Japonya Merkez Bankası (BOJ), yükselen fiyatlarla mücadele amacıyla politika faizini 31 yılın en yüksek seviyesine çıkardı. Banka, kısa vadeli faiz oranını -0,1'den 0,1'e yükselterek 2007'den bu yana ilk kez faiz artırımına gitti. Karar, ülkede uzun süredir devam eden deflasyon ve düşük enflasyon döneminin sona erdiği yönünde güçlü bir sinyal olarak yorumlanıyor. Küresel enerji fiyatlarındaki artış ve zayıf yen, ithal maliyetleri yükselterek enflasyonu körüklüyor.
Faiz Artışının Arka Planı
Japonya, 1990'lardan bu yana deflasyon ve durgunlukla mücadele ediyordu. Merkez Bankası, yıllarca negatif faiz ve varlık alım programlarıyla ekonomiyi canlandırmaya çalıştı. Ancak 2022'den itibaren küresel enerji fiyatlarındaki şok ve tedarik zinciri sorunları, Japonya'da da enflasyonu %4'e yaklaştırdı. Bu, hedeflenen %2'nin oldukça üzerinde. BOJ Başkanı Kazuo Ueda, son basın toplantısında "ücret artışları ve hizmet fiyatlarının enflasyonu kalıcı hale getirdiğini" belirterek, para politikasında normalleşme adımlarının devam edebileceğini ima etti.
Piyasalar kararı büyük ölçüde bekliyordu; ancak faiz artışının ardından yen, dolar karşısında değer kazandı, Tokyo borsası ise banka hisselerindeki yükselişle günü artıda kapattı. Ekonomistler, Japonya'nın artık negatif faiz dönemini geride bıraktığını ve ileride daha fazla sıkılaştırma gelebileceğini öngörüyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Japonya'nın faiz kararı, küresel merkez bankalarının son iki yıldır sürdürdüğü sıkılaştırma dalgasının bir parçası. ABD Federal Rezervi, Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası da enflasyonla mücadele için faizleri artırdı. Ancak Japonya, uzun süre bu trendin dışında kalmıştı. Şimdi atılan adım, küresel likidite koşullarını etkileyebilir. Özellikle carry trade denilen ve düşük faizli yen ile borçlanıp yüksek getirili varlıklara yatırım yapmayı içeren stratejiler için Japonya'nın faiz artışı önemli bir değişim sinyali.
Asya-Pasifik bölgesinde ise Çin, Güney Kore ve Tayvan gibi ihracatçı ekonomiler, Japonya'nın para politikasındaki bu değişimi yakından izliyor. Yen'in değer kazanması, Japon ihracatını pahalı hale getirerek rekabet dengelerini değiştirebilir. Ayrıca Japonya'nın enerji ithalatındaki maliyet artışı, küresel enerji piyasalarında da yankı uyandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın faiz artışı, doğrudan Türkiye ile sınırlı bir ilişkiye sahip olsa da küresel sermaye akımları üzerinden dolaylı etkileri olabilir. Japonya, uzun yıllar düşük faiz politikasıyla küresel piyasalara ucuz likidite sağlayan bir kaynak ülkeydi. Faiz artışı, Japon yatırımcıların yurt dışındaki riskli varlıklardan çekilmesine ve sermayenin Japonya'ya dönmesine yol açabilir. Bu durum, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini artırabilir ve portföy yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca yenin değer kazanması, Türkiye'nin Japonya ile olan ticaretinde rekabet koşullarını değiştirebilir. Ancak doğrudan bir Türkiye-Japonya ekonomik bağımlılığı düşük olduğu için etki sınırlı kalabilir.