimi
Japonya, dünyanın en gelişmiş afet yönetimi sistemlerinden birine sahip olmasına rağmen, değişen iklim koşulları nedeniyle yeni zorluklarla karşı karşıya kalmış durumda. Uzmanlar, küresel ısınmanın atmosferdeki nem oranını artırdığını ve bu durumun daha yoğun ve ani sağanak yağışlara neden olduğunu vurguluyor. Chiba'da yaşanan felaket, sadece Japonya'yı değil, tüm dünyayı etkileyen iklim krizinin bir göstergesi. Benzer aşırı hava olayları son yıllarda Almanya, Çin, Pakistan ve Brezilya gibi ülkelerde de büyük yıkımlara yol açtı. Küresel iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında Paris İklim Anlaşması'nın hedefleri doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltılması gerektiği bir kez daha gündeme geldi. Japonya, bu anlaşma kapsamında 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefini açıklamıştı ancak bu hedefe ulaşmak için daha hızlı adımlar atılması bekleniyor. Ayrıca, afetlere karşı dirençli altyapıların kurulması ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi de küresel ölçekte önem taşıyor.
Öte yandan, Bon tatili nedeniyle birçok Japon'un memleketini ziyaret ettiği bu dönemde yaşanan felaket, ulaşım ağlarının da ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Shinkansen hatlarının bazı bölümleri geçici olarak durdurulurken, başkent Tokyo'ya giden ana yolların bir kısmı trafiğe kapatıldı. Bu durum, bölgedeki ekonomik faaliyetlerin de sekteye uğramasında etkili oldu. Japonya Ekonomik Kalkınma Ajansı, felaketin ekonomik etkisinin milyonlarca dolara ulaşabileceğini tahmin ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz ve Orta Doğu bölgesi dahil birçok yerde görülen aşırı hava olaylarının küresel iklim değişikliğiyle bağlantısının bir kez daha altını çizmektedir. Türkiye, son yıllarda orman yangınları ve sellerle mücadele ederken, iklim değişikliğinin etkilerini yakından hissetmektedir. Japonya'daki afet, gelişmiş ülkelerin bile hazırlıklı olması gerektiğini göstermekte; Türkiye'nin afet yönetimi ve erken uyarı sistemlerini güçlendirmesinin önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, küresel iklim politikalarına uyum ve sera gazı emisyonlarının azaltılması konusundaki taahhütlerini sürdürmesi, bu tür felaketlerin önlenmesine katkı sağlayabilecektir. Türkiye ayrıca, Japonya gibi deprem ve sel riski taşıyan ülkelerle deneyim paylaşımında bulunarak karşılıklı öğrenme fırsatı elde edebilir.