Japonya Merkez Bankası (BOJ), önümüzdeki hafta yapılacak para politikası toplantısında faiz oranını 31 yılın en yüksek seviyesine çıkarmaya hazırlanıyor ve gelecekte daha fazla artırım yapılacağının sinyalini veriyor. Bu hamle, BOJ'un uzun süredir devam eden ultra gevşek para politikasından çıkış çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kaynaklara göre, BOJ yönetim kurulu üyeleri, enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi ve ücret artışlarının yaygınlaşması nedeniyle politika faizini yüzde 0,5'ten yüzde 0,75 veya 1,0 seviyesine yükseltmeyi tartışıyor. Bu, 1994 yılından bu yana en yüksek faiz oranı olacak.
Gelişmenin arka planı: BOJ'un sıkılaştırma döngüsü
BOJ, 2024 Mart ayında negatif faiz politikasına son vererek kısa vadeli faiz oranını yüzde 0-0,1 aralığına çekmişti. Ardından Temmuz ayında faizi yüzde 0,25'e yükseltmişti. Şimdi ise enflasyonist baskıların devam etmesi ve Japon yeninin zayıflamasının ithalat maliyetlerini artırması nedeniyle daha fazla sıkılaştırmaya gidilmesi bekleniyor. Japonya'da çekirdek enflasyon, son aylarda yüzde 2'nin üzerinde seyrediyor ve BOJ, 2025 mali yılında enflasyonun yüzde 2 hedefinin üzerinde kalacağını öngörüyor. Ayrıca, büyük şirketlerin bu yılki ücret müzakerelerinde yüksek oranlı zamlar yapması, BOJ'un sıkılaştırma döngüsünü hızlandırmasına neden oluyor.
BOJ Başkanı Kazuo Ueda, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamalarda, enflasyon beklentileri ve ücret artışları doğrultusunda faiz artırımına devam edeceklerini belirtmişti. Piyasalar, BOJ'un faiz kararının yanı sıra varlık alım programını da azaltmasını bekliyor. BOJ, 10 yıllık devlet tahvili alımlarını ayda yaklaşık 6 trilyon yenden daha düşük bir seviyeye çekmeyi planlıyor.
Küresel ekonomi ve piyasalar açısından önemi
BOJ'un faiz artırımı, küresel piyasalarda önemli yankı uyandıracak. Japonya, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi ve küresel tahvil piyasalarında önemli bir oyuncu. BOJ'un faiz artırımı, Japon yatırımcıların yurtdışı tahvillere olan talebini azaltabilir ve gelişmekte olan piyasalardan fon çıkışına neden olabilir. Ayrıca, yenin güçlenmesi, Japon ihracatçılarını olumsuz etkilerken, Asya ve diğer bölgelerdeki rekabetçilik dengesini değiştirebilir. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz indirim döngüsüne hazırlanırken BOJ'un sıkılaştırması, küresel faiz farklılıklarını artıracak ve döviz piyasalarında volatiliteye yol açacak.
Analistler, BOJ'un faiz artırımının gelişmekte olan piyasalar için karışık etkileri olacağını belirtiyor. Bir yandan, yenin güçlenmesi Türkiye gibi ülkelerin ithalat maliyetlerini düşürebilir. Öte yandan, Japonya'dan sermaye çıkışı, küresel fon maliyetlerini artırarak gelişmekte olan piyasaların borçlanma koşullarını zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BOJ'un faiz artırımı, Türkiye ekonomisi üzerinde doğrudan sınırlı etkiye sahip olsa da, küresel fon akışları ve döviz kurları kanalıyla dolaylı etkiler yaratabilir. Japonya'dan çıkacak sermaye, gelişmekte olan piyasalardan fon çıkışına yol açarak TL üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak yenin güçlenmesi, Türkiye'nin Japonya'dan ithal ettiği otomotiv ve elektronik gibi ürünlerin maliyetini düşürebilir. Türkiye'nin dış ticaret açığı verdiği bir dönemde bu olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, küresel faiz artış eğilimi, TCMB'nin faiz indirim planlarını erteleyebilir ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir. Türkiye, Japonya ile ekonomik ilişkilerini çeşitlendirerek bu tür küresel dalgalanmalardan daha az etkilenebilir.