Japonya Merkez Bankası (BoJ), politika faizini 1995 yılından bu yana en yüksek seviyesi olan yüzde 0,5'e yükseltti. Tokyo'da 24 Ocak 2025 tarihinde alınan bu karar, bankanın 2024 yılında başlattığı faiz artırım döngüsünün en somut adımı olarak değerlendiriliyor. BoJ, yıllardır sıfıra yakın seyreden faiz oranlarını kademeli olarak artırarak, enflasyonla mücadele ve yenin değer kaybını durdurmayı hedefliyor.
Gelişmenin arka planı
BoJ, uzun yıllar süren negatif faiz politikasını 2024 yılında sonlandırmış ve faiz oranlarını kademeli olarak artırmaya başlamıştı. Bugünkü kararla birlikte politika faizi, 1995'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaşmış oldu. Banka, yaptığı açıklamada enflasyon beklentilerinin yüzde 2 hedefinin üzerinde seyretmesi ve ücret artışlarının enflasyonist baskıları körüklemesi nedeniyle sıkılaştırmaya devam etme kararı aldığını belirtti. Özellikle hizmet sektöründe görülen fiyat artışları, BoJ'un endişelerini artıran faktörler arasında yer alıyor.
Ekonomistler, BoJ'un faiz artırımına devam edebileceğini ancak küresel ekonomideki yavaşlama ve jeopolitik risklerin bu süreci sınırlayabileceğini ifade ediyor. Japonya'da enflasyon oranı, enerji ve gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle yüzde 3'ün üzerinde seyretmeye devam ediyor. BoJ Başkanı Kazuo Ueda, karar sonrası yaptığı basın toplantısında, enflasyonu kontrol altına almak için gerektiğinde daha fazla sıkılaştırma yapmaya hazır olduklarını söyledi.
Bölgesel ve küresel boyut
Japonya'nın faiz artırımı, küresel piyasalarda önemli yankı uyandırdı. Asya borsaları, BoJ'un hamlesiyle birlikte dalgalı bir seyir izledi. Özellikle Çin ve Güney Kore gibi bölge ekonomileri, faiz artırımının kendi ihracat performanslarını olumsuz etkileyebileceği endişesiyle yakından takip ediyor. Yenin değer kazanması, Japon ihracatçılarını zorlayabilir ancak ithalat maliyetlerini düşürerek enflasyonu hafifletebilir.
Küresel ölçekte ise, Japonya'nın faiz artırımı, gelişmiş ülke merkez bankalarının izlediği sıkılaştırma politikalarının bir yansıması olarak görülüyor. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB), enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarını artırırken, Japonya'nın da bu trende katılması, küresel likidite koşullarını daha da sıkılaştırabilir. Öte yandan, Japonya'nın faiz artırımı, carry trade işlemlerini etkileyerek gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın faiz artırımı, Türkiye ekonomisi açısından dolaylı ancak önemli etkilere sahip olabilir. Küresel faizlerin yükselmesi, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırarak TL üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, yen üzerinden yürütülen carry trade işlemlerinin azalması, Türkiye gibi yüksek faizli ülkelerin finansman koşullarını zorlaştırabilir. Öte yandan, Japonya ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi sınırlı olduğu için doğrudan bir etki beklenmiyor. Ancak küresel likidite sıkışıklığı ve risk iştahındaki azalma, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını olumsuz etkileyebilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) bu gelişmeleri dikkate alarak para politikasını şekillendirmesi bekleniyor.