Japonya hükümeti, yabancıların kalıcı oturum izni (eijū) başvurularında daha sıkı denetim uygulayacağını duyurdu. Yeni düzenleme kapsamında, başvuru sahiplerinin vergi ve sosyal güvenlik primlerini düzenli ödediğine dair belgeleri sunmaları zorunlu hale getirildi. Ayrıca, kamu sağlık sigortasına kayıtlı olmayan veya geç ödeme yapan kişilerin başvuruları reddedilebilecek. Bu adım, Japonya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon yabancıyı doğrudan etkiliyor.
Yeni kurallar neler getiriyor?
Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 1 Nisan 2025'ten itibaren yürürlüğe girecek olan yönetmelik değişikliği, kalıcı oturum izni için başvuran yabancılardan son beş yıla ait vergi ödeme belgelerini ve sosyal sigorta prim ödeme kayıtlarını talep ediyor. Daha önce sadece son üç yılın belgeleri isteniyordu. Ayrıca, başvuru sırasında herhangi bir kamu alacağına ilişkin gecikme faizi borcu bulunmaması şartı getirildi.
Japonya'da kalıcı oturum izni, genellikle 10 yıl kesintisiz ikamet, iyi ahlak ve ekonomik bağımsızlık gibi kriterlere bağlıydı. Ancak son yıllarda artan yabancı nüfus ve bazı skandallar, hükümeti denetimleri sıkılaştırmaya itti. 2023 yılında bazı yabancıların sahte belgelerle izin aldığı ortaya çıkmış, Göçmenlik Bürosu yetkilileri istifa etmişti.
Yeni düzenlemeyle birlikte, Göçmenlik ve Vatandaşlık Bürosu, başvuru sahiplerinin vergi dairesi ve belediye kayıtlarını elektronik ortamda çapraz kontrol edebilecek. Bu sayede beyan edilmeyen gelirler veya ödenmemiş primler tespit edilecek. Uzmanlar, bu uygulamanın bürokrasiyi artıracağını ancak sistemin güvenilirliğini güçlendireceğini belirtiyor.
Japonya'nın göç politikasındaki değişim
Japonya, yaşlanan nüfusu ve azalan iş gücü nedeniyle son on yılda yabancı işçi kabulünü artırdı. 2019'da yürürlüğe giren yeni ikamet statüleriyle düşük vasıflı işçiler için kapılar açıldı. Ancak kamuoyunda yabancılara yönelik olumsuz algı da arttı. 2024'te yapılan bir ankete göre, Japonların %60'ı yabancı sayısındaki artışı endişeyle karşılıyor.
Hükümet, bir yandan iş gücü ihtiyacını karşılarken diğer yandan düzensiz göçü ve suistimali engellemeye çalışıyor. Bu denge politikası, kalıcı oturum izni gibi uzun vadeli statülerde daha katı kurallar getirilmesine yol açıyor. Muhalefet partileri, düzenlemenin ayrımcı olduğunu ve yabancıları damgaladığını savunuyor. İnsan hakları örgütleri ise geç ödeme gibi durumların ağır cezalara dönüşmemesi gerektiğini vurguluyor.
Japonya'da kalıcı oturum izni, vatandaşlığa giden yolda önemli bir adım olarak görülüyor. İzin alanlar, süresiz oturma, çalışma ve sosyal haklardan yararlanma hakkına sahip oluyor. Ancak vatandaşlık için ayrıca başvuru ve dil sınavı gibi şartlar bulunuyor. Yeni kurallar, bu süreci daha da zorlaştıracak.
Bölgesel ve küresel yansımaları
Japonya'nın bu adımı, benzer göç politikaları izleyen diğer gelişmiş ülkelerle paralellik gösteriyor. ABD, Kanada, Avustralya ve Avrupa ülkeleri de son yıllarda kalıcı oturum ve vatandaşlık başvurularında daha sıkı denetimler getirdi. Küresel ölçekte göçmen karşıtı rüzgarların güçlendiği bir dönemde, Japonya'nın hamlesi Asya-Pasifik bölgesinde de yankı bulabilir. Güney Kore ve Tayvan gibi benzer demografik sorunlar yaşayan ülkeler, Japonya'nın uygulamalarını yakından takip ediyor.
Öte yandan, Japonya'nın iş gücü açığı, nitelikli yabancıları çekmek için daha esnek politikalar gerektiriyor. Yeni kurallar, potansiyel göçmenleri caydırabilir ve ülkenin rekabet gücünü zayıflatabilir. Ekonomistler, kalıcı oturum izni alan yabancıların genellikle daha yüksek vergi ödediğini ve yerel ekonomilere katkı sağladığını hatırlatıyor. Bu nedenle, dengeyi iyi kurmak gerekiyor.
Japonya'da yaşayan Türk vatandaşları da bu değişikliklerden etkilenebilir. Resmi verilere göre, Japonya'da yaklaşık 5 bin Türk vatandaşı yaşıyor. Çoğu, çalışma vizesi veya öğrenci statüsünde. Kalıcı oturum izni başvurusu yapacak olanlar, yeni belge şartlarını karşılamak zorunda kalacak. Türk dernekleri, üyelerini bilgilendirmek için çalışma başlattı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın kalıcı oturum izni kurallarını sıkılaştırması, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da küresel göç eğilimleri açısından önemli bir dönüm noktası. Türkiye, son yıllarda hem göç veren hem de göç alan bir ülke konumunda. Japonya'daki Türk toplumu küçük olsa da, bu tür düzenlemeler yurt dışındaki vatandaşlarımızın haklarını koruma politikalarını gündeme getiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin kendi göç ve oturum politikalarında da benzer sıkılaştırmalar tartışılıyor. Japonya örneği, denge arayışında bir referans olabilir. İki ülke arasında göç anlaşmaları veya sosyal güvenlik anlaşmaları bulunmuyor; bu eksiklik, vatandaşlarımızı olumsuz etkileyebilir.